ATATÜRK’ÜN PARTİSİNİ KİM BU HALE GETİRDİ?

Ege’den Medya Haber Genel Yayın Yönetmeni
Ekrem Örsoğlu
Bazı şeyleri anlatmak için uzun uzun tarih yazmaya gerek yok.
Bazen tek bir soru yeter:
Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet Halk Partisi’ni kim bu hale getirdi?
Çünkü bugün yaşadığımız şey sıradan bir parti içi mücadele değildir.
Bir genel başkan değişmiştir, bir yönetim değişmiştir, bir grup ayrılmıştır…
Bunların hepsi siyasetin içinde olabilir.
Ama burada çok daha ağır bir mesele vardır:
Cumhuriyet Halk Partisi’nin tarihi ve kurumsal itibarı, kendi içindeki siyasi hesaplaşmaların altında ezilmiştir.
Ve şimdi o hesaplaşmanın önemli aktörleri CHP’den ayrılmış, yeni bir parti kurmuş, siyasetlerini artık başka bir çatı altında sürdürmektedir. Özgür Özel ve 91 milletvekilinin CHP’den ayrılarak YENİ Parti’yi kurması bunun en açık göstergesidir.
Öyleyse artık sormanın tam zamanıdır:
Madem yeni bir parti kurdunuz, CHP’yi neden bu kadar yıprattınız?
BU SADECE BİR PARTİ DEĞİLDİ
Cumhuriyet Halk Partisi, Türkiye’de herhangi bir siyasi parti değildir.
Bu ülkenin kuruluş mücadelesinin içinden çıkmış bir siyasi kurumdur.
Sivas Kongresi’nden Cumhuriyet Halk Fırkası’na, oradan Cumhuriyet Halk Partisi’ne uzanan bir tarih…
Atatürk’ün siyasi mirası…
Cumhuriyet’in kuruluşuyla iç içe geçmiş bir geçmiş…
Üstelik CHP, tek parti döneminden çok partili siyasi hayata geçişin de tarihsel aktörlerinden biridir.
Yani bugün Türkiye’de demokrasi adına konuşan herkesin, CHP’nin bu tarihsel ağırlığını görmezden gelmesi mümkün değildir.
Peki böyle bir mirasa sahip bir parti nasıl oldu da birbirine yumruk atanların, mahkeme kapılarında birbirini suçlayanların, parti binalarında karşı karşıya gelenlerin ve birbirine “hain” damgası vuranların kavga alanına dönüştü?
İşte asıl hesap burada verilmelidir.
DEĞİŞİM DEDİLER…
“Değişim” dediler.
Değişim geldi.
Yönetim değişti.
Kılıçdaroğlu dönemi kapandı.
Yeni bir dönem başladı.
Peki CHP ne kazandı?
Örgüt daha mı demokratik oldu?
Üyenin sözü daha mı değerli hale geldi?
Parti içi demokrasi daha mı güçlendi?
Kurultaylar daha mı temiz, daha mı şeffaf hale geldi?
Bugün geldiğimiz noktaya bakınca bu soruların hiçbirine gönül rahatlığıyla “evet” demek mümkün değil.
Tam tersine…
Kurultay tartışmaları mahkemelere taşındı.
Parti içerisinde ağır suçlamalar ortaya atıldı.
Birbirine güvenmeyen gruplar oluştu.
Ve sonunda CHP’nin içerisinden yeni bir parti çıktı.
Demek ki değişim, CHP’yi iyileştirmek yerine CHP’nin parçalanmasına kadar uzanan bir sürecin kapısını açmış.
VE SONRA CHP’NİN İÇİNDEN YENİ BİR PARTİ ÇIKTI
İşte burada siyasi hafıza devreye giriyor.
Bugün yeni parti kurulmuş.
Özgür Özel orada.
91 milletvekili orada.
CHP’den ayrılan başka isimler de oraya gidiyor.
CHP’de yıllarca görev yapan insanlar orada siyaset yapıyor.
Hatta CHP’nin örgütlerinden gelen insanların da yeni yapıya katıldığı görülüyor.
Peki o zaman insanın aklına şu soru geliyor:
Siz CHP’den neden ayrıldınız?
Eğer CHP artık sizin siyasi çizginizi temsil etmiyorsa, yeni partinizi kurarsınız.
Sonuna kadar saygı duyarım.
Ama o zaman CHP’yi de kendi yeni siyasi projenizin arka bahçesi olmaktan çıkarın.
CHP’nin üyelerine sürekli yeni partiyi anlatmayın.
CHP’nin tarihini kendi yeni siyasi hareketinizin sermayesi haline getirmeyin.
Çünkü Atatürk’ün kurduğu CHP, hiç kimsenin siyasi kariyerinin basamağı değildir.
