Yıllar sonra yeniden Ankara’dayım. Bir zamanlar ekmeğini yediğim, sokaklarında yürüdüğüm, hatıralar biriktirdiğim bu güzel şehre bu kez torunumu yerleştirmek için geldim. İnsan, yıllar geçse de bazı şehirlerle bağını hiç koparamıyormuş. Çünkü şehirler sadece taş ve topraktan ibaret değildir; yaşanmışlıkların, dostlukların ve güzel insanların biriktirdiği hatıralardır.
Geçtiğimiz günlerde, Kızılay’da Milli Eğitim Bakanlığı önünde, 193 Nolu, İncek istikametinde yol alan belediye otobüsüne, elimde birkaç paketle bindim. Daha ben bir şey söylemeden, genç bir yolcu paketlerimi alıp güvenli bir yere yerleştirdi. Şoföre, “İneceğim durakta bana yardımcı olabilir misiniz?” diye seslendim. Tam o sırada arka taraftan omzuma hafifçe dokunan bir beyefendi, yüzünde içten bir tebessümle, “Ben sizden sonraki durakta ineceğim. Siz inerken paketlerinizi ben indiririm.” dedi.
İşte o an, yıllardır özlediğim Ankara yeniden karşıma çıktı.
Ne gösterişli bir davranıştı ne de anlatılacak büyük bir kahramanlık… Sadece insan olmanın en güzel hâliydi. Günümüzde küçücük bir iyiliğin bile insanın gönlünde nasıl büyük bir yer edindiğini düşündüm.
Ankara’nın caddelerinde dolaşırken dikkatimi yalnızca parkları, geniş bulvarları ya da yemyeşil ağaçları çekmedi. Bu şehir, insanına nefes aldıran yeşilliği kadar, birbirine güven veren insanlarıyla da güzel. Yaz sıcağında gölgesini esirgemeyen ağaçlar gibi, ihtiyaç duyduğunuz anda yanınızda duran insanlar var burada.
Belki bu yüzden Ankara bana hep vakur bir çınarı hatırlatır. Gürültüsüzdür ama sağlamdır. Gösterişsizdir ama güven verir. Sessizdir ama gerektiğinde en sıcak dostluğu sunar.
Bugün büyük şehirlerde en çok kaybettiğimiz değerlerden biri, birbirimizi fark edebilmek… Oysa bir tebessüm, bir omuza dokunan yardım eli, bir “Size yardımcı olayım.” sözü; bazen uzun nutuklardan çok daha değerlidir.
Ankara bana bunu bir kez daha hatırlattı.
Bir şehrin gerçek zenginliği, yükselen binaları değildir; birbirini tanımadığı hâlde birbirine iyilik eden insanlarıdır. Geniş yollar zamanla değişebilir, binalar yenilenebilir, semtler büyüyebilir. Ama bir şehir, insanlığını koruyabildiği sürece güzeldir.
Bu satırları yazarken içimden tek bir cümle geçiyor:
Ne mutlu, insanı hâlâ insana güven veren şehirlerde yaşayabilenlere…
Teşekkür ederim Ankara…
Yıllar sonra bana yine aynı duyguyu yaşattığın için; yeşiline, vakur duruşuna ve en önemlisi güzel yürekli insanların yaşam sürüşlerine…
Saygılarımla…