BASINA VE KAMUOYUNA
HAKLAR YASALARDAN ÖNCE GELİR!

Değerli Basın Emekçileri!
Sevgili Kamu Emekçileri, Sevgili Emekliler!
Hepimizi yakından ilgilendiren kamu Görevlileri Toplu Sözleşme görüşmeleri 1 Ağustos’ta (bugün) başlıyor.
Bugüne kadar altı defa kurulan toplu sözleşme masasında kaybeden hep biz olduk.
Masada” Yetkili” olarak sizi temsil ettiklerini söyleyenler içinden çıkılmaz hale gelen sorunlarımızı çözmek yerine iktidara toz kondurmamayı, övgüler dizmeyi tercih ettiler. Önlerine konan, mutfakta yaşadığımız gerçek enflasyonun en az yarısını yutan TÜİK rakamlarına dayalı mutabakatlara imza koydular. Haklarımızı savunmak yerine her seferinde kraldan çok kralı olmaya devam ettiler. Üstelik hiç sıkılmadan “ tarihi başarı, bütçeden hakkımızı, refahtan payımızı aldık” diyerek hepimizle dalga geçtiler.
Sevgili Kamu emekçileri, Sevgili Emekliler!
Şimdi hepimiz için karar vakti…
Ya bizi her geçen gün daha sefalete iten bu oyunun bir kez daha sahnelenmesini izleyeceğiz. Ya da grev hakkı ile tamamlanmış gerçek bir toplu pazarlık hakkı, insanca yaşamaya yetecek bir ücret, güvenli iş, güvenli gelecek için omuz omuza verip bu oyuna son vereceğiz!
İktidar bloğu krizin faturasını emekçilere, emeklilere, işsizlere, gençliğe, kadınlara çıkarırken siyasal alanda ise baskıları artırmakta, toplumsal ilişkilere yönelik olarak da ideolojik saldırılar, dayatmalar içeren politikalara sarılmaktadır.
Değerli Basın Emekçileri!
Siyasal iktidar seçimden önce verdiği sözleri yerine getirmemek için her türlü hileye başvurmakta üstelik söz konusu hileler ile alabildiğine sınırladığı maliyeti de başta KDV ve MTV olmak üzere vergilerin, harçlar fahiş oranlarda artırılmıştır. Ek Bütçe yasa teklifi ile bütçe hakkımız yok sayılmış, vergilerin yükü emekçilere ve halka yıkılmıştır.
Ülkeyi yönetenler “büyümede rekor üstüne rekor kırıyoruz raflar dolu, dünya bizi kıskanıyor “diyor. Oysa bizim sadece dertlerimiz, sorunlarımız, yoksulluğumuz ve borçlarımız büyüyor.
Her yeni güne yeni bir zam haberiyle uyanıyoruz. Raflar dolu ama bizim cebimiz boş. Marketleri müze gezer gibi geziyoruz. Fiyatlara bakıp çıkıyoruz.
Her üç çalışandan birisi açlık sınırı altında olan asgari ücrete mahkûm edilmiş halde. Geri kalanların maaşları da her geçen gün asgari ücrete yaklaşıyor. 10 milyon emekliye açlık sınırı altında bir maaş reva görülüyor.
Bugüne Kadar Kaşıkla Verdiklerini Kepçe İle Geri Aldılar.
Tek çözüm yoksulluk sınırının üzerinde bir ücret mücadelesini yükseltmekten geçiyor.
Bizler yoksullukta, sefalette eşitlenmek değil hak ettiğimiz refahta birleşmek istiyoruz.
Bizle ulufe değil, grevli gerçek bir toplu sözleşme düzeni istiyoruz.
İktidarın tek taraflı olarak çıkardığı yasalar değil, konfederasyonların, sendikaların, kamu emekçilerinin söz ve karar sahibi olacağı demokratik bir çalışma yaşamı istiyoruz.
Tüm kamu emekçilerini, emeklileri yıllardır hepimize kaybettiren bu yoksulluk ve sefalet düzenine karşı önümüzdeki toplu sözleşme sürecinde insanca yaşayacak ücret, güvenceli iş, güvenli gelecek mücadelesinde omuz omuza vermeye çağırıyoruz.
BİZLER!













































