Haberi Dinlemek için TIKLAYINIZ...!

İSRAİL’İN HUSİLERLE SAVAŞI

EM. DZ. ALB. TEMEL ER ERSOY

İsrail ile Yemen’deki Husiler (Ensarullah Hareketi) arasındaki çatışma tek başına ortaya çıkmadı. Gazze savaşı, İran’ın bölgesel stratejisi ve Kızıldeniz jeopolitiğinin kesişim noktasında gelişti.

Husiler (Ensarullah Hareketi), Şii kökenli silahlı ve siyasi bir harekettir. Adlarını hareketin kurucu liderlerinden olan Hüseyin Bedreddin el-Husi’den alırlar. Husiler 1990’larda Yemen’in kuzeyindeki Saada bölgesinde ortaya çıktı. Başlangıçta bir dinî ve kültürel canlandırma hareketiydiler. Amaçları, Yemen’deki Zeydi Şii kimliğini korumaktı.

Burada önemli bir ayrım var. Husiler İran’daki On İki İmam Şiiliğine değil, Yemen’e özgü Zeydi Şiiliğine dayanırlar. Zeydilik, tarihsel olarak Sünniliğe diğer Şii mezheplerden daha yakındır. Ancak zamanla Husilerin ideolojisi İran Devrimi ve İran’ın “direniş ekseni” söyleminden etkilendi.

Yemen neden önemli?

Arap Yarımadası’nın güney ucunda bulunan Yemen’in en kritik özelliği Babülmendep Boğazı’nı kontrol eden konumda olmasıdır. Bu boğaz Kızıldeniz’i Hint Okyanusu’na bağlar ve Avrupa ile Asya arasındaki deniz ticaretinin önemli bir kısmı buradan geçer.

Bu nedenle Yemen’deki herhangi bir kriz sadece Yemen’i değil; Suudi Arabistan’ı, Mısır’ı, İsrail’i, İran’ı, ABD’yi ve Avrupa’yı etkiler.

Çatışmanın arka planı

Yemen iç savaşı

Yemen İç Savaşı, sadece Yemen’deki iki tarafın savaşı değildir. Aslında bu savaş; yerel kabileler, mezhepsel dinamikler, Suudi Arabistan-İran rekabeti ve küresel deniz ticaret yollarının kesiştiği çok katmanlı bir jeopolitik mücadeledir.

Asıl kırılma 2011’de Arap Baharı ile başladı. Husiler 2014’te Yemen’in başkenti Sana’yı ele geçirdi ve zamanla ülkenin kuzeybatısında hâkimiyet kurdu. Buna karşı Suudi Arabistan destekli Yemen hükümeti ve çeşitli gruplar mücadele etti. Husiler uzun süredir İran’a yakın bir hareket olarak görülüyor.

İran’ın “direniş ekseni”

İran, İsrail ve ABD’ye karşı bölgede çeşitli müttefik ağlar oluşturdu. Bunlar arasında; Hizbullah (Lübnan), Hamas (Filistin), Irak’taki Şii milisler ve Husiler (Yemen) yer alıyor. Husiler kendilerini yalnızca Yemenli bir güç olarak değil, bölgesel “direniş ekseninin” parçası olarak görüyorlar.

Gazze savaşı

2023’te başlayan Gazze savaşı sonrasında Husiler İsrail’e füze ve İHA saldırıları düzenlemeye başladı. Kızıldeniz’den geçen ve İsrail ile bağlantılı olduğunu düşündükleri gemileri hedef aldı ve küresel ticaret yollarını baskı altında tuttu.

Buna karşılık İsrail, ABD ve bazı müttefikleri Yemen’deki Husi hedeflerine hava saldırıları düzenledi.

Bugünkü durum

2026 itibarıyla çatışma daha geniş bir bölgesel çerçeveye bağlandı. Husiler, 2025’teki ateşkes döneminde saldırıları azaltmış olsalar da 2026’daki İran-İsrail gerilimi sonrasında İsrail’e yönelik füze saldırılarını yeniden başlattılar.

Aynı zamanda Husiler Kızıldeniz ve Babülmendep çevresindeki baskıyı artırıyor. İsrail füze ve İHA saldırılarını hava savunmasıyla önlemeye çalışıyor. Yemen içinde Husiler ile hükümet güçleri arasında yeniden yoğun çatışmalar yaşanıyor.

Bugün sahadaki temel gerçek şu: İsrail, Husileri tamamen ortadan kaldıramıyor, Husiler de İsrail’e stratejik bir yenilgi yaşatamıyor. Bu nedenle çatışma “karşılıklı yıpratma” karakteri taşıyor.

Tarafların hedefleri

İsrail’in hedefleri

Uzun menzilli füze tehdidini azaltmak, Kızıldeniz ticaret yolunu açık tutmak ve İran’ın bölgesel vekil ağını zayıflatmak.

Husilerin hedefleri

Kendilerini Filistin’in savunucusu olarak göstermek, Arap kamuoyunda meşruiyet kazanmak, İran ekseni içindeki konumlarını güçlendirmek ve Yemen iç siyasetinde destek toplamak.

Çatışmanın sonucu ne olabilir?

Senaryo 1: En olası sonuç (%50+)

Düşük yoğunluklu uzun savaş

Taraflar yıllarca füze, İHA ve hava saldırıları ile birbirlerini yıpratır. Bu aslında Hizbullah-İsrail çatışmasının Yemen versiyonu olur.

Senaryo 2

Bölgesel anlaşma

Eğer İran ile ABD/İsrail arasında gerginlik azalırsa Husilerin İsrail’e yönelik saldırıları da büyük ölçüde azalabilir. Çünkü çatışmanın önemli kısmı bölgesel güç mücadelesinin uzantısıdır.

Senaryo 3

Büyük bölgesel savaş

Çatışmanın kontrolden çıkması halinde Kızıldeniz tamamen istikrarsızlaşabilir, petrol taşımacılığı etkilenebilir ve Suudi Arabistan ve diğer bölge aktörleri daha doğrudan müdahil olabilir.

Son dönemde Suudi Arabistan ile Husiler arasındaki gerilimin yeniden yükseldiğine dair işaretler bulunuyor.

Ayrıca apar topar imzalanan Mekke Anlaşması ve Dışişleri Bakanı’nın sorumsuz açıklamaları da bu senaryoyu destekler nitelikte.

Stratejik değerlendirme

Askerî açıdan bakıldığında Husiler İsrail için beka önem derecesinde (varoluşsal) bir tehdit değil, fakat son derece rahatsız edici bir stratejik dikkat dağıtıcı unsur. İsrail’in sorunu, Yemen’in uzaklığı nedeniyle Husileri tamamen bastırmasının zor olmasıdır. Husilerin sorunu ise İsrail’e zarar verebilecek kapasiteye sahip olmalarına rağmen İsrail’in askerî gücünü belirleyici biçimde değiştirememeleridir.

Bu nedenle en gerçekçi sonuç, yakın gelecekte taraflardan birinin kesin zaferinden ziyade uzun süreli ve dönemsel olarak tırmanan bir yıpratma çatışmasıdır.

Temel Er Ersoy | Köşe Yazısı