Haberi dinleyebilirisiniz!

Tekalif-i Milliye Emirleri: Bağımsızlık İçin Milletin Seferberliği

Kurtuluş Savaşı, yalnızca cephede süngüyle verilen bir mücadele değildi. Toplumun her kesimi, köylüsünden işçisine, ev kadınından esnafına kadar tüm halk, adeta tek yürek olarak bu bağımsızlık destanına katıldı. İşte bu dayanışmayı en somut şekilde ortaya koyan adımlardan biri, 8 Ağustos 1921’de Mustafa Kemal Paşa tarafından ilan edilen Tekalif-i Milliye Emirleri oldu.

Ankara’ya Yürüyen Yunan Ordusu ve Megali İdea

1921 yazında Yunan ordusu, Kütahya-Eskişehir savaşlarının ardından büyük bir özgüvenle Ankara’ya yürümeye hazırlanıyordu. Kütahya’da toplanan Yunan komutanlar, Kral Konstantin’in başkanlığında, Megali İdea’ya ulaşacaklarını sandıkları “büyük zaferin” planlarını yapıyordu. Amaçları, hem Mustafa Kemal’i ele geçirmek hem de Anadolu’nun kalbi Ankara’yı işgal ederek direnişi kırmaktı. (28 Temmuz 1921)

Bu kritik süreçte ordumuzun eksiklikleri çok fazlaydı. Cephane, giyecek, yiyecek, nakliye araçları… Hatta bir çift çorap ve çarığa dahi ihtiyaç vardı. İşte bu noktada Başkomutanlık yetkileriyle hareket eden Mustafa Kemal, çözümü milletin doğrudan seferberliğinde buldu.

Milli Yükümlülükler: Tekalif-i Milliye

10 maddelik Tekalif-i Milliye Emirleri, ordunun ihtiyaçlarını karşılamak için halkı zorunlu katkıya davet ediyordu. Emirlerin uygulanması için her kazada Tekalif-i Milliye Komisyonları kuruldu ve koordinasyonu sağlamak üzere Albay Kazım (Dirik) görevlendirildi.

Bu emirlerle;

Her aileden bir kat çamaşır, bir çift çorap ve çarık alınacaktı.

Bez, yün, kumaş, kösele, nal, yem torbası, semer gibi ihtiyaçların %40’ına el konulacaktı.

Buğday, un, arpa, bakliyat, et, yağ, tuz, sabun gibi gıda ve temel ihtiyaçların %40’ı orduya aktarılacaktı.

Taşıma araçları ayda bir defa 100 kilometre ücretsiz asker taşıyacak, kağnılar, atlar, develer ve yük hayvanlarının %20’si kullanılacaktı.

Silah ve cephane üç gün içinde teslim edilecekti.

Benzin, otomobil lastiği, telefon malzemeleri gibi stratejik ürünlerin %40’ına el konulacaktı.

Demirci, marangoz, saraç gibi zanaatkârların isimleri kayda geçirilerek üretim ordunun hizmetine sunulacaktı.

Bütün bu mallar için halka makbuz verildi ve ödemeler daha sonra yapıldı. Toplam 6 milyon liralık mal ve hizmet, 1923’ten itibaren ödenmeye başlanarak 1929 yılına kadar halkın eline ulaştırıldı.

Milletin Dayanışma Ruhu

Tekalif-i Milliye Emirleri, zorluk içinde yaşayan bir milletin, bağımsızlık söz konusu olduğunda nasıl yekvücut olabileceğini gösterdi. Hiçbir fedakârlıktan kaçınmayan halk, “ordu millet” anlayışını tarihe bir kez daha yazdı.

Bugün Tekalif-i Milliye’ye baktığımızda, yalnızca ekonomik bir önlem değil; aynı zamanda ulusal dayanışmanın ve vatan sevgisinin en güçlü belgesi olduğunu görürüz. Zira millet, aç kalmayı, yalınayak yürümeyi göze almış ama bağımsızlığından asla taviz vermemiştir.

Kurtuluş Savaşı’nın zaferle sonuçlanmasında yalnızca askeri strateji değil, bu milli seferberlik ruhu da belirleyici olmuştur. Tekalif-i Milliye, bu yönüyle hem bir ders hem de bir gurur vesikasıdır.