Haberi Dinlemek için TIKLAYINIZ...!

CHP’DEKİ AYRILIŞLAR, NEOLİBERALİZM VE YEREL SİYASET TARTIŞMASI: VEDAT ÖZEL’DEN DİKKAT ÇEKEN DEĞERLENDİRME

EGE’DEN MEDYA HABER – ÖZEL YAZI

Türkiye siyasetinde son dönemde yaşanan siyasi ayrışmalar, parti değişiklikleri ve yeni siyasi oluşumlar, beraberinde önemli tartışmaları da getiriyor. Özellikle Cumhuriyet Halk Partisi’nin kuruluş felsefesi, ilkeleri, ekonomik politikaları ve bugün geldiği nokta üzerinden yürütülen tartışmalar, siyasetin yanı sıra Türkiye’nin yakın tarihine ilişkin farklı okumaları da gündeme taşıyor.

Bağımsız gazeteci Vedat Özel, kaleme aldığı kapsamlı değerlendirmesinde CHP’nin kuruluşundan günümüze uzanan siyasi çizgiyi; Cumhuriyetçilik, laiklik, devletçilik, kamuculuk ve devrimcilik ilkeleri üzerinden ele alıyor.

Özel; Türkiye’nin siyasi ve ekonomik dönüşümünü 1789 Fransız Devrimi’nden başlayarak Osmanlı’nın son dönemine, Cumhuriyet’in kuruluş sürecinden çok partili hayata, 1960 darbesinden 1980 ekonomik kararlarına, özelleştirme politikalarından günümüz neoliberal ekonomi anlayışına kadar geniş bir tarihsel perspektifle değerlendiriyor.

Yazıda ayrıca toprak reformları, köy enstitüleri, 27 Mayıs 1960 süreci, 1973 Toprak ve Tarım Reformu, 24 Ocak 1980 kararları, ANAP dönemi, büyükşehir ve bütünşehir yasaları ile son yıllardaki siyasi gelişmeler arasında bağlantılar kuruluyor.

Vedat Özel, özellikle “devletçi ve kamucu” bir ekonomik-politik anlayışın savunulması gerektiğini ifade ederken, neoliberal politikaların toplumdaki gelir dağılımı ve sınıfsal yapı üzerindeki etkilerine yönelik eleştirilerini ortaya koyuyor.

Değerlendirmenin önemli bir bölümünde ise Manisa siyaseti üzerinden CHP’den ayrılan ve yeni siyasi oluşumlara yönelen isimler ele alınıyor. Özel, isimler üzerinden yaptığı değerlendirmelerle yerel siyasette yaşanan ayrışmanın geleceğine ilişkin de dikkat çekici iddialar ortaya koyuyor.

Özel yazısının sonunda CHP’nin kuruluş ilkelerine ve programına sahip çıkılması gerektiğini savunurken, Türkiye’de siyaset ve ekonomik düzenin geleceğine ilişkin kendi perspektifini ortaya koyuyor.

Egeden Medya Haber olarak yayımladığımız aşağıdaki metin, bağımsız gazeteci Vedat Özel’in kişisel görüş, değerlendirme ve siyasi yorumlarından oluşmaktadır. Yazıdaki siyasi değerlendirmeler ve iddialar yazarın sorumluluğundadır. Egeden Medya Haber’in yayımlaması, yazıda ileri sürülen görüşlerin tamamının kurumumuz tarafından benimsendiği anlamına gelmemektedir.

Farklı görüşlerin kamuoyunda tartışılmasının demokratik hayat açısından önem taşıdığı düşüncesiyle, yazının bütünlüğünü koruyarak okuyucularımızın dikkatine sunuyoruz.


