YENİ OSMANLICILIK, YENİ-KEMALİZM VE YENİ CEHEPE ÜZERİNE

Yusuf Akçura’nın ilk defa 1904’te Kahire’de Türk adlı gazetede yayımlanan ve bir tez niteliğinde yazılmış olan makalesi “Üç Tarz-ı Siyaset”i çoğumuz biliriz. Makalede Akçura, Osmanlı Devleti’ne güç kazandırmak için takip edilen farklı yaklaşımları analiz etmiş; bu fikirlerin birbiriyle ilişkilerini, bağlantılarını ortaya koyarak değerlendirmiştir. Yazarın makalede ele aldığı üç yaklaşım “bir Osmanlı milleti oluşturmak”, “İslam inancına dayalı bir devlet kurmak” ve “ırk temelli bir Türk siyasal ulusçuluğu oluşturmaktır.”
İşte Akçura’nın bu tezine benzer biçimde günümüzde de Yeni Osmanlıcılık, Neo-Kemalizm ve Yeni CHP olmak üzere üç tez tartışılıyor. Yeni Osmanlıcılık, Osmanlı geçmişini yücelten ve Türkiye’nin bölgesel nüfuzunu genişletmeyi amaçlayan muhafazakâr-İslamcı bir ideolojidir. Semptomları başta bakanlar ve kamu görevlileri olmak üzere, kendisini iktidar partisine yakın hissedenlerin Atatürk fotoğraflarının yerine, 32 yıllık iktidarı süresince bugünkü Türkiye’nin iki katı büyüklüğünde toprak kaybetmiş, sırf İzmir’deki Fransız Konsolosluğuna sığınan Namık Kemal’i alabilmek için koskoca Tunus vilayetini Fransızlara peşkeş çekmiş II. Abdülhamid’in fotoğraflarını asmakla kendisini gösteriyor.

Neo-Kemalizm, Kemalizm’i güncelleyerek daha merkeziyetçi, güvenlikçi ve devletçi bir çizgi öneren yeni bir yorumdur. Kemalizm’in yeniden üretimi sürecinde, “sivil toplum” alanında örgütlenmeye çalışan ve “tepkisel” özelliğe sahip olan yeni bir Kemalist hareket olarak gelişmiştir. Ancak Türkiye Cumhuriyeti’nin, Atatürk İlkeleri’ni esas alan kurucu ideolojisi olan Kemalizm, Mustafa Kemal Atatürk tarafından uygulandığı şekliyle laikliğe ve Batı demokrasisine dayanan ulusal ve üniter bir cumhuriyet rejiminin kurulması, ekonomik kalkınma ve sanayileşme, yüksek öğrenime ve bilimsel faaliyetlere devlet desteği, spora ve sanata teşvik, ücretsiz ve zorunlu eğitim gibi kapsamlı siyasi, sosyal, ekonomik, kültürel ve dinî reformları içermesine rağmen her askerî darbe sonrasında yeni yorumlar eklenerek içi boşaltılmış ve bugünkü tuhaf, baskıcı, gerici ve sermayenin önündeki engellerin kaldırılmasıyla halkı acımasızca sömüren bir rejime dönüşmüştür. Reformların amacı Atatürk’ün ifadesiyle “muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkmak”, çağdaş bir hayat tarzını benimsemektir. Bugün geldiğimiz nokta bu hedefin oldukça gerisindedir.
Yeni CHP ise 2010 sonrası CHP’nin daha kapsayıcı, çoğulcu ve merkez-sağ ile ittifaklara açık hâle gelen dönüşümünü ifade eder. Üçü hem tarih anlatısı hem devlet-toplum ilişkisi hem de dış politika vizyonu bakımından birbirinden belirgin biçimde ayrılır.
Şimdi bu üç tezi ayrı ayrı ele alalım.
Yeni Osmanlıcılık (Neo-Osmanlıcılık)

