SÖZÜN DE BİR SINIRI VARDIR: KANUN!

Mehmet Gültekin
Eğitimci – Yazar
Sevgili Okurlar,
Son günlerde siyasi gündemde sıkça dile getirilen bir açıklama dikkatimi çekti:
“Parti Genel Başkanını üyeler seçecek.”
Demokrasinin temelinde elbette üyelerin iradesi, katılımı ve seçme hakkı vardır. Ancak siyasi partiler yalnızca kendi iradeleriyle hareket eden yapılar değildir. Siyasi partilerin kuruluşu, örgütlenmesi, yönetimi ve seçimleri kanunlarla belirlenmiş kurallar çerçevesinde yürütülür.
Bu nedenle, söylenen bir sözün uygulanabilir olup olmadığını anlamanın en doğru yolu, öncelikle ilgili kanuna bakmaktır.
Ben de bu düşünceden hareketle 2820 Sayılı Siyasi Partiler Kanunu’nun 14. ve 15. maddelerini inceledim.
BÜYÜK KONGRE’NİN YETKİSİ NEDİR?
2820 Sayılı Kanun’un 14. maddesinde Büyük Kongre, siyasi partilerin en yüksek karar organı olarak tanımlanmaktadır.
Büyük Kongre; seçilmiş ve tabii üyelerden oluşur.
Kanunda Büyük Kongre’nin görev ve yetkileri arasında, parti genel başkanının yanı sıra parti merkez karar ve yönetim kurulları ile disiplin kurullarının seçilmesi de açıkça yer almaktadır.
Üstelik bu seçimlerin gizli oyla yapılacağı belirtilmiştir.
Yani siyasi partilerde genel başkanlık makamının nasıl belirleneceği, yalnızca siyasi bir tercih veya açıklamayla şekillenebilecek bir konu değildir. Bunun kanuni bir zemini bulunmaktadır.
Kanunun ilgili hükümlerine göre Büyük Kongre, genel başkanı seçme yetkisine sahiptir.
GENEL BAŞKAN NASIL SEÇİLİR?
Konunun asıl önemli noktası ise 2820 Sayılı Kanun’un 15. maddesinde yer almaktadır.
Madde açıkça, siyasi parti genel başkanının Büyük Kongre tarafından gizli oyla ve üye salt çoğunluğu ile seçileceğini düzenlemektedir.
İlk iki turda sonuç alınamazsa üçüncü turda en çok oy alan adayın seçilmiş sayılacağı da yine kanunda belirtilmiştir.
Dolayısıyla bugün için mevcut kanuni düzenlemeye baktığımızda, siyasi parti genel başkanının doğrudan bütün parti üyelerinin katıldığı bir seçimle belirlenmesi mümkün görünmemektedir.
Bunun gerçekleşebilmesi için öncelikle mevcut yasal düzenlemenin değiştirilmesi gerekir.
Başka bir ifadeyle; böyle bir sistemi hayata geçirmek isteyen siyasi iradenin, öncelikle TBMM’de gerekli yasal düzenlemeyi yapması ve Siyasi Partiler Kanunu’nda değişikliğe gitmesi gerekir.
DEMOKRASİ SADECE SÖYLEMLE DEĞİL, KURALLARLA DA YAŞAR
Burada asıl üzerinde durmamız gereken konu bence bundan daha önemlidir.
Türkiye’de siyasi parti, dernek ve çeşitli sivil toplum kuruluşları kurmak mümkündür. Ülkemizde de çok sayıda siyasi parti, dernek ve sivil toplum kuruluşu faaliyet göstermektedir.
Ancak asıl soru şudur:
Bunların kaçı topluma gerçekten faydalı çalışmalar yapıyor?
Daha da önemlisi;
Kaçının üyeleri, üyesi oldukları kuruluşun kanununu, tüzüğünü, programını ve çalışma esaslarını biliyor?
Kaç üye, kendi kuruluşunda yapılanları sorguluyor?
Kaç kişi, alınan kararların tüzüğe ve kanunlara uygun olup olmadığını denetliyor?
İşte demokratik toplum olmanın önemli şartlarından biri de budur.
Bir kuruma üye olmak yalnızca bir isim yazdırmaktan ibaret değildir.
Üyelik aynı zamanda sorumluluktur.
BİLMEDEN, SORGULAMADAN DEMOKRASİ OLMAZ
2026 yılına geldik.
Artık içi boş sözlerle, sloganlarla ve birbirini tekrar eden siyasi ifadelerle zaman kaybetmemeliyiz.
Bir siyasi partiye, derneğe veya sivil toplum kuruluşuna üye olan herkes, o kuruluşun kanununu, tüzüğünü, programını ve ilgili mevzuatını öğrenmelidir.
Genel kurullarda neler olup bittiğini takip etmeli, alınan kararların yazılı kurallara uygunluğunu sorgulamalıdır.
Çünkü demokrasi yalnızca seçim sandığından ibaret değildir.
Demokrasi; bilmek, katılmak, sorgulamak ve denetlemektir.
Bunları yapmadığımız sürece gerçek anlamda ilerleme sağlayamayız.
Topluma faydalı olmanın yolu da önce kendi sorumluluğumuzun farkına varmaktan geçer.
Daha sonra ortaya çıkabilecek sorunlar karşısında;
“Aldatıldım.”
veya
“Yanılmışım.”
demek, ne yazık ki kaybedilen zamanı geri getirmeyecektir.
Bu nedenle hepimize düşen görev, söylenen her sözü alkışlamak değil; gerektiğinde kanuna, tüzüğe ve belgelere bakarak sorgulamaktır.
Çünkü unutmayalım:
Söz değişebilir, siyaset değişebilir, kişiler değişebilir.
Ama hukuk, yürürlükte olduğu sürece herkes için bağlayıcıdır.
Ve her zaman söylediğim gibi;
Toplum olarak ruh ve beden sağlığımızı korumalıyız.
Benden söylemesi.
Saygılarımla.
Mehmet Gültekin
Eğitimci – Yazar
09.08.2026 – Kuşadası

















































