Aydın’ın Sessiz Kırılganlığı: Altyapı, Zemin ve Kentleşme Üzerine Bir Mühendislik Analizi

Aydın, tarih boyunca bereketiyle anılan bir ova kentidir. Ancak bugün kentleşme baskısı, altyapı yetersizlikleri ve iklim değişikliği etkileri, bu bereketli coğrafyayı görünmez risklerle yüz yüze bırakıyor. Son yıllarda yaşadığımız her sağanak, her yaz nüfus yoğunluğu, her deprem hareketliliği bize aynı şeyi fısıldıyor:
“Bu şehir, mühendislik açısından kritik bir eşiğe geldi.”
Bu yazı, hem teknik doğrulara sadık kalan hem de okurun gündelik hayatında gördüğü sorunların ardındaki bilimsel gerçekleri anlatan bir araştırmanın özetidir.
1. Aydın’ın Altyapı Gerçeği: Gizlenen Pik Yükler
1.1. Yağmur Suyu Hatları 1990’ların Hesaplarıyla Çalışıyor
Birçok ilçe, 25–30 yıl önceki nüfus ve yağış verilerine göre tasarlanmış drenaj hatlarına sahip.
Oysa bugün Aydın’da ani yağış yoğunluğu %35’e yakın arttı. Bu artış, eski hatlarda debinin anlık olarak kritik seviyenin üzerine çıkmasına ve yolların göllenmesine, kanalizasyon hatlarının yağmur yüküyle çökmesine, evsel atıkların geri basmasına neden oluyor.
1.2. Birleşik Sistem: En Temel Hidrolik Hata
Efeler ve Söke’nin birçok bölgesinde hâlâ aynı boru hem yağmur hem kanalizasyon taşıyor.
Bu, mühendislik açısından en hızlı arızaya yol açan sistemdir.
Teknik olarak birleşik sistemlerin pik yağışlarda kapasiteyi iki kat aşması normaldir – sorun tasarımda değil, tasarımın güncellenmemiş olmasındadır.
1.3. Derelerde Kesit Daralması ve Sediment Birikimi

Aydın’daki küçük yan derelerin çoğu düzenli bakım görmediği için, kesit daralmaları %40’a varıyor.
Bu da normal debide bile taşkın riskini artırıyor.
2. Trafik ve Yol Altyapısı: Turizm Baskısı Altında Çözülen Kapasite
Kuşadası ve Didim’de yaz aylarında nüfusun üç katına çıkması, dar yol kesitleriyle birleştiğinde trafikte mühendislik açısından “kapasite çökmesi” yaşanıyor.
Pek çok yolun şerit genişliği 3,25 m’nin altında.
Otoparklar yetersiz olduğu için taşıtlar yol kenarını işgal ediyor.
Kavşak geometrileri TSE’nin 2022 standartlarını karşılamıyor.
Yani sorun yalnız trafik değil; yol mühendisliği açısından da tasarım parametreleri güncelleme gerektiriyor.
3. Aydın’da Zemin ve Deprem Gerçeği: Sessiz Ama Kritik Tehdit
En az konuşulan fakat en teknik risklerden biri zemin yapısıdır.
3.1. Alüvyal Zeminlerde Yoğun Yapılaşma
Aydın Ovası’nın büyük kısmı zayıf taşıma gücüne sahip alüvyonlar üzerinde.
Bu zeminlerde: oturma farklılıkları, sıvılaşma, depremde yayılma dalgalarının büyümesi sık görülür.
Yüksek yapılaşmanın arttığı Efeler ve İncirliova’da proje kontrolleri hem statik hesaplar hem de geoteknik etütler açısından sürekli yenilenmelidir.

3.2. Deprem Yönetmeliği 2018: Aydın İçin Bir Test
Yeni yönetmelik, özellikle taşıyıcı sistem detaylarında çok daha sıkı parametreler içeriyor.
Ancak ilçelerin büyük bölümünde hâlâ eski projelerin “tip proje güncellemeleri” üzerinden ruhsat talepleri geliyor.
Bu da deprem güvenliği açısından ciddi belirsizlik yaratıyor.
4. Kentleşme Baskısı: Planlama ve Mühendislik Arasındaki Kopukluk
Aydın’ın büyümesi kaçınılmaz. Ancak büyüme, planlama-mühendislik entegrasyonu olmadan gerçekleşiyor.
4.1. Yoğunluk Artışı Altyapı Kapasitesini Aşıyor
İmar planlarına sonradan eklenen yoğunluklar; su, arıtma, kanalizasyon ve yol kapasitesini zorlayarak altyapı ömrünü kısaltıyor.
4.2. Kıyı Yerleşimlerinde Erozyon ve Yeraltı Suyu Problemleri
Didim ve Kuşadası’nda yüksek yoğunluklu siteler: kıyı erozyonunu hızlandırıyor, yağmur suyu drenajını engelliyor, yeraltı su seviyesinde dengesizlik yaratıyor.
Arazi kullanım kararlarının mutlaka çevresel taşıma kapasitesi analizleri ile desteklenmesi gerekiyor.

5. Jeotermal Enerji ve Çevresel Mühendislik Sorunları
Jeotermal enerji Aydın için değerli bir kaynak.
Ancak bölgedeki tesislerin bir kısmında re-enjeksiyon (geri basma) süreçlerinin tam kapasite uygulanmaması, yüzeye çıkan akışkanların çevrede koku, buhar ve tarımsal etkiler yaratmasına yol açıyor.
Bu durum, çevresel mühendislik açısından şu riskleri doğuruyor: yeraltı sıcaklık değerlerinde değişim, yüzey suyu kirlenmesi, ovada mikro iklim etkileri.
Jeotermal tesisler bağımsız denetimlerle izlenmediği sürece bu sorunlar devam eder.

6. Aydın İçin Gerçekçi ve Bilim Temelli Çözüm Önerileri
1) 2050 Projeksiyonlu Altyapı Master Planı
Tüm il ve ilçeleri kapsayan, nüfus artışı ve iklim verilerine göre tasarlanmış, yeniden modelleme içeren bir plan zorunludur.
2) Yağmur Suyu ve Kanalizasyon Hatlarının Ayrılması
Uzun vadede, birleşik sistem tüm ilçelerde kaldırılmalı; modern drenaj altyapısı kurulmalıdır.
3) Zemin Etütlerinin Yenilenmesi ve Zorunlu Kılınması
Sadece yeni binalar değil, merkezi bölgelerdeki mevcut yapılaşma için de zemin yenileme etütleri yapılmalıdır.
4) Deprem Odaklı Kentsel Dönüşüm
Yapısal performans esaslı dönüşüm, Aydın’ın en kritik ihtiyacıdır.
5) Jeotermal Denetimlerinin Bağımsız Kuruma Verilmesi
Hem çevre hem mühendislik açısından sürdürülebilirliği sağlar.

Aydın’ın Geleceği, Bilimle Kurulacak Bir Dengeye Bağlı
Aydın’ı tehdit eden sorunların çoğu anlık değil, birikimli.
Mühendisliğin temel ilkesi şudur:
“Risk, gecikmenin birikmiş halidir.”
Biz mühendisler için önemli olan, bugünün sorunlarını yarının krizine dönüşmeden görmek ve çözmektir.
Aydın, doğru planlama ve bilimsel altyapı yatırımlarıyla gücünü yeniden ortaya çıkarabilecek bir kenttir.
Yeter ki teknik gerçekleri görmezden gelmeyelim; kentleşmeyi sadece yapılaşma değil, yaşanabilirlik olarak ele alalım. İnş. Müh. Fatma Çanakçı















































