Toplumun Algı Yönetimine Teslimiyeti ve Aydınların Sorumluluğu

Türkiye’de insanlar, doğru ve sağlıklı düşünme yeteneklerini kaybederek neredeyse tamamen iktidarın algı yönetimine teslim olmuş durumda. Bugün, toplumun büyük çoğunluğunun din, milliyetçilik ve güvenlik söylemleri nedeniyle sistemli bir şekilde iktidarın dışındaki muhaliflerin görüşlerine kulaklarını kapattığı görülmektedir. Bu durum, sadece siyasi bir problem değil, aynı zamanda toplumsal bir bilinç sorunudur.

Son yıllarda toplumda giderek artan ve Osmanlı İmparatorluğu’nu batıranları kahraman, ülkeyi kurtaran ve yeni bir devlet kuran Atatürk ve arkadaşlarını hain gören ciddi bir kitlenin varlığı, başlı başına bir felakettir. Bu algı, sadece tarihsel gerçeklerin çarpıtılmasından değil, aynı zamanda bu gerçekleri halka anlatamayan muhalefetin ve aydınların yetersizliğinden kaynaklanmaktadır.
İktidar, adeta “hayat pazarlamadır” diyerek defolu ürünü orijinal ürün gibi halka pazarlamakta ve kendisine biat eden kitleleri çok kolay bir şekilde yönetmektedir. Bu tablo, iktidara karşı olan herkesin, her kesimin, büyük bir yetersizliği ve lakaytlığı ile doğrudan bağlantılıdır. Muhalefetin, Cumhuriyet değerlerini koruyacak bilgi ve donanıma sahip olmaması, tarihsel gerçekleri bilmeyip halka anlatamaması bu durumun temel nedenlerinden biridir.

Bunun en çarpıcı örneklerinden biri, siyasal İslamcıların yıllardır dile getirdiği “CHP camileri ahır yaptı” yalanıdır. Aydınların, dönemin gerçeklerini bilmemesi ve bu söylemi halka etkili bir şekilde çürütememesi, algı yönetiminin ne denli güçlü bir silah haline geldiğini göstermektedir.
Sonuç olarak, Türkiye’deki aydınların tembel olduğunu söylemek bir genelleme gibi görünse de, bu tembellik toplumsal bilinç ve tarihsel gerçekler konusundaki yetersizliklerde kendisini açıkça göstermektedir. Aydınların, bu manipülasyonlara karşı gerçekleri topluma anlatmak, Cumhuriyet değerlerine sahip çıkmak ve toplumsal bilinci yükseltmek adına daha fazla çaba göstermesi gerekmektedir.

Bu süreç, yalnızca bir grubun değil, tüm toplumsal kesimlerin ortak sorumluluğudur. Eğitim, bilinçlendirme ve dayanışma olmadan, bu tür manipülasyonların önüne geçmek mümkün değildir. Geleceği aydınlatacak olan, bugünün karanlık söylemlerine karşı gerçekleri savunmaktan geçmektedir.
















