ASIL ÇELİŞKİ BURADA
Dün CHP’nin içerisinde mücadele edenler bugün başka bir partide.
Dün CHP adına konuşanlar bugün başka bir partinin adına konuşuyor.
Dün CHP’nin kurultaylarında görev alanlar bugün yeni partinin kurucusu.
Peki yarın ne olacak?
Yeni parti büyürse mesele anlaşılır.
Ya büyümezse?
CHP’ye geri dönmek isterlerse ne olacak?
Dün “hain” diye suçlananlarla yeniden aynı çatı altında mı oturulacak?
Dün birbirini yerden yere vuranlar yarın yeniden kol kola mı girecek?
Eğer öyle olacaksa, bu kavga neden edildi?
CHP’nin örgütleri neden bölündü?
İnsanların kalpleri neden kırıldı?
Parti binaları neden gerilimin merkezine dönüştü?
Mahkeme kararları neden siyasi çatışmanın konusu haline geldi?
Ve neden Atatürk’ün partisinin adı, bütün bu kavganın ortasında yıpratıldı?
BU PARTİ’NİN SAHİBİ KİM?
İşte benim asıl itirazım burada.
CHP’nin sahibi ne Ekrem İmamoğlu’dur.
Ne Özgür Özel’dir.
Ne Kemal Kılıçdaroğlu’dur.
Ne 91 milletvekilidir.
Ne de başka herhangi bir siyasi ekip.
CHP’nin sahibi CHP’nin milyonlarca üyesidir ve bu partinin tarihi milletin ortak hafızasının parçasıdır.
Atatürk’ün kurduğu bir siyasi kurumu birkaç kişinin siyasi hesabına indirgemek, o kurumun tarihine haksızlıktır.
Bugün yeni bir parti kurabilirsiniz.
Yeni bir siyasi hareket başlatabilirsiniz.
Sağdan da insan çağırabilirsiniz, soldan da…
Merkezden de çağırabilirsiniz.
Bu sizin demokratik hakkınızdır.
Ama CHP’yi çökertmeden yeni parti kurmak da mümkündü.
İşte mesele tam olarak budur.
CHP’NİN YIKILMASI BAŞARI DEĞİLDİR
Bir siyasi rakibinizi yenebilirsiniz.
Bir partiden ayrılabilirsiniz.
Yeni parti kurabilirsiniz.
Ama arkanızda bıraktığınız siyasi kurum enkaza dönmüşse, bunun adına başarı denmez.
Çünkü CHP’nin zayıflaması yalnızca CHP’lilerin meselesi değildir.
Türkiye’nin siyasi tarihinin önemli bir kurumu zayıflamaktadır.
Demokratik hayatın köklü aktörlerinden biri yıpranmaktadır.
Ve bundan en fazla Türkiye kaybeder.
İşte bu nedenle bugün yapılması gereken şey, birbirine “hain” diye bağırmak değil;
kim ne yaptıysa onun hesabını siyasi ve hukuki zeminde vermesidir.
TARİH BUNU YAZACAK
Yarın tarihçiler bu dönemi yazacak.
Şunu soracaklar:
Atatürk’ün kurduğu CHP neden parçalandı?
Kimler ayrıldı?
Kimler yeni parti kurdu?
Kimler CHP’nin içerisinde kaldı?
Kimler birbirini suçladı?
Kimler bu mücadeleden siyasi kazanç sağladı?
Ve en önemlisi:
“Bir siyasi ikbal uğruna Cumhuriyet Halk Partisi’nin tarihi ve kurumsal itibarı neden bu kadar ağır bir bedel ödedi?”
Bu sorunun cevabını bugün vermek zorunda değiliz.
Ama bir gün mutlaka verilecek.
Çünkü siyasi kişiler unutulur.
Partiler değişir.
İttifaklar dağılır.
Yeni partiler kurulur.
Ama Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet Halk Partisi’nin tarihi kalır.
O yüzden bugün yapılması gereken yeni bir kavga değildir.
CHP’nin yeniden kendi tarihine, kendi üyelerine ve kendi kurumsal kimliğine dönmesidir.
Yeni parti kendi yoluna gidebilir.
Gitsin.
Ama CHP’yi de kendi geçmişiyle baş başa bırakın.
Çünkü Atatürk’ün kurduğu parti, hiç kimsenin şahsi siyasi ikbalinin mülkü değildir.
Ve benim bugün sorduğum soru hâlâ aynı:
ATATÜRK’ÜN PARTİSİNİ BU HALE GETİREN KİMLERDİR?
Bu sorunun cevabını vermek artık CHP’lilerin değil, tarihin görevidir.
Ekrem Örsoğlu
Ege’den Medya Haber Genel Yayın Yönetmeni















































