Haberi dinleyebilirisiniz!

Kağıt Üstünde Demokrasi, Hayatta Otorite

Bir ülkenin anayasası, sadece bir hukuk metni değildir; o toplumun ortak yaşam sözleşmesidir. Özgürlüklerin, hakların, eşitliğin ve adaletin güvence altına alındığı en üst normdur. Bugün Türkiye’de Anayasa’yı değiştirmek isteyenler yüksek sesle sahnede. Peki, mevcut Anayasa’daki hükümler neden hayata geçirilmiyor? Kağıt üzerinde böylesine ilerici ve demokratik maddeler varken, neden o maddeler üzerinden ses yükseltilmiyor?

Dahası, muhalefet partileri de sanki başlarını kuma gömmüş gibi suskun. Oysa ki yapılması gereken, yeni bir Anayasa tartışmasına sürüklenmek değil, mevcut Anayasa’daki demokratik güvenceleri uygulamaya koymak için mücadele etmektir.

Bakın, sadece birkaç madde bile tabloyu özetlemeye yetiyor:

10. Madde: Herkesin din, dil, ırk ayrımı olmaksızın kanun önünde eşit olduğu yazıyor. Ne muazzam bir güvence! Ama günlük hayatta bunun aksine, kimi çevrelerin hukukun üstünde konumlandığını görüyoruz. Ayrıcalıklı sınıflar, siyasi bağlantılar ya da ekonomik güç, adalet terazisini eğebiliyor.

138. Madde: Yargının bağımsızlığı açıkça güvence altına alınmış durumda. Bir demokrasinin nefes borusu olan bu madde, kâğıtta kalıyor. Çünkü yargının siyaset karşısında direnç gösterecek kurumsal bağımsızlığı yok. Böyle olunca da bağımsızlık, sadece süslü bir laf olarak kalıyor.

28. Madde: Basının özgür olduğu ve sansürlenemeyeceği yazıyor. Ancak gerçek hayatta basın, siyasi baskıların ve ekonomik kuşatmaların içinde boğuluyor. Eleştirel kalemler susturuluyor, halkın haber alma hakkı tırpanlanıyor.

31. Madde: Devletin elindeki iletişim araçlarından herkesin eşit şekilde faydalanacağı belirtiliyor. Fakat bugün kamusal yayıncılık, çoğulculuğu değil tek sesliliği temsil ediyor. Vatandaş, farklı görüşleri ekranda göremez hale geliyor.

Bu örnekler gösteriyor ki mesele, Anayasa’da yeni maddeler yazmak değil; mevcut maddeleri yaşatmak! Çünkü bir hukuk devletinin kalitesi, anayasasında yazılı kurallarla değil, o kuralların ne kadar uygulandığıyla ölçülür.

Demokrasi sandıktan ibaret değildir. Sandık önemlidir ama tek başına yeterli değildir. Demokrasi, güçlü kurumlarla, bağımsız yargıyla, özgür basınla ve eşit yurttaşlıkla ayakta kalır. Anayasa’nın hükümlerini hayata geçirmek ne bir iktidarın lütfu, ne de kâğıt üstünde kalacak bir süs; halkın en doğal hakkıdır.

Bugün iktidar, Anayasa’yı yeniden yazma bahanesiyle kendi iktidar alanını genişletmeye çalışırken; muhalefet partilerinin bu oyunu bozacak en güçlü silahı, aslında mevcut Anayasa’nın uygulanmasını talep etmek olmalıydı. Fakat onlar, ne yazık ki suskun. Kimi zaman korkudan, kimi zaman hesapçı bir sessizlikten. Başlarını kuma gömüp koca bir ülkenin geleceğini görmezden gelerek, halkın haklarını savunmayı erteliyorlar. Oysa demokrasiyi savunmak, en başta muhalefetin asli görevidir.