Kuakmer’de Deprem Gerçeği ve Çözüm Önerileri: Prof. Övgün Ahmet Ercan’dan “Yer-Yapı Güvenliği” Vurgusu

Kuşadası Çevre Platformu’nun (KUÇEP) Kuakmer ve Caferli Güzelleştirme ve Dayanışma Derneği iş birliğiyle düzenlediği etkinlikte, Türkiye’nin önde gelen deprem bilimcilerinden Prof. Övgün Ahmet Ercan deprem güvenliği konusunda hayati uyarılarda bulundu.
Etkinlik için teşekkür mesajı yayımlayan Kuşadası Çevre Platformu, Prof. Ercan’ın özellikle “Yer-Yapı Güvenlik Belgesi” kavramına yaptığı vurguya dikkati çekti. Ercan, bu belgenin yalnızca yapıyı değil, doğayı ve insan yaşamını da koruyan bir sistem olduğunun altını çizdi.

“Deprem Sigortası Canı Değil, Evin Bir Kısmını Korur”
Prof. Ercan konuşmasında, vatandaşların ev alırken ya da kiralarken yalnızca deprem sigortasına güvenmemesi gerektiğini belirterek:
“Deprem sigortası canınızı değil, ediniminizin bir kısmını karşılar. Oysa Yer-Yapı Güvenlik Belgesi hem canınızı hem de ediniminizi korur.” dedi.
Belge Tapuya İşlenmeli
Ercan, Yer-Yapı Güvenlik Belgesi’nin zorunlu hâle getirilmesi gerektiğini belirterek şu çağrıyı yaptı:
“Bu belgenin tapuya işlenmesi şarttır. Yer-yapı güvenlik belgesi olmayan veya olumsuz rapora sahip konutlar kiralanmamalı, satın alınmamalıdır.”
Jeofizik ve İnşaat Mühendislerinin Ortak Çalışması
Belgenin kapsamını anlatan Ercan, jeofizik mühendislerinin yerin deprem anındaki davranışını ölçtüğünü; inşaat mühendislerinin ise yapının performans analizini gerçekleştirdiğini ifade ederek:
“Her iki disiplinin ortak çalışmasıyla Yer-Yapı Güvenlik Belgesi ortaya çıkar. Bunun için birçok özel mühendislik kuruluşu ve üniversiteler bu hizmeti verebilecek kapasitededir.” dedi.
Ercan, emekli olmadan önce bu tür belgeleri üreten bir kuruluşu yıllarca yönettiğini ve yüzlerce otel, fabrika, kamu yapısı ve apartmanda çalışma yaptığını da belirtti.

“TOKİ’nin Deprem Sonrası Performansı Başarıdır”
6 Şubat 2023 depremlerinde 57 bin kişinin yaşamını yitirdiğini hatırlatan Ercan, TOKİ’nin iki yıl içinde Adıyaman’da yürüttüğü yeniden inşa çalışmalarını takdir etti:
“Yalnızca iki yılda yüzbinlerce konutu hak sahiplerine ulaştırmak büyük bir başarıdır. Bu performans 1999 Gölcük, 2011 Van ve 2020 İzmir depremlerinde de görülmüştür.”
Ekonomik Gerçeklik ve Deprem İlişkisi
Ercan, deprem kayıplarının ülke ekonomisine maliyetini de hatırlatarak bir kişinin devlete maliyetinin 1,5 ila 2,5 milyon dolar arasında değiştiğini ifade etti. Anadolu’nun ortalama her üç yılda bir büyük deprem yaşadığına dikkat çekerek:
“Geçim sıkıntısı düzelmedikçe deprem ölümleri engellenemez. Depremin yıkıcılığı ekonomiyle birebir ilişkilidir.” dedi.
“Depremler Bitmeyecek, O Halde Yapıları Devlet Yıkıp Yenilemeli”
Anadolu’nun 2 milyar yıldır deprem üreten bir bölge olduğunu belirten Ercan, depremin nerede ve hangi büyüklükte olacağının bilindiğini, yalnızca zamanının öngörülemediğini söyledi. Bu bilimsel verilerin yeterli olduğunu belirterek hükümete çağrıda bulundu:
“Madem devlet deprem sonrası büyük yapılaşmayı başarıyla yönetebiliyor, o hâlde koruyucu devletçilik anlayışıyla yapılması gereken; depremleri beklemeden yıkılacak yapıları devlet eliyle yıkıp sağlamlarını yapmaktır. Dar gelirli yurttaşlar ölmeden çözüm üretilmelidir.”
“Bunu Başarabiliriz”
Prof. Ercan konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
“Toplumu ve ülkenin çıkarlarını önceleyen her halkçı yönetim bu sorumluluğu yerine getirmelidir. Bunu başarabiliriz.”

















