Kaynaklara göre Yeni Osmanlıcılık, Osmanlı hanedanını, hilafeti ve geleneksel kurumları yücelten; laik-cumhuriyetçi modernleşmeyi eleştiren; muhafazakâr-İslamcı ve zaman zaman irredantist (kaybedilen toprakları geri almayı amaçlayan) bir ideolojidir. Aynı zamanda Türkiye’nin Osmanlı coğrafyasında daha aktif, müdahaleci ve yayılmacı bir dış politika yürütmesini savunan bir yaklaşımdır. Asıl savunucuları Cumhur İttifakı’nı oluşturan siyasi partilerdir.
Bu tezin temel özellikleri; Osmanlı geçmişinin idealize edilmesi, İslamcı-muhafazakâr kimlik vurgusu, güçlü liderlik ve merkezi otorite, bölgesel nüfuz arayışı (Balkanlar, Orta Doğu, Kuzey Afrika) ve Cumhuriyet’in kurucu kadrolarına ve laik modernleşmeye eleştirel yaklaşım olarak ifade edilebilir.
Neo-Kemalizm
Ulusalcılık olarak da adlandırılan Neo-Kemalizm, Kemalizm’in altı okunu çağdaş koşullara uyarlamayı amaçlayan; devletçi, güvenlikçi, ulusalcı ve merkeziyetçi bir çizgi olarak tanımlanır. Akademik literatürde, özellikle 2000’ler sonrası güvenlik kaygılarının arttığı dönemde yeniden güçlenen bir ideolojik yönelim olarak tartışılır. Örgütlü bir savunucusu yoktur. CHP seçmeninin önemli bölümü ile Zafer Partisi tarafından savunulmaktadır.

Temel özellikleri güçlü ulus-devlet ve üniter yapı vurgusu, laiklikte katı ve devlet merkezli yaklaşım, anti-emperyalist söylem, devletin ekonomik ve toplumsal alanda daha belirgin rolü, kültürel homojenlik ve millî kimlik vurgusu şeklinde sıralanabilir.
Yeni CHP (2010 sonrası dönüşüm)
Yeni CHP, özellikle 2010 sonrası dönemde CHP’nin daha kapsayıcı, çoğulcu, merkez-sağ ile ittifaklara açık, kimlik siyasetini yumuşatan ve demokratikleşme söylemini öne çıkaran dönüşümünü ifade eder. Bu dönüşüm, literatürde “CHP’nin merkezileşmesi” veya “yeni sosyal demokrat açılım” olarak da anılır.
Temel özellikleri arasında; yumuşatılmış laiklik söylemi, sağ partilerle ittifaklara açıklık, kimlik politikalarında daha kapsayıcı dil, sosyal demokrasi vurgusunun güçlenmesi ve devletçi-ulusalcı çizginin kısmen gerilemesi vardır.