“CHP’DEN İLK AYRILAN SİZ DEĞİLSİNİZ, SONDA SİZ OLMAYACAKSINIZ”

Bağımsız Gazeteci Vedat Özel

CHP’den ilk ayrılan siz değilsiniz, sonda siz olmayacaksınız. Siyaseti, tüccarlık, ticaret üzerine inşa edenlere güle güle 👋👋👋👋 Ben CHP üyesi oldum, dürüst ve ahlaklı bir yapıyı hoş buldum.🙏

Sahte, Cumhuriyeti savunanlardan ARINACAĞIZ!

Sahte, Laikliği savunanlardan ARINACAĞIZ!

Sahte, Devletçi Kamucu olanlardan ARINACAĞIZ!

İslamcı, Sağcı ve Solcu Neo-Liberal ekonomik politikaları savunanlardan ARINACAĞIZ!

Liberal faşizm savunanlardan ARINACAĞIZ!

Cumhuriyeti, devleti, kuran ve kurtaran bir parti, neden bu ülkenin ana gövdesidir? Anadolu, Ortadoğu ve Avrupa coğrafyamızda 1923’te devrimci bir dönüşüm sağlandıktan sonra, 103 yıldır kök salmıştır da ondan. Yüzde birlik kesimin dışındaki, yüzde doksan dokuz kesim ise henüz kıymetini anlamış değil. CHP’nin feyiz aldığı pratik uygulama ise “1789 Fransız Devriminde elde edilenlerdir.” Osmanlı/Türkiye/Anadolu topraklarında “Temsili Demokrasi, Parlamenter Sistemin” 1876/1923 yılları arası en gelişmiş uygulayıcısıdır. Genel yönetim biçimi TBMM oluşmuştur, yerel yönetim biçimi TBMM önce “1855’te İstanbul Belediyesi” kurulsa da henüz yerellerdeki güncellenmiş feodal ağlardan kurtulamamıştır.

“Laiklik,” sonraki adımı olarak ilkelerinin en devrimci adımıdır. Yerellerde oluşan güncellenmiş feodal düzen ve sistem yıkılmak zorundadır. Yerine, temsili demokrasinin ideolojik politik aygıtları oluşmaya başlamalıdır. Temelde CHP, devletçi bir yapıdır. Devlet ve kamu kurumları, Cumhuriyet ve Laiklik ilkeleriyle buluştuğumuzda, daha çok, daha çok kazanım isteyen tüccarlar ve ticaret yapanlarla çatışma yaşamıştır. Hala bitmeyen sınıf çatışmaları…

Bir ülkede, “Devletçi ve Kamucu İdeolojik Politik” duruşu çıkardığınızda, özelleştirmeci yağmacılara gün doğar. Liberal ekonomik model özgürlükçü görünse de, özünde yüzde birlik kesimi çok zengin yapar, toplumun büyük bir kesimini de fakirleştirirler. Bunun da yolu siyasetten geçer. Bundan böyle insan gücünün yüzde doksan dokuz olduğunu düşünürsek, ülkede “HALKLARI EŞİT ve ÖZGÜR yaşatmak CHP’de kalanların namus ve onur mücadelesi olacaktır.”

Kapitalizmin doğuşuyla birlikte, serbest piyasa ekonomisinin temelleri atılır. Tekelleşmenin, vahşi kapitalist saldırının kökeni, modern çağda “sosyal demokratlar” tarafından törpülense de, özünde Neo-Liberal ekonomik politikalar, sınıf mücadelesinin önüne en büyük engeldir.

Bu yüzden, dünyayı ve ülkemizi kasıp kavuran Neo-Liberal ekonomik modeli uygulayan tekeller, İslamcı, Sağcı ve Solcu liberaller olarak karşımızda duruyorlar. Kent, Ülke, Bölge ve Dünya halklarını, kimisi dincilik, kimisi milliyetçilik, kimisi de solcu liberaller olarak aynı ekonomik politikalarla bizleri sömürüyorlar.

Bu yeni dünya düzeninin ekonomik politikaya kavuşması 1. ve 2. dünya savaşı sonrası vücut bulmuştur.

