Haberi Dinlemek için TIKLAYINIZ...!

Toprak mı, Beton mu? Kuşadası Nihayet Tarafını Seçti

Davutlar’daki tarım arazilerinin imara açılmasına “dur” diyen Kuşadası Belediyesi, yıllardır süren betonlaşma düzenine karşı ilk ciddi sınavını verdi. Bu karar bir istisna mı, yoksa yeni bir dönemin başlangıcı mı?

Kuşadası’nda uzun zamandır ilk kez bu kadar net bir cümle kuruldu:
“Bu topraklar ranta değil, üretime aittir.”
Davutlar Mahallesi Sevgi Plajı çevresinde bulunan yaklaşık 89 dönümlük tarım arazisinin imara açılmasına yönelik girişim, Belediye Meclisi’nde oy çokluğuyla reddedildi. İtirazlar kabul edildi. Ve belki de yıllardır ilk kez, betonun değil toprağın sesi duyuldu.
Bu kararın altını özellikle çizmek gerekiyor. Çünkü Kuşadası, plansız büyümenin, hoyrat yapılaşmanın ve gözünü kar hırsı bürümüş imar anlayışının en ağır sonuçlarını yaşayan kentlerden biri.
Tarım arazileri parsel parsel eritildi, zeytinlikler sustu, doğa geri çekildi…
Yerine ne geldi? Beton, daha fazla beton.
İşte tam da bu yüzden, Davutlar’daki karar sıradan bir belediye işlemi değildir.
Bu karar, bir kırılma ihtimalidir.
İmar Komisyonu’nun gerekçesi son derece açık:
Bu alanların yapılaşmaya açılması tarımsal bütünlüğü bozacak, doğal çevre üzerinde baskı yaratacaktır.
Bu tespitin yeni olmadığını herkes biliyor.
Yeni olan şey, bu gerçeğin nihayet karar haline gelmiş olmasıdır.
Çünkü bugüne kadar çoğu zaman bilim değil rant kazandı.
Planlama değil talan konuştu.
Ama bu kez farklı oldu.
Kuşadası Belediyesi, 1/1000’lik planları hazırlamayarak ve bu sürecin parçası olmayarak önemli bir irade ortaya koydu. Bu, teknik bir detay değil; siyasi ve vicdani bir duruştur.
Şunu açıkça söylemek gerekir:
Eğer belediye isterse, tarım arazileri korunur.
İsterse, bu talan durur.
Bugün Davutlar’da gördüğümüz şey tam da budur.
Ancak asıl mesele şimdi başlıyor.
Bu karar tek başına bir anlam ifade etmez eğer devamı gelmezse. Çünkü Kuşadası’nın dört bir yanında benzer baskılar sürüyor. Her parsel, her yeşil alan, her boşluk “değerlendirilecek alan” olarak görülmeye devam ediyor.
O halde sorulması gereken soru nettir:
Bu karar bir politika mı, yoksa bir istisna mı?
Eğer bu bir politikaysa, Kuşadası için hâlâ umut var.
Ama eğer bu sadece günü kurtaran bir refleksse, beton bir süre sonra yine kazanır.
Kentler kararlarla şekillenir.
Ve bazı kararlar, kentin kaderini değiştirir.
Davutlar’daki bu “ret”, Kuşadası’nın kaderini değiştirebilecek güçte bir adımdır. Ama ancak arkasında durulursa…
Çünkü artık mesele çok basit:
Ya toprağı koruyacağız, ya da kaybedeceğiz.
Kuşadası bugün doğru olanı yaptı.
Şimdi mesele, bu doğrunun arkasında durabilmekte.