Adalı Kart’ın Hikâyesinde Unutulan Emek: Bir Teşekkür Çok mu Görüldü?

Köşe Yazısı | Serap Başel
Kuşadası Belediyesi’nin Adalı Kart uygulamasıyla vatandaşlara 81 milyon 272 bin 118 liralık indirim sağladığını öğreniyoruz. Elbette sevindirici bir gelişme. Vatandaşın bütçesine katkı sunan, esnafa hareketlilik kazandıran her projeyi desteklemek gerekir. Ancak bu haber vesilesiyle sormak istediğim bir soru var: Bugün başarı hikâyesi olarak anlatılan Adalı Kart’ın başlangıcında kimlerin emeği vardı?
Ben Serap Başel. Kuşadası Kent Konseyi Güngörmüşler Meclisinde seçilerek Başkanlık yaptığım dönemde, meclisimizle birlikte emeklilerimizin bütçesine katkı sağlamak amacıyla Emekli Kart projesini gündeme taşıdık. Dönemin Kent Konseyi Başkanı Mustafa Ünver ile birlikte esnaf esnaf dolaştık. İşletme sahiplerine projemizi anlattık, indirim anlaşmaları için görüşmeler yaptık ve sözleşmeler hazırladık. Üstelik bütün bunları kendi imkânlarımızla gerçekleştirmeye çalıştık.

Amacımız reklam yapmak değil, yıllarca çalışmış emeklilerimize bir armağan bırakmaktı.
Projenin daha geniş kitlelere ulaşması için belediyeyle de görüşmeler yaptık. Dönemin Belediye Başkanı Ömer Günel’e ve Yardımcısı Oğuzhan Turan’a projemizi anlattık. Süreç içerisinde bizden esnafla yaptığımız sözleşmeleri belediyeye devretmemiz istendi. Ardından uygulama belediye bünyesinde, Adalı Kart adıyla geliştirildi.
Kötü mü oldu? Hayır. Aksine, projenin büyümesi ve daha fazla vatandaşımıza ulaşması güzel bir gelişme. Ancak insan sormadan edemiyor: Bir projeyi geliştirmek başka, o projenin ilk adımlarını atanların emeğini unutturmak başka!

Üstelik mesele yalnızca Emekli Kart da değil.
Kuşadası Kent Konseyi Güngörmüşler Meclisi olarak emeklilerin maaşları ve yaşadığı ekonomik sıkıntılar konusunda sesimizi ilk yükseltenler arasında olduk. Emeklilere yönelik etkinlikler düzenledik. Deprem döneminde, dönemin koşullarında otuz bin lirayı aşan bir yardım toplayarak hijyen pedi satın aldık ve deprem bölgesine gönderdik. Pek çok çalışma yaptık, projeler ürettik, toplumsal dayanışmaya katkı sunduk.
Peki, bütün bunların ne kadarı kamuoyuna Güngörmüşler Meclisi’nin çalışmaları olarak yansıdı?
Ne yazık ki projelerimizin ve etkinliklerimizin belediyenin çalışmalarıymış gibi sunulduğuna, bizim emeğimizin ve adımızın geri planda kaldığına defalarca tanık olduk. Zamanla bu durum, görevimi bırakma nedenlerimden biri hâline geldi. Çünkü emek verip proje üretmek, ardından o emeğin görünmez kılınmasını izlemek kolay değil.
Biz hiçbir zaman alkış peşinde koşmadık. Ancak emeğin teslim edilmesini, yapılan çalışmaların gerçek sahiplerinin de anılmasını bekledik.
Bugün Adalı Kart’ın milyonlarca liralık indirim sağlaması elbette gurur verici olabilir. Fakat bu hikâyenin başlangıcında emekliler için Emekli Kart fikrini ortaya koyan, esnafla görüşen ve anlaşmalar yapmak için çabalayan Kuşadası Kent Konseyi Güngörmüşler Meclisi’nin de hatırlanması gerekmez mi?

Kuşadası Belediyesi’ne soruyorum: Bir teşekkür etmek, bu projenin geçmişindeki emeği teslim etmek gerçekten bu kadar mı zor?
İsimler değişebilir, projeler büyüyebilir, uygulamalar kurumsallaşabilir. Fakat geçmişte verilen emek silinmemeli.
Çünkü sosyal belediyecilik yalnızca vatandaşa indirim sağlamak değil, aynı zamanda emeğe saygı göstermek ve vefalı olmaktır.
Biz projenin büyümesine değil, emeğimizin unutulmasına itiraz ediyoruz.















































