En son “FonFonlama” ile Patlayan Kanalizasyon….

Bir Toplum göz göre, göre , bilerek İntihar edip yok olmayı seçmeyeceğine göre, bütün yaşadıkları olumsuzluklardan İllaki bir kurtulma, sıyrılma çabası gösterecek, kendi Yaşamlarını savunma mekanizmasını harekete geçirecektir elbet.
Bu doğal bir tutumdur da aslında. Bireyle örnekleyerek bu “İçgüdüsel” davranışın sınırı, çizgisi, o toplumun ortak değerleri, bunlara bağlılıkları, Tarihi, Kültürü, yani geçmişinden bu yana Yaşamın tüm alanlarıyla ilgili kurduğu bağın niteliği, özelliği veya derinliği ile ilgilidir.
Bu konular bir Bilim alanı olan Toplum Bilimi dediğimiz Sosyoloji veya İnsan Bilimleri ile ilgilenen Davranış Bilimi, Toplumsal Psikolojinin çalışma alanlarıdır.
Örneğin, hiç hatası olmadığı halde “Acaba benim bir hatamdan dolayı mı bu Halat koptu” diye onuruna yediremeyip, Köprü Halatı koptuğu için veya,
Kobe Depreminde Şehrin Su şebekesini 4-5 saat içinde çalıştıramadığı için İntihar eden imar işlerinden sorumlu Belediye Başkan Yardımcısı Takumi Ogawa gibi,
Veya birikmiş Mil Puanları ile Uçak Bileti alan Alman Cumhur Başkanı gibi, ya da Yanlışlıkla Bakanlığına ait Kredi kartından İki adet Çikolata aldığı için İstifa edenler gibi…
Diğer yandan Ülkemize bakınca, bu örneklerdeki Ülkelerdeki İktidarları yıkıp, yok etmekle kalmayacak, bütün sorumluların, yetkililerin ömürlerini Cezaevlerinde geçirmesine sebep olacak olayları adeta her gün yaşıyoruz.
Son Borsa vurgununda götürülen Para 20-30 Milyar dolar civarında olduğu söyleniyor, Borsa da dahil Finansal alanda bunun kat, kat daha fazlası bir meblağın “Uçtuğu” açıklanıyor bilenlerce..
Hatırlayınız, Türkiye , Çin’den 3 Milyar dolar Kredi alabildi diye, ne kadar güçlü, itibarlı olduğumuz, Ekonomimizin aslında ne kadar güçlü, Sağlam, güvenilir olduğu İktidar tarafından haftalarca çevire, çevire anlatılmıştı..
Oysa, Çalınan, soyulan meblağlar Yabancı Filmlerde Merkez Bankası soygunlarında geçen rakamların yüzlerce katı, yani adamların en absürd filmlerinde bile ufku bunların çeyreğine ulaşamıyor,Rüşvetin, talanın, Peşkeşin boyutuna inanmaları mümkün değil, anlatamazsınız da..
Buna rağmen Halkın genelinde en azından bu güne kadar ciddi bir itiraz, isyan, protesto hareketleri, buna karşı İktidarın veya Siyasi çevrelerin dikkate alacağı ciddi bir protesto, Temizlik talebinin oluşmadığını görüyoruz, Siyaset kurumu kendi çürümüşlüğünü olağanlaştırıp, “Kim olsa aynısını yapar, Sen olsan yapmaz mısın” anlayışı hakim olmaya başlamış, bu çürüme toplumu da büyük oranda kapsamıştır..
Normalde en emin kesim olması gerektiğine inanılan “İnançlı” kesimin bu konudaki duyarsızlığı, dahası kendi içlerinden çıkanlara karşı olan duyarsızlığı, “Çalıyor ama çalışıyor” rezilliğine ulaşmaları,
Diğer yandan Hak, Hukuk, Eşitlik, Adalet, Emek, Sömürü, İlke, Etik değerler üzerine siyaset yapan, bu tip konulara aşırı derecede duyarlı ve karşısında olması gereken Sol tarafın da artık,
“İktidar da çalıyor, onlara neden dokunulmuyor” diyerek,
“Tamam İktidar da hırsız, biz de Hırsızız, ama sadece bizimkiler yakalanıyor, bizimkiler cezalandırılıyor” deme aşamasına gelmeleri çürümüşlüğün İktidarı, Muhalefetiyle ne oranda yaygınlaştığı, olağanlaştığı, normalleştiğinin de göstergesidir…
Fakat, İlk başta bahsettiğimiz gibi, “İçgüdüsel” bir savunma mekanizması da gelişiyor, durum artık yavaş, yavaş da olsa sorgulanmaya, içten içe “Ne oluyoruz, böyle nereye kadar gideceğiz, bu bir yerde bitmeli” sesleri de daha çok duyulur hale geldiğin görüyoruz..
Örneğin, İktidar kanadına bakalım ;
Fon rezaleti sonrası Akp kurumsaldan ve Milletvekili sayfalarında, veya direk RTE’nin Sayfalarına girip, oradaki yorumları incelediğinizde göze çarpan bir gerçek var.