Mustafa Kemal Atatürk’le başlayan, 1940’tan sonra İnönü ile devam eden eğitim ve ekonomik politikalar dünyada yeni bir çığır açarken, yerli işbirlikçiler tarafından engellenmiştir. Gerek 1940’ta eğitim politikası, gerekse 1944’te toprak reformu ve ekonomik politikalar ülke insanı için bir refah seviyesi olacakken, 1946’da başlayan iç muhalefet, 1950’de ekonomik gelişmenin önüne engel olmuşlar. Emperyalist ülkeler, güncellenmiş feodal düzen sahiplerine ‘tüccarlık’ kavramı değil de, ‘ticaret’ kavramı üzerinden yol vermişlerdir.

1950 ile 27 Mayıs 1960 arası 3 genel seçimde büyüyerek iktidar olan Demokrat Parti yetkilileri darbe ile karşılaşıp, sonrasında asılmıştır.

Emperyalist güçlerin yerli işbirlikçileri 2 ideolojik aygıt ile hala ülkedeki ekonomik tekelleşmenin kökenidir. Türk İslam, İslam Türk sentez ideolojisi ülkemizde ve bölgemizde ekonomik tekel olurken, bölge halkları bedel ödemektedir.

“Diyalektik Tarihsel Materyalist Kuramın” özeti şudur. Doğa ve toplum değişip dönüşmektedir; her değişim ve dönüşümde yeni bir düzen yeni bir sistem kurulur der.

Bu yüzden, 3 tek tanrılı dinlerin insanlık adına değişip dönüştüğünü, her değişimde ve dönüşümde yeni bir düzenin ve sistemin kurulduğunu kabul ediyoruz. Orta Çağ öncesi ve Yeni Çağ ve sonrası günümüze kadar gelen Yakın Çağda, 1789 Fransız Devrimi öncesi ve sonrası din ideolojisi üzerinden yönetilse de hala Dünyamız; 1789’da feodal ağalara karşı kanlı bir süreç sonrası ilk adımı atılan, Osmanlı’ya 1876 gelen temsili demokrasi, ülkemizde 1923’te vücut bulmuştur. Türkiye 1950’ye kadar dinci, tarikatçı ve cemaatçi ideolojiden kurtulsa da, 1950’den sonra günümüze kadar İslamcı ideoloji üzerinden Ülkemiz ve Ortadoğu teslim alınmaya çalışılıyor.

Sürekli dile getirdiğimiz İslamcı Sağcı ve Solcu Neo-Liberal ekonomik politikalar, Demokrat Parti, ANAP ve AKP’ye uzanan bir çizgi olup, Yeni Partiyi de içine almıştır. Bu partilerin dinci ideoloji üzerinden yaptıkları siyaset, “META” üzerine kuruludur. CHP içerisindeki çatışmada bundan kaynaklanmaktadır.

Cumhuriyet “HALK” Partisi bu ülkeyi kurtaran ve kuran parti olması sebebiyle devrimci ilkelere ve programa sahiptir. Tüccarlık ve Ticaret üzerine kurulan Neo-Liberal ekonomik politikaların kökeni “META” üzerine kuruludur. Bu yüzden, bizler karşı çıkıyoruz, insan mal değildir. İnsanlar arası alışverişi denetleyen devlet ve kamu kurumlarıdır. Devlet ve kamu kurumları gerekirse bedava kamu hizmeti vermek zorundadır. Feodal toplum düzeni, Kapitalist toplum düzeni ve insanlığın nihai hedefi olan Sosyalist ve Komünist toplum düzenine geçiş devrimci mücadele ile olur.

Mutlaka Cumhuriyet “HALK” Partisi’nin ilkelerine sımsıkı sarılarak geriye gitmeden, yerinde de saymadan, ilerici bir mücadele tarzı ile ‘HALKLARININ EŞİT ÖZGÜR’ yaşayacağı ‘DEVRİMCİ’ bir dönüşümü sağlamamız şarttır.

