Deprem Kapıda: Aliağa İçin Alarm Zilleri Çalıyor
DEM Parti’den Deprem Gerçeğine Dair Kritik Uyarılar

Türkiye’nin en riskli deprem kuşaklarından birinde yer alan İzmir ve çevresi, bilimsel çalışmalara göre her geçen gün artan bir sismik hareketlilikle karşı karşıya. Uzmanlar, İzmir Körfezi ve kuzeyindeki fay sistemlerinde Foça’dan Bergama’ya, Menemen’den Dikili’ye uzanan geniş hattın yüksek deprem riski taşıdığına dikkat çekiyor. Bu tablo, ağır sanayi tesisleriyle öne çıkan Aliağa için çok daha büyük tehlikeleri barındırıyor.
Sanayi Yükü Deprem Riskini Katlıyor
Rafineri, petrokimya tesisleri, akaryakıt depolama alanları, liman işletmeleri ve gemi söküm tesisleriyle iç içe yaşayan Aliağa’da olası bir deprem yalnızca bina hasarıyla sınırlı kalmayacak. Kimyasal sızıntılar, patlamalar, yangınlar, liman çökmesi, petrol ve gaz hatlarının zarar görmesi gibi ikincil afetler, uzmanlara göre “depremin kendisi kadar yıkıcı” sonuçlar doğurabilir.
“Aliağa Kendi Haline Terk Edildi”
Tüm bu risklere rağmen merkezi hükümetlerin, devlet kurumlarının ve bugüne kadar görev yapan yerel yönetimlerin bütünlüklü bir deprem hazırlığı olmadığına dikkat çeken DEM Parti Aliağa İlçe Örgütü, mevcut durumu “kentin kaderine terk edildiği bir ihmal zinciri” olarak tanımlıyor.
Kentteki temel sorunlar şöyle sıralanıyor:
Denetimsiz ve güvensiz yapı stoku
Sanayi tesislerinin deprem senaryolarının kamuoyuyla paylaşılmaması
Tahliye planlarının, toplanma alanlarının ve acil müdahale mekanizmalarının yetersizliği
Halkın, işçilerin ve toplulukların afet eğitimlerinden yoksun bırakılması
DEM Parti, bu tablonun yalnızca yerel yönetim eksikliği değil, “depremi yönetemeyen ve kamusal planlamayı sermaye çıkarlarına teslim eden bir devlet aklının sonucu” olduğunu vurguluyor.
Deprem Paneli: Önemli Bir Başlangıç
Yeni kurulan Demokrasi ve Kültür Derneği’nin düzenlediği “Aliağa’da Deprem Gerçeği ve Afet Farkındalığı” paneline katıldıklarını belirten DEM Parti Aliağa İlçe Örgütü, İnşaat Yüksek Mühendisi Fatih Özer’in paylaştığı bilimsel verilerin kent için hayati önem taşıdığını ifade etti.
Ancak etkinliğe belediyenin, siyasi partilerin, meslek odalarının ve yerel basının düşük düzeyde katılım göstermesi “son derece düşündürücü” bulundu. DEM Parti, bu durumu “toplumsal uyanış konusunda hepimize düşen sorumluluğun büyüklüğünü gösteren bir uyarı” olarak değerlendirdi.
DEM Parti’den Beş Maddelik Yol Haritası
Parti, deprem riskinin teknik bir mesele değil; halk sağlığı, toplumsal adalet ve demokratik bir hak olduğunu belirterek Aliağa’nın güvenli bir kent olması için şu temel adımları öneriyor:
1. Deprem ve sanayi risk haritalarının açıklanması, kimyasal-teknolojik tehlikelerin analizlere dahil edilmesi.
2. Mahalle bazlı tahliye planları ve düzenli afet bilinci eğitimleriyle tatbikatların yapılması.
3. Sanayi tesisleriyle bağlayıcı sorumluluk protokolleri imzalanarak çevre ve halk sağlığının güvenceye alınması.
4. Şeffaf bir Afet Dayanıklılık Fonu oluşturulması, yerel bütçe ve sanayi paylarının denetlenebilir hale getirilmesi.
5. Altyapı dayanıklılığının bağımsız kurullarca denetlenmesi ve sonuçların halka sunulması.
“Asıl Tehlike Deprem Değil, Hazırlıksızlık”
DEM Parti açıklamasında, yıllardır biriken siyasal ihmaller, rantçı politikalar ve kamusal sorumsuzluk nedeniyle Aliağa’daki deprem riskinin doğal bir olay olmaktan çıkarak toplumsal bir krize dönüştüğü vurgulandı.
“Aliağa’nın geleceği bürokratik masalarda değil, halkın örgütlü gücünde ve dayanışmada yatmaktadır” denilen açıklamada, emekçilerin, kadınların, gençlerin ve yoksulların yaşam hakkını önceleyen bir deprem dayanıklılığı mücadelesini büyütme çağrısı yapıldı.
Tehlike kapıdadır ve gecikme felakettir.
















