Daha önce çok az ve korku duvarına dayanan eleştirilerden daha fazla çok şiddetli, açık, net, artık bu korku duvarının da aşıldığını gösteren eleştirileri görebiliyorsunuz, Akp tabanı da direk olarak “Reyiz, bizi bitirdin, hepsinden direk sorumlu sensin, Muhalefetten biri olsa şimdi kodesteydi, düş artık yakamızdan” vs vs. türü cümleleri görebiliyoruz…
Bu, toplumun artık açık, net olarak, bir temizlik, temizlenme talebini ortaya koyduğunu, önümüzdeki günlerde bu talebin çok daha yüksek tondan seslendireceğinin de kanıtıdır…
Daha önceki yazılarımızda çok defa ;
“Eğer Siyaset kurumu kendinden başlamak şartıyla Ülkede ciddi bir temizlik, arınma sürecini işletmezse, eğer içine düştüğü bu çözümsüzlük üreten halinden, sadece Milletin sırtında yük olma vasfından kurtulmazsa,
Bu Millet eninde, sonunda ayağa kalkar, işte o zaman herkes altında kalır, İktidarı yerle bir edeceği gibi, Muhalefete de ciddi bir ders verir, mevcut yapıları, klasik Siyaset modellerini, Kişileri Siyaset Sahnesinde siler atar” demiştik….
İşte gelinen bu durumda Muhalefet Cephesinin çıkış, yükseliş noktası da buradan olacaktır/ olmalıdır…
Bugün sadece İktidarı bu konular üzerinden eleştirip, kendi içini asla sorgulamayan, bunun içinde geniş Halk katmanları tarafından “Hepsi hırsız, hepsi aynı halt” algısına neden olan kişileri, anlayışları Partilerinden temizlemeyen, eski, yeni hiç fark etmez, Hiçbir Partinin, Siyasi yapının başarılı olması imkansızdır…
Önce, hiçbir taviz vermeden, açık, net, şeffaf biçimde kendi içinde isimleri bu tür olumsuzluklara karışmış, Mahkeme dosyalarına girmiş veya Bölgelerinde Halkın büyük bölümünde şaibeli olduğu kanısını yaratmış kişiler, makam , mevkisine bakılmadan derhal partiden atılmalıdır, görevde bulunanların istifaları talep edilmeli, Yargılanma sürecinde olanların Üyelikleri askıya alınmalı, Yargı sürecinde aklanıp, gelmeleri sağlanana kadar.
Unutulmamalıdır ki Yargı, yani Mahkeme kararı, özellikle Ülkemizde yılları, hatta seçilme dönemlerini de aşan bir sonuçtur, Vatandaş açısından bu sonucun beklenmesi, yaptırımların ondan sonra uygulanmasının çok da anlamı yoktur, bu , ilgili konuya dahil olanlar için bir sonuçtur sonuçta.
Vatandaş, her kimin hakkında ciddi bir itham, şaibe varsa, onun görevde kalmasını, Hukuksal sürecin vs tamamlanmasına kalmasını istemiyor, anında aksiyon alınmasını talep ediyor,
Çünkü görevde kalması, halen o suçu veya kirli ilişkileri sürdüreceğini Kamusal zarara sebep olacağını düşünür haliyle..
Tüm bu “Temizlik” talebi , bunla ilgili kurallar açık, net ve şeffaf biçimde sürdürülür, Vatandaşta olumlu, iyi bir intiba oluşturulur, ardından İktidara karşı mümkün olabilecek en geniş alanda ve biçimde bu konularla ilgili itirazlar , söylemler, eylemler süreci başlatılır, teması “Temizlik” olan büyük çaplı Mitingler, gösteriler, eylemler organize edilir, İktidar kanadı bu yollarla köşeye sıkıştırılır, artık çözüm üretemeyeceği, çünkü sorunun asıl kaynağının bizzat İktidar olduğu doğrudan Halka inandırılmış olur, bu konuda ikna edilmiş olur..
Tabi tekrar edelim, bunun ön şartı,
Önce kendi içinde bu temizliği açık, net, İnandırıcı biçimde ve tavizsiz uygulamak şartıyla, yoksa , diğer türlü Vatandaş “Önce kendi içine bak, sonra konuş” der elbet…
Nasılki yıllardır kendi içinde demokrasinin zerresini barındırmadan, “Ülkeye demokrasi getirme” iddiasında olup, kimseyi inandıramakları gibi, bunda da inandırıcı olmazlar elbet…
Ben Chp’nin son dönemde kişilerden bağımsız olarak bu konuyu Önceliğine alıp, bütün söylemlerinde sürekli “Temizlik, Arınma” vurgusu öne çıkartmalarını çok önemli, değerli ve anlamlı buluyorum, tabi yine kendi içinde bu süreci kesintisiz devam ettirdiği sürece Halkın buna bir karşılık vereceğini, eninde, sonunda bunun acil, zorunluluk olduğunu düşünüp bu çağrıya katılacağını düşünüyorum.
Yeter ki, Söyleyenlerin bu konulardaki ciddiyetine, samimiyetine ve bu uğurda neler yaptıklarına, yapacaklarına inansın, güvensinler..
Muhalefetin, İktidar çıkışının asıl en derininden yakalayacağı bu konu üzerinden olacağı bir gerçektir artık.















































