YÜRÜ BRE HIZIR PAŞA
Yürü bre Hızır Paşa
Senin de çarkın kırılır
Güvendiğin padişahın
O da bir gün devrilir

Sevgili dostlar,
Bugün dünyada da, ülkemizde de insanlar artık daha fazla öfke, daha fazla kavga ve daha fazla kutuplaşma görmek istemiyor. Çünkü öfke insanları birbirinden uzaklaştırır; nefret ise toplumları parçalar. Oysa siyaset dediğimiz şey, insanları düşman etmek için değil, birlikte yaşatmak için vardır.
Ben inanıyorum ki siyaset öfke ile değil; sevgiyle, vicdanla ve barış diliyle yapılmalıdır. İnsanların farklı düşüncelere sahip olması bir tehdit değildir. Tam tersine demokrasi, farklı seslerin bir arada yaşayabilmesidir. Birbirimizi susturarak değil, birbirimizi anlayarak güçlü olabiliriz.
Gericiliğe karşı mücadele etmek elbette önemlidir. Ancak bu mücadele kinle, hakaretle ve şiddetle verilirse toplum daha da karanlığa sürüklenir. Çünkü karanlığı karanlıkla yenemeyiz. Cehaleti baskıyla değil; eğitimle, bilimle, sanatla ve özgür düşünceyle aşabiliriz.
Barış zayıflık değildir. Barış, en büyük cesarettir. Çünkü öfkelenmek kolaydır; zor olan, farklı düşünen insanlarla bile aynı ülkenin geleceğini birlikte kurabilmektir. Gerçek siyasetçi, insanları birbirine düşüren değil; aynı masa etrafında buluşturandır.
Bizim ihtiyacımız olan şey, daha fazla bağıran insanlar değil; daha fazla dinleyen insanlar. Daha fazla nefret değil; daha fazla adalet. Daha fazla korku değil; daha fazla umut.
Geliniz, siyaseti kavganın değil, dayanışmanın dili hâline getirelim. Gençlere öfke değil, umut bırakalım. Çocuklara korku değil, barış dolu bir gelecek bırakalım.
Çünkü bir toplum ancak sevgiyle büyür, adaletle güçlenir ve barışla geleceğe yürür.
Öfke ile değil, sevgi ile, aşk ile yol yürünür; barış sağlanır, siyaset yapılır.
İnsanlar farklı düşünür, tartışır; bundan daha doğal bir şey yoktur.
Ama hakaret etmek, farklı düşünmeyi kine dönüştürmek, kendimize söylendiğinde rahatsız olduğumuz sözleri başkalarına söylemek; ne insanlığa sığar ne de demokrasi iddiasına yakışır.
Ülkemizde giderek derinleşen antidemokratik uygulamaları ve siyasal müdahaleleri, bugüne kadar savunduğumuz laik, demokratik hukuk devleti çizgisinden geri adım atmadan; halk iradesinin gasp edilmesine, siyasi partilerin ve toplumsal muhalefetin yargı eliyle dizayn edilmesine karşı mücadelemizi sürdüreceğimizi bir kez daha ifade ediyoruz.
Kişilerin kimliği, inancı ve yaşadığı coğrafya üzerinden eleştirilmesini; bunu fırsat bilip içindeki kini ve nefreti dışa vurarak nefret suçu işlenmesini, belli bir inanca ve kültüre hakaret edilmesini de asla kabul etmiyoruz.
Eşit yurttaşlığın, özgürlüğün, adaletin ve gerçek demokrasinin hâkim olduğu bir düzen istiyoruz. Laiklikten, eşitlikten, özgürlükten ve halk iradesinden yana olan tüm toplumsal kesimlerle dayanışma içinde olmaya devam edeceğiz.
Demokratik siyaseti hedef alan her türlü müdahalenin karşısında olduğumuzu da bir kez daha yüksek sesle söylemekte fayda görüyorum.
AŞK İLE…
Erdal KILINÇ
















