Aralarındaki İlişkiler
Yeni Osmanlıcılık ve Neo-Kemalizm; birbirine karşıt iki tarih anlatısıdır. İlki Osmanlı’yı, ikincisi Cumhuriyet devrimlerini merkez alır.
Neo-Kemalizm ve Yeni CHP; Yeni CHP, Neo-Kemalizm’in devletçi-ulusalcı çizgisinden uzaklaşarak daha kapsayıcı bir çizgiye yönelmiş yeni şeklidir. Atatürkçülük, Kemalizm ve altı okun Yeni CHP ile ilgisi yoktur.
Yeni Osmanlıcılık ve Yeni CHP; Yeni CHP, Yeni Osmanlıcılığın muhafazakâr-İslamcı tarih anlatısına karşı daha seküler ve demokratik bir çerçeve sunar.
Sonuç
Bu üç kavram, Türkiye’nin son 40 yıldaki ideolojik yönelimlerini temsil eden birbirinden farklı üç siyasal çerçevedir:
Yeni Osmanlıcılık muhafazakâr-İslamcı ve yayılmacı,
Neo-Kemalizm devletçi-ulusalcı ve güvenlikçi,
Yeni CHP ise çoğulcu, merkezileşmiş ve demokratikleşmeci bir çizgiyi temsil eder.
Şimdi bu üç ideolojinin tarihsel kökenlerine doğru zoom yapalım.
Bu üç ideoloji, Türkiye’nin modernleşme serüveninin farklı dönemlerinde ortaya çıkan üç ayrı tarihsel kırılmanın ürünüdür.
Yeni Osmanlıcılık – 1980 sonrası muhafazakâr yükselişin ideolojik sentezidir. 1980 darbesi sonrası Türk-İslam sentezinin devlet ideolojisi hâline gelmesi, 1990’larda Refah Partisi’nin yükselişi, 2000’lerde muhafazakâr orta sınıfın güçlenmesi, Osmanlı nostaljisinin popüler kültürde yaygınlaşması ve Orta Doğu’da güç boşluklarının Türkiye’ye yeni rol alanları açması bu tezin tarihsel kökenleri arasında sayılabilir.
Bu tezin temel tarihsel motivasyonu; Cumhuriyet modernleşmesinin “kültürel kopuş” yarattığı düşüncesi ve Osmanlı’nın “medeniyet merkezi” olarak yeniden keşfi olarak formüle edildi.
Neo-Kemalizm ise 1990’lar sonrası güvenlik kaygılarının yeniden üretimi ile ilişkilidir. 1990’larda PKK ile çatışmanın yoğunlaşması, Soğuk Savaş sonrası belirsizlik, 2000’lerin başında AB sürecinin hareketlenmesi ve sonrasında zayıflaması, 2010’larda Arap Baharı, Suriye iç savaşı ve göç dalgası, bazı elitlerin “kurucu değerlerin tehdit altında olduğu” algısı tezin güç kazanmasına yol açmıştır.
Bu tezin temel tarihsel motivasyonu; ulus-devletin güvenliğini ve laikliğin korunmasını merkeze alan bir yeniden kuruluş refleksidir.
Yeni CHP – 2010 sonrası merkezileşme ve çoğulculaşma
1950 sonrası CHP’nin tek başına iktidar olamaması, 2001’de Kopenhag Kriterleri’nin karşılanması amacıyla yapılan reformlar sonucu toplumsal çeşitliliğin artması, Kürt meselesi, Alevi talepleri, muhafazakâr seçmenle temas ihtiyacı, 2017 sonrası ittifak sisteminin siyaseti yeniden şekillendirmesi ve Avrupa sosyal demokrasisinin dönüşümü gibi olguların CHP’yi bu yola ittiğini söylemek mümkündür.
Bu tezin temel tarihsel motivasyonu CHP’nin “devlet partisi” kimliğinden uzaklaşıp “toplum partisi” hâline gelme çabasıdır.
Seçmen sosyolojisi açısından bu tezleri ele aldığımızda şu bulgulara ulaşırız;
Bir kere her ideoloji, Türkiye’nin birbirinden tamamen farklı ve kısa ve orta vadede uzlaşması mümkün olmayan toplumsal kümelerine dayanıyor.
Yeni Osmanlıcılık – Mütedeyyin orta sınıf + taşra muhafazakârlığının etrafında birleştiği bir tezdir.
Sosyolojik tabanını; Anadolu sermayesi, dindar muhafazakâr orta sınıf, taşra kentleşmesiyle ortaya çıkan yeni muhafazakâr kentliler, Osmanlı nostaljisini kültürel kimlik olarak benimseyen gençler oluşturuyor.
Bu tezi destekleyenlerin motivasyonları; kimlik temelli aidiyet, dindar yaşam tarzının kamusal görünürlüğü ve Türkiye’nin bölgesel güç olma arzusu.
Neo-Kemalizm – Kentli, seküler, güvenlik odaklı orta sınıfın bulunduğu grubu temsil ediyor.
Sosyolojik tabanı; büyükşehirlerde yaşayan seküler orta sınıf, emekli asker-bürokrat çevreleri, üniversite mezunu ulusalcı seçmen ve laik yaşam tarzını tehdit altında gören kesimler.
Motivasyonları; üniter devletin korunması, laikliğin sert biçimde savunulması, anti-emperyalist söylem ve ciddi güvenlik kaygıları.
Yeni CHP – Kentli profesyoneller + gençler + kimlik çeşitliliğini temsil etme iddiasında.
Sosyolojik tabanı; büyükşehirlerde yaşayan eğitimli ve çoğunlukla işsiz ya da düşük ücretle geçici işlerde çalışan gençler, beyaz yaka profesyoneller, Aleviler, Kürt seçmenin bir bölümü ve muhafazakâr ama otoriterlikten rahatsız kesimlerdir. Bu tez kadın seçmenlerden yüksek destek görüyor.
Motivasyonları; demokrasi, hukuk devleti, özgürlükler; kimlikler arası uzlaşma, ekonomik adalet ve sosyal devlet.
Sonuç olarak üç ideoloji arasında derin farklılıklar vardır. Bu üç ideoloji, Türkiye’nin üç farklı “gelecek tahayyülünü” temsil eder. Yeni Osmanlıcılık kimlik temelli, tarihsel-medeniyetçi, bölgesel güç odaklı bir gelecek tasavvur ederken Neo-Kemalizm güvenlik temelli, ulusalcı, devlet merkezli bir yapı öngörmektedir. Yeni CHP ise çoğulcu, demokratik, kurumsal modernleşmeci bir siyasi parti kimliğine bürünmeye çalışmaktadır.
Her biri Türkiye’nin farklı toplumsal kesimlerinde karşılık buluyor ve siyasal rekabet bu üç vizyonun çatışması üzerinden şekilleniyor.
Bu üç siyasi gelecek tasavvuru çarpışa çarpışa, ülkeye ve halka bedeller ödete ödete elbette bir senteze varacaktır. Ancak 75 yıldır tek başına iktidar olamayan CHP’nin tek başına iktidar olabilmesi sanırım 70’lerin Adalet Partisi’ne dönüşmesi ile mümkün olacaktır.
















