Feodal ve Kapitalist düzenin tek amacı, serbest piyasa ekonomisinin Neo-Liberal ekonomik politikalar üzerinden “İşçi, Emekçi Sınıfı çok sömürme ve daha fazla kazanım elde etmektedir.”

“Yeni Partiyi kuranlar, ” tek adam rejimine karşı mı? CHP tek adam rejiminden yana mı? Kuruluş itibari ile Tek Parti, Tek Adam dönemi olan 1919 ile 1950 arası iki kurucu Cumhurbaşkanı tarafından politikalar, 1950’den sonra günümüze kadar CHP’yi ilkelerinden uzaklaştırmaya çalışsalar da başaramamışlardır. 1950’lerden sonra çok partili döneme geçen ülkemiz 2018 yılında 1923 öncesi ideolojik politik yönetim anlayışına geri dönmüştür. Ülkemizdeki Türk Tipi Başkanlık sistemi, İslamcı ideolojiyle buluşarak birliktelik sağlamıştır. ABD tarzı başkanlık sistemi ile Arap tarzı Halifelik sistemi arasında hiçbir fark yoktur. Tipleri aynı, biçimleri farklı yapılardır. Hizmet ettiği kesim ise egemen sınıfa ve onun iktidarınındır.

CHP’nin iki ekonomik politikalara değinip, yerelimizdeki adamlar üzerinden Yeni Partinin kuruluşuyla birlikte siyasi yaşamlarının bittiğini anlatacağım.

1-) 1944’te İsmet İnönü’nün toprak reformu olan ağaların 500 dönüm mal varlıkları olsun, fazla mal varlıklarını kamulaştırmasına karşı çıkanlar kimdir? 1950 sonrası iktidara gelen Demokrat Parti 1955’te neden 5000 dönüme çıkarmıştır? Neden aynı yıl köy enstitülerini kapattılar? Feodal ağaların mal varlıklarını 5000 dönüme çıkarıldı da, eğitim sistemi kapatıldı da ne oldu? 27 Mayıs 1960 darbesinde asıldılar. Asanlar, neden astı, kimin adına astığı hala merak konusudur. Alparslan Türkeş’in darbeciler içinde olması, darbe sonrası Türkeş bildiriyi kimin adına okudu?

2-) CHP Genel Başkanı Bülent Ecevit’in toprak ve su reformu 1973’te toprak işleyenin su kullananın sloganlarıyla seçimlerde 1. parti olduktan sonra (1757 sayılı Toprak ve Tarım Reformu Kanunu) çıkarılmıştır. Bu yasa, 24 Ocak 1980’de ekonomik kararlar sonrası ANAP iktidarı döneminde 1984’te anayasa mahkemesi tarafından iptal edilmiştir. Özal’la başlayan, özelleştirme politikalarının günümüzde halka zulüm yapan ekonomik politikalardır.

3-) Bunların yaşandığı tarihsel süreç sonrası 2010 yılında Anayasa değişikliği, 2012 yılında iki büyük siyasi ve ekonomik rant elde etmek için bir taşla birçok kuş vurulmuştur. Büyükşehir, Bütünşehir yasası üzerinden bir gecede köylerin, beldelerin ve ilçelerin mal varlıklarına el konulmuştur. Bu yasa değişikliği 2014 yerel seçimleri sonrası AKP’nin, MHP’nin ve Yeni Partililerin talanına dönüşmüştür.

Şimdi Yeni Parti’nin, Sol ve Sosyalist kesiminde içinde olduğu 4 Eğilim, 8 Fraksiyonun tekelleşen ekonomik sorunlara nasıl çözüm üretecekler? Serbest piyasa ekonomisi kuralları içerisinde Neo-Liberal ekonomik politikalar değişti de bizim mi haberimiz yok. İmamoğlu, Özel ve Yeni Parti’den medet umanlara soruyorum. Halife tarzı Tek Adam rejimine karşı çıkarken, Amerikan tipi tek adam rejimine rıza mı göstereceğiz.

