Haberi Dinlemek için TIKLAYINIZ...!

ABD DONANMASI’NDA NELER OLUYOR?

EM. DZ. ALB. TEMEL ERSOY YAZDI

Ünlü Türk denizcisi ve devlet adamı Barbaros Hayrettin Paşa’ya (1478–1456) atfedilen ünlü bir söz vardır: “Denizlere Hâkim Olan Cihana Hâkim Olur.” Bu sözü Barbaros’un söylediği Türk halkı tarafından kabul görmüştür.

Deniz hâkimiyet teorisi, devletlerin denizlerde üstünlük kurma, bu üstünlüğü sürdürme ve deniz gücünü ulusal amaçları doğrultusunda kullanma biçimlerini açıklayan deniz stratejisi kuramlarından biridir.

Deniz hâkimiyeti kavramı, çoğu zaman deniz gücü (Sea Power), deniz kontrolü (Sea Control) ve deniz kontrolünün engellenmesi (Sea Denial) kavramlarıyla birlikte kullanılmaktadır. Ancak bu kavramlar aynı anlamı taşımamaktadır. Deniz gücü, bir devletin denizlerle ilgili askerî, ekonomik, teknolojik ve kurumsal kapasitesinin bütününü ifade ederken; deniz hâkimiyeti, bu kapasitenin belirli bir deniz alanında üstünlük sağlayabilecek ölçüde kullanılabilmesini ifade etmektedir.

Klasik deniz stratejisi literatüründe deniz hâkimiyeti, bir devletin kendi deniz ulaştırmasını ve askerî faaliyetlerini serbestçe sürdürebilmesi, buna karşılık rakip devletlerin aynı faaliyetlerini engelleyebilmesi veya önemli ölçüde sınırlandırabilmesi şeklinde ele alınmıştır.

II. Dünya Savaşı’ndan galip çıkan ABD, Alman ve Japon donanmalarının ağır yenilgisi, İngiliz donanmasının yıpranması ve Sovyet deniz gücünün henüz oluşmamasından yararlanarak hızla dünya denizlerinin hâkimi konumuna gelmiş ve bu konumunu son yıllara kadar sürdürmüştür.

Büyük devletlerin yıkılışı, tarih boyunca iç ve dış sebeplerin bir araya gelmesiyle gerçekleşmiştir. Bu süreçler genellikle uzun vadelidir. Büyük bir devletin yıkılışı, siyasi, ekonomik, toplumsal, kültürel ve askerî faktörlerin birleşimiyle oluşur.

Nitekim Roma İmparatorluğu ve Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküş nedeni aynıdır. ABD de aynı nedenlerle çökecektir. “Uzak coğrafyalarda, kazanamayacakları ve yüksek maliyetli savaşlara girmek.” En fazla 40-50 yılı kalmıştır ABD’nin.

Biz bu yazımızda ABD’nin çöküşünün en somut göstergesi olan, ABD Donanması’nda son günlerde yaşanan arızalar ve isyanları ele alacağız. Çünkü bu olaylar artık tekil olay değil; yapısal bir çöküşün işaretleri.

ABD Donanması’nda son günlerde ne oldu?

Açık kaynaklarda yer aldığına göre USS Abraham Lincoln uçak gemisinde isyan noktasına gelen bir kriz yaşandı. Bu gemi 250 gündür karaya çıkmadan görev yapıyor. Bu süre, modern ABD Donanması tarihinde rekor.

Gözlenen sorunlar:

  • Denizciler denize atlamaya çalıştı (intihar teşebbüsleri).
  • Küflü duşlar, bozuk tuvaletler, çalışmayan çamaşır makineleri.
  • Sıcak su yok, hijyen malzemeleri tükenmiş.
  • Yetersiz yemek.
  • Ailelere “yarın uyanmamayı umuyorum” mesajları.
  • Görev süresi sürekli uzatılıyor (görev sünmesi-mission creep) ve sonucunda görülen tükenmişlik.

