Haberi Dinlemek için TIKLAYINIZ...!

Kazma Nereye Giriyor?

Dün İzmir yolundaydık. Selçuk’a yaklaşınca bir tuhaflık başladı. Trafik durmuş, yol kıpırdamıyor. Dedik hayırdır? Merak bu ya, indik arabadan, yürüyerek yaklaştık. Gördüğümüz manzara karşısında önce gözümüzü ovuşturduk, sonra öfkemizi yutkunduk.

Efes’in yanı başında kazma kürek, kepçe kamyon cirit atıyor! Kamyonlar dolup dolup gidiyor, bir kısmı da geri dönüyor, sanki bir şey taşınıyor. Öyle bir “kazı” ki, taşı yerinden oynatsan hapislik bu topraklarda; ama burada toprağın altı üstüne getiriliyor, iş makinesiyle.

Birini yakalayıp sorduk, “nedir bu?” dedik. Meğer Kültür ve Turizm Bakanlığı yeni bir projeye başlamış: “Misafir Karşılama Alanı” yapılıyormuş. İsmine bak sen! Sanki misafiri karşılayacağız, sofraya oturtacağız. Oysa perdeyi araladıkça başka bir manzara çıkıyor: Halıcı, gümüşçü, nazar boncukçusu; Türk kahvesi euroyla, dürüm döner belki dolar üstüyle. Altı AVM, üstü efkâr!

Efes bu. Sıradan bir yamaç değil, boş bir ova hiç değil. Burası tarih. Taşında yazı var, tozunda yüzyıllar yatıyor. Buraya kepçeyi sokarsan, kazmayı rastgele indirirsen, sadece toprağı değil, hafızayı da dağıtırsın.

Ama işte biz alışığız. Tarihin üstüne çıkıp miting yapan da gördük, restorasyon diye surları boyayan da. Şimdi de geldiler Efes’in yamacına, “karşılama alanı” bahanesiyle dükkân açıyorlar. Turist gelsin de yeter ki gelsin, ne görürse görsün! Yeter ki para bıraksın; isterse Efes’in taşını çeksin, isterse göbeğinde kahve içsin!

Soruyorum şimdi: Bu neyin karşılaması? Gelen turisti mi karşılıyorsunuz, yoksa bizi mi uğurluyorsunuz akıldan, izandan, edep ve estetikten?

Birileri, güvercin adaya müze yaparken de şüphe bırakmıştı içimizde. Kaçırılır mı diye korkardık iki sikke… Şimdi tarih kaçırılmıyor; resmen teslim ediliyor!

Bu memlekette her şey serbest artık. Tarihin de üstüne AVM yapılabiliyor. Yıkılmadan yıkılıyor olan biten. Sorsan “kültür yatırımı” diyorlar. Ne güzel yalan! Betonla kültür olur mu? Kamyonla tarih taşınır mı?

Biz soruyoruz. Herkes sussun, tarih konuşur nasıl olsa diyenlere inat, biz soruyoruz:

Efes’in yanına ne dikiyorsunuz? Kim izin verdi? Kaç müteahhit girdi bu işe? Kazı başkanı nerede? Ve siz gerçekten, tarih dediğiniz bu kadim toprağı sadece bir “dükkan önü” olarak mı görüyorsunuz?

Bize bir ülkenin nasıl yıkıldığını öğretmiyorlar. Ama biz görüyoruz işte: Bir ülke önce geçmişini satarak başlıyor yıkıma. Sonra geleceği zaten gelmiyor.

Efes’in bağrına inen her kazma, bu milletin yüzüne atılmış bir toprak parçasıdır artık. Unutmayacağız.