Algının Gücü, Gerçeğin Sessizliği

Kuşadası arsaları kimlere satılıyor?
Ekim ayı Kuşadası Belediye Meclisi toplantısında yaşananlar, siyasetin artık nasıl bir “algı laboratuvarına” dönüştüğünü bir kez daha gösterdi.
İYİ Parti Meclis Üyesi Levent Eryılmaz, tamamen kamu yararına bir sorumlulukla, belediyenin süratle elden çıkardığı arsa satışlarını gündeme getirdi. Ancak Başkan Ömer Günel, bu sorgulamayı cevapsız bırakmak yerine ustaca bir manevrayla meclisin yönünü başka bir tartışmaya çevirdi:
“Roman Mahallesi’nde para dağıttınız!”
Bu söz, siyasetin en bilinen reflekslerinden birini tetikledi. Sorgulanan kişi bir anda sorgulayan konumuna geçti, konu ise kamu malının satışı değil, seçim döneminde kimin kime para dağıttığı oldu.
İşte tam da bu noktada, profesyonelce kurgulanmış bir algı yönetimi devreye girdi.

Bir lider düşünün, kendisine yöneltilen “Belediyenin arsalarını neden satıyorsunuz?” sorusuna yanıt vermek yerine, “Siz bana araziyi peşkeş mi çektiğimi söylüyorsunuz? bana hakaret ediyorsunuz.” diyerek konuyu başka bir eksene taşıyor. Meclis kürsüsünde başlayan tartışma, bir anda siyaset zemininden uzaklaşıp kişisel bir polemiğe dönüşüyor.
Bu bir stratejidir. Belki de Başkan Günel’in en iyi bildiği strateji.

Oysa orada bulunma amacı halkın iradesini temsil etmek, yani Kuşadası’nın mülkünü, geleceğini ve kamusal çıkarlarını korumaktır.
Fakat Başkan, kendisine yöneltilen sorulara açıklık getirmek yerine, yine tanıdık bir taktiği seçti: “Gündemi değiştirmek.”
Bunu daha önce de gördük…
Ortada hiçbir şey yokken çıkarılan “mıcır davası” gündeme getirilirken, Sayıştay raporlarına göre doğrudan kendisini ilgilendiren “Güvercin Masa İhale İptali” dosyası gölgede bırakılmadı mı?
Her defasında benzer bir refleks: Gündem değiştir, dikkat dağıt, polemik yarat.
Ve ne yazık ki her defasında bu taktik “maya tutuyor.”
Bugün Kuşadası’nda halkın konuşması gereken konu, “Belediye’nin arsa ve arazi satışlarıdır.”
Ancak konuşulanlar bambaşka:
Roman Mahallesi’nde kim para dağıttı, kim özür dileyecek, kim neyi dinlemedi…
Bir kent, geleceğini ilgilendiren konular yerine, kişisel atışmalara rehin kaldı.

Oysa sorular hâlâ masada ve yanıt bekliyor:
Kuşadası’nda “Çöplük arazisi” gerçekten söylendiği gibi Çalık Grubu’na mı satıldı?
Ada ve parsel değişiklikleriyle bu arazilerin vasfı mı değiştirildi?
Belediye bu satışlardan mı, yoksa olası kat karşılığı anlaşmalardan mı daha fazla kazanırdı?
Bu sorulara verilecek yanıtlar, kent halkının geleceğini belirleyecek önemde.
Ama şimdi?
Kuşadası’nın gündemi bir kez daha değiştirildi.
Ve muhtemelen, deniz manzaralı makam odasında, Başkan Günel o tanıdık gevrek gülüşünü çoktan atmıştır bile.
Aklıma ister istemez Cumhurbaşkanının bir sözü geliyor:
“Atı alan Üsküdar’ı geçti bile…”
Evet, belki de Kuşadası’nda da öyle oldu.
















