Bu, bir gemideki “moral bozukluğu” değil; kurumsal bir çöküş belirtisi.

Arızaların ve isyanların temel sebepleri

1) Aşırı uzun görev süreleri

250 gün boyunca limana uğramamak, modern bir donanma için insani sınırların ötesi. ABD’nin İran ile gerilimi nedeniyle görev sürekli uzatıldı.

2) Altyapı çöküşü

Gemide duşlar küflü, tuvaletler bozuk, çamaşır makineleri çalışmıyor ve sıcak su yok. Bu, ABD gibi bir süper güç için şaşırtıcı bir lojistik başarısızlık.

3) İkmal hatlarının bozulması

ABD Donanması, İran savaşı nedeniyle geleneksel ikmal hatlarının aksadığını kabul etti. Bu, donanmanın uzun menzilli harekât yeteneğinin zayıfladığını gösteriyor.

4) Psikolojik çöküş ve tükenmişlik

Denizcilerin ailelerine yazdığı mesajlar, moralin kritik seviyede çöktüğünü gösteriyor. Bu durum, donanma içinde güvenlik riski yaratıyor.

5) ABD Donanması’nın yapısal zayıflaması

CSIS’in analizine göre ABD Donanması küçülen filo, mayın temizleme olanak ve yeteneğinin düşmesi, refakat gemisi eksikliği ve yüksek değerli (High Value) gemileri riske atmama isteği nedeniyle eski gücünde değil.

Bu, isyanların arkasındaki kurumsal zayıflığın stratejik boyutudur.

Bu durum ABD’yi nasıl etkiliyor?

1) Harekât olanak ve yeteneği düşüyor

Bir uçak gemisi bile moral ve altyapı nedeniyle görev yapamaz hâle gelirse, ABD’nin küresel güç projeksiyonu zayıflar.

2) İran karşısında zorluk artıyor

CSIS analizine göre ABD, İran’ın füze, İHA ve mayın kapasiteleri karşısında 1980’lerdeki konvoy stratejisini bile uygulayamıyor.

Bu, donanmanın stratejik esnekliğini kaybettiğini gösteriyor.

3) Askerî moral çöküşü ulusal güvenlik riski oluşturuyor

İntihar teşebbüsleri, isyan girişimleri, ailelerin tepkisi… Bu durum ABD’de Kongre’nin gündemine girdi.

4) Donanma içi disiplin erozyonu

Denize atlama girişimleri, emir-komuta zincirinin psikolojik olarak çöktüğünü gösteriyor. Dahası, problem teşkil edebilecek denizcilerin tespit edilerek gerekli önlemleri alacak bir mekanizmanın gemi içinde olmadığını gösteriyor.

Bu isyanların yaygınlaşması olası mı?

Kaynaklar doğrudan “yaygınlaşacak” demiyor, ama riskin arttığını gösteriyor:

  • Aynı gemide daha önce de benzer şikâyetler olmuş, Savunma Bakanlığı bunları reddetmişti.
  • Aileler toplu şekilde Donanma yönetimine tepki gösteriyor. Bu, kurumsal bir krizin işareti.
  • CSIS analizine göre ABD Donanması yapısal olarak zayıflıyor. Bu, benzer krizlerin başka gemilerde de yaşanabileceğini gösteriyor.

Dolayısıyla isyanların sistematik hâle gelmesi düşük ihtimal, ama benzer krizlerin başka gemilerde yaşanması yüksek ihtimaldir.

Sonuç olarak ABD Donanması’ndaki son isyanlar, aşırı görev süreleri, bozuk altyapı, ikmal sorunları ve yapısal zayıflamanın birleştiği bir kurumsal çöküşün işaretidir; bu durum ABD’nin küresel güç projeksiyonunu zayıflatmakta ve benzer krizlerin başka gemilere yayılma ihtimalini artırmaktadır.