Haberi dinleyebilirisiniz!

ALEVİLER VE İNSAN HAKLARI

Erdal Kılınç

Yüzyılların derinliğinden süzülerek gelen Alevi inancının, insan haklarına verdiği değer üzerine birkaç söz söylemek istiyorum. Alevilik yalnızca bir inanç sistemi değil; insanı ve doğayı merkeze alan, adaleti ve eşitliği önceleyen köklü bir yaşam felsefesidir.

Alevi öğretisinin temelinde “En büyük ibadet, insana hizmettir” ve “Yetmiş iki millete bir göz ile bakmak” anlayışı vardır. Bu sözler; eşitlik, özgürlük, adalet ve insan onuruna saygı gibi insan haklarının özünü oluşturan kavramların, yüzyıllardır bu inancın temel direkleri arasında olduğunu açıkça gösterir.

Aleviliğe göre her insan, Yaradan’ın bir yansımasıdır. Bu nedenle kadın–erkek, zengin–yoksul, Türk–Kürt, Alevi–Sünni ayrımı yoktur; “can” vardır, insan vardır. Bu yaklaşım, modern insan hakları söylemlerinden çok önce Alevi yolunda rehber kabul edilmiştir.

Alevi kültüründe kadının eşitliği yalnızca bir hak değil, doğal bir kabuldür. Kadın ve erkek birlikte cem olur, yan yana durur, birlikte hizmet yürütür. Bu yönüyle Alevi inancı, toplumsal cinsiyet eşitliğini tarih boyunca savunan önemli bir gelenektir.

Aynı şekilde özgür düşünceye ve inanç özgürlüğüne büyük değer verilir. Alevilik, bireyin aklını ve vicdanını rehber alır; kimseyi inancından ya da kimliğinden dolayı ötekileştirmez. Bu yaklaşım, çağdaş insan haklarının en temel ilkeleriyle birebir örtüşmektedir.

Bugün dünya hâlâ savaşların, ayrımcılığın ve nefretin gölgesinde kalmaya devam ediyor. İşte tam da bu nedenle Alevi öğretisinin barışa, hoşgörüye ve dayanışmaya dayanan mesajı her zamankinden daha değerlidir. Erenlerin sözlerini yalnızca duvarlarda asılı öğütler olarak değil, yaşamın her alanında uygulamamız gereken birer insanlık çağrısı olarak görmeliyiz.

Sonuç olarak Alevi inancı, insan haklarını yalnızca savunan değil; onları yüzyıllardır yaşatan, üreten ve koruyan bir kültürel mirastır. Hepimize düşen görev; bu kadim değerleri yaşatmak, gelecek nesillere aktarmak ve insan onurunu her koşulda savunmaktır.

Aşk ile…