TÜRK-YUNAN ÇATIŞMASINA DOĞRU MU?
ΜΗΝ ΚΑΝΕΙΣ ΛΑΘΟΣ ΣΤΟΥΣ ΥΠΟΛΟΓΙΣΜΟΥΣ, ΓΕΙΤΟΝΑ

TEMEL ER ERSOY
Emekli Deniz Albay
Millî Savunma Bakanlığı kaynaklı haberlere göre, Türkiye 20-24 Eylül tarihleri arasında Ege ve Doğu Akdeniz genelinde büyük bir deniz tatbikatı için hazırlanıyor. Denizkurdu-I kod adlı, fiilî atışlı bu deniz tatbikatı ayrıca Karadeniz ve Marmara Denizi’ni de kapsayacak ve Doğu Akdeniz’de TCG Anadolu üzerinde gerçekleştirilecek bir gözlemci günüyle sona erecek.
Şimdi burada değişik bir şeyler var. Çünkü Denizkurdu serisi tatbikatlar, Türk Deniz Kuvvetleri’nin kökeni 1970’lere, Kıbrıs Sorunu’na kadar geri giden, en büyük katılımlı tatbikatlarıdır. Yılda iki kere yapılır. Mart ayında Karadeniz’de o zamanki SSCB’ye, şimdiki Rusya’ya karşı; haziran ayında ise Ege ve Doğu Akdeniz’de sevgili komşumuz Yunanistan’a karşı gerçekleştirilir. Tatbikatın gerçekleştiği tarihler bile ince bir hesapla belirlenmiştir.
Türkiye, bu yıl alışılmışın dışına çıktı. 2026 yılının Nisan ayında icra ettiği Mavi Vatan-2026 Tatbikatı ile denizlerdeki askerî yetkinliğini ve yerli savunma sanayisinin ulaştığı noktayı küresel ölçekte bir gövde gösterisine dönüştürmüştü. Bu tatbikat, sadece bir askerî eğitim faaliyeti değil, aynı zamanda Türkiye’nin değişen jeopolitik vizyonunun ve deniz aşırı güç aktarım kabiliyetinin de en somut ilanıdır. Tatbikatın kod adı bile çok anlamlıdır.

Mavi Vatan-2026 Tatbikatı, 3-9 Nisan 2026 tarihleri arasında Karadeniz, Ege Denizi (Adalar Denizi) ve Doğu Akdeniz’de eş zamanlı olarak gerçekleştirilmiştir. Donanma Komutanı Oramiral Kadir Yıldız’ın sevk ve idaresinde yürütülen tatbikatın komuta merkezi, Türk donanmasının sancak gemisi TCG Anadolu olmuştur.
Burada dikkat çeken bir nokta da tatbikatın süresidir. Bu tip büyük çaplı ve siyasi mesaj içeren tatbikatlar eskiden iki hafta sürerdi. Halkımızın alın teriyle, vergileriyle tedarik edilen savaş gemileri halkın ziyaretine açılır, halkımız bu gemilerde ağırlanır ve onlara Türk Deniz Kuvvetleri’nin ve personelinin ulaştığı nokta her yıl gösterilirdi. Bir nevi hesap verilirdi. Bir haftalık bir tatbikatta bunun yapılması zor görünüyor.
Denizkurdu Tatbikatı’nın ilan edilen zamanlaması ve kodlanması da çok ilginç. Çünkü geleneksel olarak herhangi bir yılda yapılan ilk Denizkurdu tatbikatının kodu I, ikincisinin kodu ise II olurdu. Oysa haziran ayı başlarında yapılan ilk Denizkurdu tatbikatına “Denizkurdu-II/26” kodu verilmişti.

Şimdi bakalım bu tatbikat sevgili komşumuz tarafından nasıl karşılanmış:
“Yarın 4 Haziran’da başlayacak olan büyük Türk Deniz/Hava tatbikatı ‘Denizkurdu II/2026’ öncesinde, Yunan Silahlı Kuvvetleri artan operasyonel alarm durumunda. Çünkü Ankara, Ege ve Doğu Akdeniz’de söylemlerini ve hareketlerini kademeli olarak artırıyor ve bu bölge özellikle jeopolitik açıdan önemli bir dönemden geçiyor.
Türk donanmasının en büyük deniz tatbikatı, Türk liderliğinin ‘Mavi Vatan’ anlatısını giderek daha yüksek bir tonda tekrar gündeme getirdiği bir dönemde başlıyor. Aynı zamanda Ankara’nın revizyonist taleplerine kurumsal bir nitelik kazandırmayı amaçlayan yasal bir girişimde bulunma niyeti de ön planda.
Bu ortamda Türk ‘Denizkurdu’ özel bir önem kazanıyor; sadece askerî bir faaliyet olarak değil, aynı zamanda Yunanistan’a ve daha geniş bölgeye güç gösterisi ve siyasi-stratejik mesajlar iletme aracı olarak da.”
Demek ki mesaj doğru algılanmış.
Bu tatbikatın zamanlaması başta olmak üzere bizatihi kendisi özellikle önemli. Çünkü bu, Ankara’nın Yunan adalarının, özellikle Meis’in silahlandırılması konusunda Atina ile yaşanan yeni krizin hemen ardından geldi. Millî Savunma Bakanlığı, Başbakan Kyriakos Mitsotakis’in ziyaretinin ardından Meis’teki Yunan askerî personelinin ve deniz unsurlarının varlığını açıkça eleştirdi.

