Haberi Dinlemek için TIKLAYINIZ...!

TÜM SAĞ PARTİLERİN ÖNCÜLÜ

TERAKKİPERVER CUMHURİYET FIRKASI

Cumhuriyet tarihimizin en tartışmalı konularından biri Şeyh Sait İsyanı, Takriri Sükûn Kanunu, İstiklal mahkemeleri ve bu bağlamda Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasının kapatılmasıdır.
Pravda gazetesinin 6 Mart 1925 Cuma günkü nüshasında, Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasının Doğulu ağaların ve İstanbullu mali ve ticari burjuvazinin temsilcilerinden oluştuğu ve karşı devrimcilerin toplandığı bir odak olarak kurulduğu belirtildikten sonra, Fethi Bey’in Halk Partisi içindeki en ılımlı kesimin temsilcisi olarak bunlarla uzlaşmak üzere işbaşına getirildiği analizi yapılıyor.
Halk Partisi’nin yöneticileri bugün olduğu gibi 1924 yılı sonlarında da, karşı devrimci güçlerin açık seferberliği ile karşı karşıya geldiler. Halk Partisi’nin kendi içinde bile, bölünme için bahane arayan, bütünleşmiş bir sağ kanat ortaya çıktı.
Beklenen an 8 Kasım 1924’te geldi. Yunanistan’dan gelecek Türk göçmenler (Mübadiller) sorunu görüşülürken tartışmalar öylesine şiddetlendi ki, O sırada iktidarda olan İsmet Paşa hükümeti güvenoyu isteme zorunluluğunu duydu. Bu arada TBMM’deki bütün milletvekillerinin CHP’li olduğunu hatırlatırım. Güven oylamasında İnönü hükümeti, ezici bir çoğunluk elde etti. 147 milletvekili hükümet lehinde, yalnızca 19’u aleyhinde oy kullandı. Bu cesaret kırıcı sonuca rağmen, 19 kişilik grubun hepsi halk Partisi’nden ayrıldı ve “Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasının” kuruluşunu ilan etti.

Bu 19 milletvekilinin 11’I Doğu vilayetlerinden feodal ağalar, 8’I ise İstanbul’un mali ve ticari burjuvazisini temsil ediyordu.  Yani yeni parti, Türkiye’deki bütün karşıdevrimci unsurların çevresinde toplandığı açık bir örgütsel ve siyasal Merkez olarak ortaya çıkmaktaydı.
Mustafa Kemal ve halk Partisi’nin yönetici grubu, terakkiperver Cumhuriyet Fırkası ile uzlaşma imkanlarını araştırmaya karar verdi. İsmet Paşa kesin güvenoyu almış olmasına karşın, 19 Kasım 1924’te başbakanlıktan çekildi. Onun yerine, kendisinden “Terakkiperverler” ile bir yakınlaşmada köprü görevi beklenen Fethi Bey kabinesi iktidara geldi.
Fethi Bey grubu, halk Partisi içindeki en ılımlı kanadı oluşturmaktaydı. Fethi Bey ise şahsen toprak reformuna karşıydı. Batı Avrupa kapitalistlerine daha yumuşak bir tavır alınmasını gerekli görüyor ve Terakkiperver Cumhuriyetçiler ile uzlaşmayı ve anlaşmayı doğru buluyordu.

Fethi Bey’in programı fazlasıyla ılımlı bir nitelik taşımakla birlikte kurduğu kabineye halk Partisi’nin radikal sol kanadını temsil eden birkaç kişi de bir çeşit denetçi olarak girdi.
Fethi bey kendisine bağlanan umutları boşa çıkarmamak için elinden geleni yaptı. Ancak Doğu Anadolu’da feodal ağaların silahlı bir ayaklanma hazırlığı içinde oldukları yönünde sayısız bilgi gelmesine ve köylülerin dayanamayacakları vergi yükü altında oldukları ve hoşnutsuzluğun artmasına rağmen aşarın kaldırılmasına yanaşmadı.
Şimdi terakkiperver Cumhuriyet Fırkasına daha yakından bakalım. Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası (1924), Cumhuriyet’in kurduğu yeni tarihsel blok içinde dışlanan eski İttihatçı–askerî–bürokratik elitlerin, merkezileşen tek parti hegemonyasına karşı liberal–yerelci bir alternatif üretme girişimidir. Parti hem modernist hem muhafazakâr hem liberal hem de yerel güç odaklarını içinde barındırdığı için kısa sürede karşı‑devrimci unsurların sızmasına açık hâle gelmiş; Şeyh Sait İsyanı sonrası “irtica odağı” ilan edilerek kapatılmıştır.
TCF kimlerden oluşuyordu?
Parti, üç ana bloktan oluşuyordu. Bu üç blok, Gramsci’nin tarihsel blok kavramıyla birebir örtüşür.
1) Eski İttihatçı–Millî Mücadele komutanları
Bu grup, partinin çekirdeğini oluşturdu. Kazım Karabekir, Ali Fuat Cebesoy, Rauf Orbay, Refet Bele ve Cafer Tayyar Eğilmez gibi önemli kişiler vardı. Bu kadro, Cumhuriyet’in kurucu elitleriyle aynı modernist çizgideydi; ancak tek merkezli otoriterleşmeye karşıydı.
2) Liberal–yerelci bürokratik elitler
Bu grup, Ankara merkezileşmesine karşı yerel yönetimlerin güçlendirilmesini savunuyordu. Eski valiler, eski mebuslar ve yerel eşraf (feodal toprak ağaları ve ticaret burjuvazisi)’ı temsil ediyorlardı.
3) Dini–muhafazakâr çevreler
Parti programındaki “dini inançlara saygılıdır” maddesi, bu çevrelerin partiye yönelmesine yol açtı. Bu grup, partinin kontrol edemediği ve kapatılmasına gerekçe olan kesimdir.
TCF nasıl kuruldu?                                     

