♻️ BU ÇEVRE DEĞİL, BU BİLDİĞİN YANLIŞ

İnsan bazı fotoğraflara bakınca öfkelenmez.
Önce susar.
Sonra içi acır.
Çünkü bilir ki asıl felaket,
yanlışın alkışlanarak yapılmasıdır.
Söke’den Kuşadası’na getirilen çocukların,
“çevre etkinliği” denilerek
ellerine çöp poşeti verilmiş hâllerine bakarken
insanın içini acıtan tam da budur.
Çevre sevgisi böyle öğretilmez.
Çevre bilinci,
çocuğu çöpün içine sokarak değil,
doğanın nasıl yok edildiğini göstererek kazandırılır.
Kuşadası’nda gösterilecek ne çok gerçek varken…
Kemerönü var mesela;
betona boğulmuş, nefessiz bırakılmış.
Bir zamanlar kıyı olan yerlerin
artık sadece rant hesabıyla anıldığı Kemerönü…
Adagöl var;
doğal haliyle korunması gerekirken
üzerine inşaat başlatılan,
sessizce gözden çıkarılan.
Dağlar var;
altyapısı yok, yolu yok, suyu yok
ama beton var.

Doğa var sanılırken,
sadece betonun gölgesi kalmış.
Ve Milli Park var…
Endemik bitkileriyle,
dünyanın başka hiçbir yerinde olmayan yaşamıyla.
Bir ağacı kesildiğinde
sadece bir dal değil,
bir gelecek kopan.
O çocuklar işte buralara götürülmeliydi.
Çöpün yanına değil,
gerçeğin tam ortasına.
“Bakın,” denmeliydi,
“çevre kirliliği böyle başlar.”
“Bakın,” denmeliydi,
“bir göl nasıl betonla susturulur.”
“Bakın,” denmeliydi,
“bir kent nasıl yavaş yavaş boğulur.”
Ama onun yerine ne yapıldı?
Çöp toplatıldı.
Ve buna çevrecilik dendi.
Hayır.
Bu çevrecilik değil.
Bu,
asıl sorumluları görünmez kılıp
yükü çocukların omzuna bırakmaktır.

















