Bizlerin, Cumhuriyet Halk Partisi’nin programına ve ilkelerine sımsıkı sarılıp daha ileriye taşımaktan başka çaremiz yoktur. Genelden yerellere uzanan tek adamcıldık, yerelden genele doğru değişecektir. Yaşanmış tecrübeler, hayat yolunda en doğru kararları almamız için bize ışık tutacak ve geleceği daha güvenli adımlarla kurmamıza yardımcı olacaktır.

Cumhuriyet Halk Partisi’nden ayrılan yeni partiye geçen Manisa’nın 2 tek adamı. Özgür Özel ve Semih Balaban üzerinden İlçelerdeki adamlarında siyasi sonlarını getirdi.

Kıvrak, Şahin, Fikirli, Bakırlıoğlu, Dutlulu ve Hacet, demek ki baba ocağı, ilkeler, devlet ve kamu kurumları umurlarında değilmiş. Kalanlar ise CHP’ye “ata ocağı” demektedir. Sol, 1980 sonrası yasal zeminde siyaset yapmaya karar verdiklerinden bugüne, üç defa yerellerde iktidar oldular. Biri, 1989 yılında yerel seçimler, diğeri 2019 yılında yerel seçimler ve bir diğeri de 2024 yılında. Muhalefet, 2023 genel seçimler yüzde 48 ile büyük bir kazanım elde ederken, uçkuru peşinde koşanlar tarafından yılların mücadele başarısı, yerle bir oldu. Bu zorlu mücadeleye, kimileri ömrünü verdi, kimileri son 20 yılını verdi, kimileri de millet ittifakı sürecinde aktif bir şekilde 10 yılını verdi. Sorunların kökeni birlikte yöneteceğiz deyip, ganimetin başına geçerek inanmış insanları temsili demokrasinin tuzağına sokarak zengin olmalarıdır.

2018 yılında bir araya gelen Millet İttifakı ve Altılı Masa çıkarcıların ben egosuna heba oldu. Sol, Sağ, Muhafazakârı, Milliyetçisi, Türkü, Kürdü ve Alevi’si yeniden bir araya geleceğiz.

CHP’nin “CUMHURİYET, LAİKLİK VE DEVRİMCİLİK” ilkesine sarılarak bir arada yaşamayı başaracağız. Organik aydın orta sağ yelpaze ve sol yelpaze demokratik bir zeminde barış içinde buluşacağız.

Sonuç olarak 2014 yerel seçimlerinde Ankara’da Mansur Yavaş’a sol, sosyalistlerinde verdiği destek 2018’de millet ittifakı ile birleşti ve büyüdü. 2018-2019-2023 ve 2024 seçimlerinde büyüyerek yerelde ve genelde iktidara göz kırptı. Hesap uzmanı olan Kemal Kılıçdaroğlu’nun büyük çapası, değişimciler adı altında girilen iktidar kavgası, ülkeyi Tek Adam rejimine şimdilik teslim etmiştir. Siyasetin ve toplumsal yaşamın temel kaynağı ekonomiktir. Dünya sermayesinin 70, 80 yıldır başaramadıklarını 2002’den bugüne yenilikçiler, 2019’da başlayıp, 2026’da değişimcilerle birlikte başarmıştır. AKP’liler ve Yeni Partililer özünden ve ilkelerinden koptuğu için ülkemiz Neo-Liberal düzene teslim edilmiştir.

Bu yüzden, siyasete sadece “META” olarak bakan İslamcı, Sağcı ve Solcu piyasacı liberallere karşı, Cumhuriyet “HALK” (HALKLARIN) Partisi bu coğrafyanın sigortasıdır demekten başka da şansımız kalmamıştır.

Bağımsız Gazeteci Vedat Özel