Kuruluş süreci, Gramsci’nin “hegemonya krizi” kavramıyla açıklanabilir.
Partinin kurulduğu 1923-1924 döneminin baskın özelliği Cumhuriyet’in merkezileşmesi eğilimidir. Dönemin özelliği tek parti (CHF), tek lider (Atatürk), tek ideolojik çerçeve, bürokratik merkezileşme ve ordu–siyaset ayrımı. Bu süreç, Millî Mücadele komutanlarının bir kısmını sistem dışına itti.
Alternatif bir siyasal kanal ihtiyacı vardı. Karabekir ve arkadaşları, Cumhuriyet’e karşı değil; otoriterleşmeye, tek merkezli karar almaya, ekonomik devletçiliğe ve laikleşmenin hızına itiraz ediyordu.
Parti, “halkın refahı, liberal ekonomi, yerel yönetimlerin güçlendirilmesimesi, dini inançlara saygı” ilkeleriyle kuruldu.
TCF nasıl kapatıldı?
Kapatılma süreci, Gramsci’nin “pasif devrim” ve “devletin zor aygıtının genişlemesi” kavramlarıyla birebir uyumludur.
Şeyh Sait İsyanı (1925)
İsyan, TCF’nin doğrudan örgütlediği bir hareket değildi. Ancak TCF’nin dini özgürlük vurgusu, bölgedeki bazı üyelerin isyanla temasları, devletin isyanı “irtica” olarak çerçevelemesi TCF’yi hedef hâline getirdi.
Takrir-i Sükûn Kanunu (1925)
Bu kanun, devletin olağanüstü yetkilerle donatılmasıydı. Gramsciyen anlamda Devletin zor aygıtının genişlemesi.
İstiklal Mahkemeleri
Parti üyeleri yargılandı; bazıları beraat etti, bazıları mahkûm oldu.
3 Haziran 1925’te Parti “İrticai faaliyetlere zemin hazırlamak” resmi gerekçesiyle kapatıldı.
TCF içindeki karşı-devrimci unsurlar kimlerdi?
Burada dikkat edilmesi gereken nokta şudur; TCF’nin lider kadrosu karşı-devrimci değildi. Ancak parti, çok geniş bir toplumsal tabana açıldığı için kontrol edemediği unsurlar tarafından dolduruldu.
Doğu’daki dini-aşiretsel çevreler (Nakşibendi şeyhleri, Aşiret reisleri ve Şeriat yanlısı yerel liderler) TCF’nin “dini inançlara saygılıdır” maddesini Cumhuriyet’e karşı bir fırsat olarak yorumladı.
Eski Osmanlı bürokrasisinin muhafazakâr kanadı (Şeriat düzeninin kaldırılmasına karşı olanlar, Hilafet yanlıları, Tekke ve zaviye kapatılmasına karşı olanlar).
Şeyh Sait çevresiyle temas eden yerel unsurlar
Parti merkezinin bilgisi dışında, bazı yerel TCF üyeleri isyanla gevşek temaslar kurdu. Bu temaslar, partinin kapatılmasında siyasi gerekçe olarak kullanıldı.
GRAMSCİYEN SONUÇ: TCF’NİN TARİHSEL ANLAMI
TCF, Cumhuriyet’in kurduğu yeni hegemonya düzenine karşı liberal, yerelci, çoğulcu, daha yavaş modernleşme isteyen, eski elitleri yeniden sisteme dahil etmeye çalışan bir alternatif hegemonya girişimiydi.
Ancak Parti içindeki heterojenlik, Dini-muhafazakâr unsurların sızması, Şeyh Sait İsyanının yarattığı güvenlik atmosferi ve Devletin olağanüstü yetkilerle merkezileşmesi TCF’nin yaşamasını imkânsız hâle getirdi.
TCF, Cumhuriyet’in kurduğu yeni tarihsel blok içinde dışlanan eski askerî‑bürokratik elitlerin, yerel eşrafın, ticaret burjuvazisinin, muhafazakâr taşra sınıflarının ve aşiret‑tarikat çevrelerinin bir araya geldiği heterojen bir sınıf koalisyonudur.
Bu heterojenlik, partiyi hem güçlü hem kırılgan kılmış; Şeyh Sait İsyanı sonrası devlet tarafından “karşı‑devrimci unsurların sığınağı” olarak çerçevelenmesine yol açmıştır.
Günümüze gelirsek; TCF’nın birden çok torunu vardır.
  • Eski askerî‑bürokratik elitler, yerel eşraf, liberal ticaret burjuvazisi, muhafazakâr taşra sınıfları ve aşiret‑tarikat çevrelerinin toplandığı AKP,
  • Emekli asker‑bürokrat çevreleri, Devlet geleneğini önceleyen merkez sağ‑milliyetçi elitler ve güvenlik bürokrasisi kökenli siyasetçiler MHP,
  • Bölücü, ayrılıkçı çevrelerin toplandığı DEM.
Görünen o ki bu partilere Butlan CHP (BCHP) de katılacak.