Haberi Dinlemek için TIKLAYINIZ...!

SENDİKALAR VE ÇALIŞMA SÜRESİNİN AZALTILMASI

VELİ YALÇIN

Bu yazıya, geçtiğimiz günlerde yazılı ve görsel basında “Çalışma saatleri kısalıyor mu?” haberiyle başlayayım: “Bir süredir konuşulan haftalık 45 saatlik çalışma süresinin düşürülmesine yönelik yeni bir gelişme yaşandı. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, esnek çalışma biçimlerini yaygınlaştıracaklarını açıklaması sonrasında muhalefet, Meclis’e haftalık çalışma süresini 37,5 saate düşürmek için teklif götürdü.” Ayrıca Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Araştırma Hizmetleri Başkanlığı, dünyadaki “çalışma ve dinlenme süresi” uygulamalarını inceledi.

Türkiye’de yasal çalışma süresi, 45 saattir. Avrupa Birliği (AB) İstatistik Ofisi’nin 2022 yılı verilerine göre AB vatandaşları ana işinde haftalık ortalama 36,4 saat çalışıyor. Türkiye’de çalışanlar haftalık ortalama 42,9 saat ile 35 ülke içinde ilk sırayı almaktadır. Türkiye’nin en güncel verileri ise 2020 yılına aittir. Yani haftalık ortalama 6,5 saat fazla çalışma söz konusudur. Yeni işçi istihdamına göre çok daha ucuz olduğu için tercih edilen fazla çalışma/çalıştırılması nedeniyle yeni işçi alımına engel olmaktadır.

Bazı Avrupa ülkelerindeki haftalık ortalama çalışma süreleri ise şöyle: İspanya 36,5; İngiltere 36,4; Fransa 36,2; Almanya 34,6 ve Norveç 34,1 saat olurken;

Balkan ülkelerindeki haftalık ortalama çalışma süreleri ise şöyle: Karadağ 42,8, Sırbistan 42,3, Yunanistan 39,7 ve Romanya 39,7 saattir.

TÜİK 2023 Yılı Hane Halkı İşgücü Anket sonuçlarına göre, Türkiye’de ücretli çalışanların sayısı 31 milyon 837 bin kişidir. 31 milyon 837 ücretli, haftada 42,9 saat çalışarak (42.9 x 31.837.000) toplam 1.365.807.300 saat/hafta istihdam yaratmaktadır.

Bu haftalık toplam istihdam AB süresi olan 36,4 saat çalışma üzerinden oluşturulsaydı, (1.365.807.300 / 36.4) 37.522.178 kişinin çalışması gerekecekti. Haftalık çalışma süresinin AB sınırına çekilmesi gerektiğinde 5.685.178 kişi için artı istihdam imkanı yaratacaktır.

Haftalık 35 saatlik çalışma süresinde ne olur? 1.365.807.300 saat/haftalık toplam istihdamın 35 saatlik / haftalık çalışma süresinin gerçekleşmesiyle (1.365.807.300/35 = 39.023.065) yaklaşık 7,2 milyon kişiye yeni iş imkanı sağlanır.

Hiç kuşkusuz çalışma süresindeki bir saatlik azalma, yeni iş imkanlarının yaratılması anlamına gelmektedir.

Çalışma saatlerinin azaltılması, elde edilen aylık ücretlerin azalmasında bir endişeyi de ortaya çıkarmaktadır. Aylık ücretler düşürülmeden, ücret karşılığı, çalışanların insanca bir yaşama isteğinin karşılanması gerekmektedir.

Türkiye’de mevcut sendikalar, çalışma sürelerinin (saatlerinin) azaltılmasını gündemine almıyor, tartışmıyor. Tam tersine çalışanların sayısını artırmaya karşı olan, fazla çalışmayı teşvik eden bir tutumdan yana tavır almaktadır. Sendikalar yaptıkları toplu iş sözleşmelerin de fazla çalışmalarda alınan ücretleri yükseltmeyi hedef almaktadır.

Sınıf ve kitle sendikacılığı yapan sendikaların çalışma sürelerinin azaltılması ve istihdam artırıcı taleplere ilişkin mücadeleyi öne çıkarmaları gerekmektedir. Dünya eski dünya değildir. Günümüzde teknolojideki gelişmeler, emeğin verimliğindeki artış, çalışma süresindeki azalmayı da gerekli kılmaktadır.

Ülkemizde ücretlerin düşük olması nedeniyle, yapılması gereken teknolojik yatırımların yapılması geciktirilmektedir. Yeni gelişen teknolojik gelişimler yerine, eski ve daha geri teknolojinin kullanması tercih edilmektedir.

Gelişen teknolojiyle birlikte çalışma sürelerinin azaltılması için teknolojik gelişmelere yatırım yapılması gerekmektedir. Çalışma süreleri azaltıldıkça, teknolojik gelişmelere de yatırım yapılması hızlanacaktır.

Çalışma saatinin azaltılması düşünüldüğünde, ücret karşılığında çalışanlarda bir gelir kaybına yol açacağı endişesi oluşmaktadır. Ülkenin yaşadığı ekonomik kriz dönemlerinde daha az çalıştırılan işçilere daha az ücret verilmesi, bu endişelerin doğmasına neden olmaktadır. İnsanlar işsiz kalmamak için daha az ücrete razı olmaktadırlar. Çalışma saatleri azaltıldığında, çalışanların herhangi bir gelir kaybına uğramaması için Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yasal bir düzenleme yapılması da gerekir.

“AB İstatistik Ofisi Eurostat verilerine göre 2022 yılı ikinci yarısında Türkiye’de brüt asgari ücret 374 Euro oldu. Türkiye 26 ülke arasında sondan üçüncü sıradaydı. Asgari ücretin Türkiye’den daha düşük olduğu ülkeler Bulgaristan ve Arnavutluk ülkeleriydi.”

Dün olduğu gibi bugünde Türkiye’de çalışanların yaratıkları katma değere göre aldıkları ücret, almaları gereken ücret değildir. Yasalar, sendikaların gücü ve anti demokratik ortam ücret karşılığı
çalışanların aleyhinedir. Bütün bu olumsuz koşullara rağmen herhangi bir ücret kaybı olmadan çalışma saatlerinin düşürülmesi isteği, talebi ya da arzusu insanların insanca yaşama talebi olmalıdır.

Sendikal hareket, çalışanların ücretlerinde herhangi bir kaybı olmadan fazla çalışma yerine çalışma süresinin azaltılmasını gündemine almalıdır.

Çalışma sürelerinin kısaltılması, çalışanların çoğalması yani istihdamın artırılmasının yanında daha fazla serbest zaman demektir.

Marx, boş zamanı insan gelişiminin alanı olarak görür. Ona göre, “boş zamanı olmayan, tüm yaşamı uyku, yemek ve benzeri şeylerin getirdiği fiziksel kesintiler dışında kapitalist için çalışmakla geçen kişi, yük hayvanından bile aşağıdır.”

DİSK ve KESK’e bu konuda büyük görev düşmektedir.

VELİ YALÇIN