Haberi Dinlemek için TIKLAYINIZ...!

EDEP YÂ HÛ!..

“Ben haftada bir gün Meclis’e gidiyorum. Dönemimin bitmesini bekliyorum. Ondan sonra veladdalin amin.”

Bu cümle, iktidar partisinin bir milletvekiline ait. Normal şartlarda söyleyenin utanmasını gerektirecek bir ifade. Üstelik bu cümlenin sahibi de; asgari ücretin 28.075,50 TL (yirmi sekiz bin yetmiş beş lira elli kuruş) olduğu yurdumuzda, 273.196,00 lira milletvekili maaşı + 177.658,00 lira emekli maaşı olmak üzere toplamda 473.000 (dört yüz yetmiş üç bin) lira maaş alan kaymak tabaka içinde yer alıyor.

Kaldı ki milletvekilliği bir meslek değildir, zorla yaptırılan bir iş değildir. Yani yıllarca çalıştıktan sonra emekliliğin beklendiği bir iş kolu da değildir. Bu arada, parti adı belirtmeksizin millet adına canla başla çalışan milletvekillerimizi tenzih ediyorum.
Bu konularda fikir birliğimiz oluşuyorsa, konumuzun merkezine gelmek isterim.
Vekilimiz “haftada bir gün Meclis’e gidiyorum” diyerek bir yerde hem itiraf ediyor hem de kendisini ihbar ediyor. TBMM’nin özel tüzük ve yönetmelikleri olduğunu da biliyoruz. Ancak genel olarak bu konularda:
  1. Devlet memurlarının tabi olduğu 657 sayılı Kanun’un 125/E-d maddesi gereğince, bir yıl içinde 20 iş günü mazeretsiz olarak işe gelmeyen memura işten ihraç dâhil ceza verilebilir.
  2. İşçi, mazeret belirtmeden bir gün işe gelmediğinde iki iş günü ücret cezası verilir. Bir ay içinde (rapor hariç) üç gün mazeretsiz işe gelmediğinde ise tazminatsız olarak işten çıkarılır.
Gibi uygulamaların yürürlükte olduğunu biliyoruz.
O zaman vekilimizin beyanına göre; bir ay sürede (20 iş günü) TBMM’de 4 gün çalışıyor, 16 gün işe gelmiyor ama 473.000 lira maaş alıyor demektir.
Devlet ve özel sektör çalışanlarına devamsızlık konusunda yaptırımlar uygulanabiliyor. Peki, milletin Meclisi’nde görev yapan Başkanımız; göreve başlarken kürsüye gelen, “namusum ve şerefim üzerine and içerim” diyen, ancak devamsızlığı alışkanlık hâline getiren aşırı rahat milletvekillerimiz için nasıl bir uygulama yapıyor acaba?
Her dönem sonunda milletimize duyurulsa ne kadar güzel olur, değil mi? Her iş kolunda olduğu gibi, işte çalışan ile işten kaytaran belli olur. Bir sonraki seçimde tercih konusu yapılır.
Ayrıca bu vekillerimiz, seçim bildirgelerine göre; vatandaşların kimseye muhtaç olmadan sağlıklı, mutlu ve huzurlu yaşamaları için çalışacaklardı. Vatandaşların hakkını, hukukunu, adaletini koruyacaklardı. Ekonomik ve sosyal şartlarını geliştireceklerdi, değil mi?
Kaldı ki; hak etmeden aldığınız bu maaşları harcadığınızda vicdanınız rahatsa, “Ben bu parayı son kuruşuna kadar hak ediyorum” diyorsanız; geceleri başınızı yastığınıza koyduğunuzda rahatça uykuya dalabiliyorsanız, geriye söylenecek tek cümle kalıyor:

EDEP YÂ HÛ!..

Bizim de toplum olarak ruh ve beden sağlığımızı korumamız gerekiyor.
İyilikler ve güzellikler içinde yaşayın.

 4 Mayıs 2026 – Kuşadası