Oysa eylül ayı, Türk Deniz Kuvvetleri için tayin, terfi ve atamalar sonucunda değişen ve yenilenen donanma personeli açısından eğitim ve hazırlık yılının başlangıcıdır. Öncelik tek gemi ve tip eğitimlerine verilir. Tatbikatın, aynı yıl içinde yapılan iki büyük çaplı fiilî atışlı deniz/hava tatbikatına ilave olarak eylül ayında yapılması kararı, Türk Deniz Kuvvetleri’nin yüksek hazırlık durumunu ve kararlılığını gösterir.
Meis Adası’nın da dâhil olduğu Doğu Ege Adaları ve On İki Ada’nın silahlandırılması konusunda Türkiye ile Yunanistan arasında yaşanan ihtilafın temellerini, hukuki boyutunu ve güncel durumunu şu şekilde özetleyebiliriz.
Lozan Antlaşması’yla İtalya’ya bırakılan On İki Ada, İkinci Dünya Savaşı’nın ardından 1947 yılında imzalanan Paris Barış Antlaşması ile İtalya’dan alınarak “askerden arındırılmış olması şartıyla” Yunanistan’a devredilmiştir. Meis Adası da bu gruba dâhildir.

Türkiye, Lozan ve Paris antlaşmaları uyarınca Meis ve diğer Doğu Ege adalarının silahsızlandırılmış bir statüye tabi tutulduğunu, Yunanistan’ın bu adaları silahlandırmasının uluslararası hukukun ve bağlayıcı antlaşmaların açık bir ihlali olduğunu savunmaktadır. Türkiye’ye göre bu durum, Ege ve Doğu Akdeniz’de kurulan ahdi dengeyi bozmaktadır.
Yunanistan, 1960’lı yıllardan itibaren adaları kademeli olarak silahlandırmaya başlamış; bu faaliyetler özellikle 1974 Kıbrıs olayları ve 1981’de iktidara gelen PASOK hükümeti döneminde hız kazanmıştır. Yunanistan, silahlandırma politikalarına Türkiye’den kaynaklandığını iddia ettiği güvenlik endişelerini ve savunma ihtiyacını gerekçe göstermektedir.
İki ülke arasındaki Ege ve Doğu Akdeniz sorunlarının (silahsızlandırılmış statünün ihlali, karasuları, hava sahası vb.) yakın vadede tamamen çözülmesi mümkün görünmemekte ve ihtilaf varlığını sürdürmektedir.
Yunanistan, millî savunma politikasını “doğudan gelen tehdit” varsayımına dayandırmaya devam etmekte, adaları silahlandırmayı sürdürmekte ve savunma harcamalarını artırmaktadır.
Türkiye, uluslararası antlaşmalarla tesis edilmiş olan mevcut statükoya riayet edilmesi gerektiğini, Yunanistan’ın tek taraflı adımlarına rıza gösterilmeyeceğini ve uluslararası platformlarda bu ihlallere itiraz edildiğini vurgulamaktadır.
Bu arada ilginç gelişmeler de oluyor. Yunanistan, 1980’li yılların ortalarından itibaren Türkiye ile girişeceği bir savaşta BTÖ’nün de Türkiye’nin güneydoğusu başta olmak üzere her yerde Türkiye’ye karşı savaş açacağı varsayımını esas almıştır. Oysa “Terörsüz Türkiye” masalı gerçekleşir ya da gerçekleşmez, bilemeyiz ama elit askerî birliklerde bir yeniden konuşlanma başlamıştır. Bu çok önemlidir.
Bu kapsamda 51. Motorlu Piyade Tugayı, Türk Silahlı Kuvvetlerinin görev ve harekât ihtiyaçları doğrultusunda Tunceli’nin Hozat ilçesinden Aydın’ın Söke ilçesine kaydırılmış ve Söke Garnizonu’nda konuşlandırılmıştır.
Birlik, Ege kıyısında Sisam (Samos) Adası’nın hemen karşısında yer alan Aydın/Söke bölgesinde konuşludur.

Tugay, daha önce uzun yıllar Tunceli/Hozat merkezli (General A. Fethi Esener Kışlası) olarak görev yapmıştır. Savaş ve çatışma deneyimi oldukça yüksek bir birliktir.
Benzer şekilde Midilli ve Sakız adalarının hemen karşısında, bu adaları çok kısa sürede ele geçirebilecek askerî kapasite mevcuttur.
Yunan dostlarımız ve oy verdikleri siyasetçileri emin olsunlar ki yüzlerce kurmay subay (Deniz, Hava ve Kara Kuvvetlerinden) bu adaların ele geçirilmesine yönelik planları her yıl gözden geçirmekte, eksikliklerini gidermekte, yeni bilgilerle güncelleyerek hedef kataloglarını ezberlemektedir. Bu planlar, yukarıda bahsettiğim tatbikatlar vasıtasıyla fiilen denenmekte; zamanlamalar, yakıt ve cephane gereksinimleri, kuvvetler arası iş birliği, silah desteği ve koordinasyonu, hedefleme bilgileri, telsiz frekansları, çağrı adları, kripto kodları ve benzerleri saniye ve santimetre cinsinden yerli yerine oturtulmaktadır.
MİT, askerî istihbaratın ihtiyaç duyduğu kritik bilgiyi, Fransız ve İngiliz vatandaşı olan elemanlarını lüks yatlarla hedef adalara göndererek ilgili yere ulaştırmaktadır.
Bu itibarla dostça bir uyarıda bulunmak isterim: Sakın bir hesap hatasına düşmeyin. Ege zaten sizin için çok avantajlı bir şekilde bölüşülmüş durumda. Biz bunu düzeltmek için fırsat kolluyoruz.
Son olarak, NATO karargâhında sürekli olarak tartıştığımız bir karacı binbaşının günün birinde itiraf ettiği gibi: “Tarih boyunca siz hep hata yaptınız ve biz bu fırsatı kaçırmadık.”
Benden uyarması.
TEMEL ER ERSOY
Emekli Deniz Albay
Egeden Medya Haber















































