Haberi Dinlemek için TIKLAYINIZ...!

Siyasi İtibarın Dayanılmaz Hafifliği

Siyasete ve siyasetçiye olan güven azalırsa, siyasetçinin itibarı da yok olur. Eğer söz vermişseniz, o sözünüzü tutacaksınız. Tutmazsanız güven erozyona uğrar ve sonunda yok olup gidersiniz.

CHP’de iki dönem milletvekilliği, bir dönem il belediye başkanlığı ve üç dönem büyükşehir belediye başkanlığı kazanan Ö. Ç., yaptığı parti değişikliği ile halkın gözünden düşmüş, itibarı tükenmiştir. Artık bu saatten sonra Özlem Çerçioğlu’nun Aydın’da seçim kazanma şansı kalmamıştır. Her ne kadar yanında birçok kişiyi beraberinde AKP’ye götürse de, onların çoğu ekmek parası için rol yapmaktadır. En küçük taşeron işçiden daire başkanına, gazeteciden belediye başkanlarına kadar yanında görünenlerin çoğu, mecburiyetin rolünü oynamaktadır.

Dedik ya, ne yapsa boş. Ne kadar misafir ağırlasa, ne kadar ziyaret yapsa, ne kadar büyük konserler düzenlese düzenlesin; kaybolan itibar geri gelmez. Hatta devasa mitingler yapılsa, bu mitinglerde Cumhurbaşkanı Erdoğan bile meydanları doldursa, eriyen itibar yeniden yükselemez.

Halkın gözünden ve gönlünden düşen, suni teneffüslerle, kalp masajı misali zorlamalarla ayağa kalkamaz. Hiçbir güç, hiçbir konser, hiçbir sahte tebessüm, hiçbir isim ve hiçbir organizasyon kaybedilen itibarı geri getiremez.

Çünkü itibar; satın alınmaz, ödünç verilmez, devredilmez, zorla oluşturulmaz. Bir kez yitirildi mi, hiçbir güç onu geri döndüremez. İtibarı oluşturan gönüllü destek, doğal bir sadakatten doğar; dayatma ve şovla geri kazanılamaz. Siyasi güçle ise asla mümkün olmaz.

Ö. Ç., eski itibarını kazanmak için her yolu deniyor ama nafile. Şurada üç yıldan biraz fazla bir zamanı kaldı. Erken seçim olmazsa, başka bir şekilde görevden ayrılmazsa, son üç buçuk yıl. Bu süre dolduğunda ve evine döndüğünde, bugün yanında olanlar bile onu unutacak; yolda gördüklerinde selam bile vermeyeceklerdir. Tabii sokağa çıkabilirse.

Unutmadan… Ö. Ç., yıllarca CHP Aydın örgütünü dizayn etmiş, örgüt üzerinde siyasi tahakküm kurmuştu. Çevresindeki yalakalar aracılığıyla şirketler üzerinden işe alınanlar partiye üye yapılmış, bu yolla delege seçimleri manipüle edilmişti. Şimdi gittiği partide böyle bir düzen olmadığı için aynı yöntemleri uygulaması mümkün değil. Daha önce seçmenlerine “Biz olmazsak AKP gelir” diyerek korku siyaseti yapmış, rakiplerine “Turist Ömer” yakıştırmasıyla küçümseyici bir dil kullanmıştı. Peki şimdi ne diyor acaba?

Bir zamanlar sinemada “Kezban” serisi vardı: Kezban Paris’te, Kezban Roma’da gibi… Görünen o ki, “Özlem AKP’de” filmini gördük, sırada “Özlem Amerika’da” filmi var gibi. Bakalım bu filmin sonu nasıl bitecek?

 “Delilik, kişide seyrek görülen bir nesnedir; gruplar, partiler, uluslar, çağlar için ise bir kural hâlindedir.”
(Friedrich Nietzsche)