Hayatın en büyük öğretmeni çoğu zaman kitaplardır deriz. Oysa bazen insanın en ağır dersini hastane koridorları verir.
Bugün bu satırları bir gazeteci, bir siyasetçi ya da bir eleştirmen kimliğiyle değil; günlerdir kardeşinin başucunda bekleyen bir ağabey olarak yazıyorum.
Küçük kardeşimin böbrek rahatsızlığı nedeniyle gördüğü diyaliz tedavisi sırasında geçirdiği kalp krizinin ardından 19 Haziran 2026 tarihinde Kuşadası Devlet Hastanesi’nden Aydın Şehir Hastanesi’ne sevk edilmesiyle başlayan süreç, bana yalnızca sağlık hizmetini değil, insanın çaresizliğini, sabrını ve umudunu da yeniden öğretti.
On beş gündür aynı koridorlarda yürüyor, aynı asansörleri kullanıyor, aynı bekleme salonlarında insan hikâyelerine tanıklık ediyorum.
Bir hastaneyi gerçekten tanımak için açılış törenlerine gitmek yetmez; gecesini gündüzünü o binanın içinde geçirmek gerekir.
Efeler’in Kuyulu Mahallesi’nde yükselen Aydın Şehir Hastanesi, büyüklüğüyle ilk bakışta etkiliyor.
Yaklaşık 140 bin metrekarelik alan üzerine kurulan dev sağlık kampüsü; 365 polikliniği, 250 yoğun bakım yatağı, 34 ameliyathanesi, modern laboratuvarları ve yaklaşık 1.300 yatak kapasitesiyle Türkiye’nin önemli sağlık yatırımlarından biri olmayı hedefliyor.
Kâğıt üzerindeki rakamlar gerçekten etkileyici…
Fakat sağlık hizmetinin kalitesi, yalnızca rakamlarla ölçülmez.
Hastane; insanın korkusuna güven, çaresizliğine umut verebildiği ölçüde büyüktür.
Önce hakkını teslim edelim.
Görev yapan uzman hekimlerin bilgi ve deneyimi güven veriyor.
Hemşireler, sağlık personeli, temizlik görevlileri ve güvenlik çalışanları büyük bir özveriyle hizmet veriyor.
Hasta odaları ferah…
Tıbbi cihazlar modern…
Donanım güçlü…
Bunlar inkâr edilemez gerçekler.
Ancak mesele yalnızca teknoloji değildir.
Bir hastanenin başarısını, kapısından giren vatandaşın yaşadığı kolaylık belirler.
İşte tam da burada bazı eksikler göze çarpıyor.
Böylesine büyük bir sağlık kampüsünde yön bulmak adeta başlı başına bir sınav.
Koridorlar uzun…
Bloklar birbirinden uzak…
Yönlendirme tabelaları ise çoğu zaman yetersiz.
Öyle ki zaman zaman çalışan personelin bile başka bloklardaki poliklinikleri tarif etmekte zorlandığına tanık oluyorsunuz.
Yaşlı bir hasta için bu karmaşa sadece zaman kaybı değil; aynı zamanda moral kaybıdır.
Bir başka dikkat çekici eksiklik ise katlar arasındaki ulaşım.
Yürüyen merdivenler yalnızca girişten birinci kata çıkıyor.
Sonrası ya asansör ya da uzun bekleyiş…
Özellikle yaşlılar, engelliler ve refakatçiler açısından bunun yeniden değerlendirilmesi gerektiği açıkça görülüyor.
Henüz birkaç aylık bir binada zaman zaman asansör arızaları yaşanması…
Bazı servislerde tavandan damlayan suyun kovalarla önlenmeye çalışılması…
İnsana şu soruyu sorduruyor:
Bu kadar büyük yatırımlarda ayrıntılar neden ihmal edilir?
Çünkü ayrıntı dediğimiz şey, aslında vatandaşın günlük hayatıdır.
Acil serviste bulunan küçük büfenin yalnızca kartla ödeme kabul etmesi de başka bir sorun.
Gece yarısı çocuğuna su almak isteyen…
Yanında sadece nakit bulunan yaşlı bir vatandaş…
Bazen personelin kendi kartıyla yardım etmek zorunda kaldığını görmek, sistemin eksikliğini gösteriyor.
Teknoloji kolaylık sağlamalıdır; yeni mağduriyetler üretmemelidir.
Hastanenin çevresindeki verimli tarım arazalarının hızla yapılaşmaya açılıyor olması ise bambaşka bir tartışmanın habercisi.
Bugün sağlık kampüsü yükseliyor.
Yarın çevresinde beton mahalleler yükselecek.
Umarım bu büyüme planlı olur; doğayı yok eden değil, onunla birlikte yaşayan bir şehirleşme anlayışı hâkim olur.
Bütün bunları yazarken ne bir kurumu yıpratmak ne de emeği görmezden gelmek istiyorum.
Tam tersine…
Bu hastane, Aydın’ın sağlık geleceği açısından çok önemli bir kazanımdır.
Fakat büyük yatırımlar, eleştiriden muaf değildir.
Eksikleri konuşulmayan hiçbir hizmet gelişemez.
Çünkü gerçek eleştiri yıkmak için değil, daha iyisini inşa etmek içindir.
On beş gündür bu hastanede yaşadıklarım bana bir gerçeği bir kez daha hatırlattı.
Bir sağlık kurumunu büyük yapan, duvarlarının yüksekliği değildir.
İnsanın yükünü ne kadar hafiflettiğidir.
Ve unutulmamalıdır ki…
Şifa sadece doktorun reçetesinde değil;
İyi planlanmış bir binada…
Doğru çalışan bir sistemde…
Kolay ulaşılabilen bir hizmette…
Ve en önemlisi, kendisini değerli hisseden insanda başlar.
Sağlıklı günlerin kıymetini hiç kaybetmemek dileğiyle…