İYİLİĞİN KANADI, KÖTÜLÜĞÜN POSTU

Bir kent, iyiliği sessizce yapanlarla; kötülüğü süsleyip vitrine koyanlar arasında sıkıştığında, geriye sadece vicdan kalır. Kuşadası bugün tam da bu sınavdan geçiyor.
Üç yıl önce Kuşadası’nda bir cümle yankılandı:
“Bacaklarımı Çaldılar…”
Bu, bir hırsızlık haberi değildi yalnızca.
Bu, bir insanın hayata tutunduğu yerden koparılmasıydı.
Ve biz o çığlığı manşete taşıdık.
Sonra olanlar, bir masalın nadir görülen türündendi.
Ne reklam vardı, ne gösteri…
Gazetemizi arayan bir ses, adını bile öne çıkarmadan şunu söyledi:
“Bu durum içime oturdu. Bu engelli kardeşimizin elektrikli sandalyesini almak istiyorum.”
Aynı gün, İzmir’den bir sandalye yola çıktı.
Kuşadası İMC Derneği’nin katkılarıyla, bir insan yeniden yürümese bile hayata karıştı.
İşte o gün, kanatsız bir meleğin varlığına bir kez daha inandık.
Adı Nazmiye Şenli’ydi.
Sessizdi…
Çünkü gerçek iyilik, sessiz olur.
Ama her masalın bir de karanlık ormanı vardır.
Zamanla gördük ki;
İyilik, bazıları için bir vicdan meselesi değil, bir vitrin süsüydü.
Dernek adları, akademi tabelaları, geceler, etkinlikler…
Hepsi aynı hikâyenin farklı kostümleri gibiydi.

Kayıt yok, hesap yok, vergi yok…
Ama bol ışık, bol müzik, bol alkış var.
Kazıdıkça, toprağın altından erdem değil, koku çıkıyor.
Kim dost, kim post giymiş kurt belli değil.
Allı güllü yapma bebekler, ipleri görünmesin diye daha çok gülümsüyor.
Kuşadası’nda kuşu biliriz.
Martıyı, serçeyi, kırlangıcı…
Ama deve kuşu yeni misafir.
Kafası kumda, bedeni ortalıkta.
Gizlendiğini sanıyor,
oysa herkes görüyor.
Trabzon’da taka, Sakarya’da haber;
İzin Eskişehir’e düşer.
İstanbul’da ne işi var bu hikâyelerin?
İki çizik, kıytırık masalla koskoca “iyilik” kelimesini kirletmek…
İşte asıl maharet(!) bu.
Değerli okurlarım,
İyilik kadar kötülük de öğretir insana.
O yüzden;
Her gülene kapınızı açmayın.
Her tatlı söze gönlünüzü serip sofanızı genişletmeyin.
Dost bildiğinize sırlarınızı emanet ederken iki kez düşünün.
Çünkü başkasının özelini üçüncü kişilere pazarlayanlar,
sizi karalamaya çalışanlar,
en çok kendi karanlıklarını saklamaya uğraşırlar.

Bugün iyilik yapmak zorlaştı.
Çünkü istismar çoğaldı.
Ama bu, iyilikten vazgeçme zamanı değil.
Bu, iyiliği seçerken daha dikkatli olma zamanıdır.
Kuşadası eskiden başka bir yerdi.
Şimdi ise bir soru ile baş başayız:
Bu kentte daha ağır basan nedir?
İyiliğin sessiz kanadı mı,
yoksa kötülüğün gösterişli postu mu?
Ergun Ok
















































