Haberi Dinlemek için TIKLAYINIZ...!

TÜRKİYE’NİN İSRAİL’E KARŞI ETKİLİ BİR CAYDIRICILIĞI VAR MI?

Emekli Deniz Albay Temel Ersoy

İsrail’in, Suriye’nin kuzeybatısında bulunan ve Türkiye sınırına kuş uçuşu 70 kilometre mesafedeki Ebu Zuhur Hava Üssü’nü vurması, Türkiye açısından sıradan olarak kabul edilebilecek bir olay değildir. Mesele, bir askerî üssün vurulmasının çok ötesinde anlamlar taşıyor. Mesele, Türkiye’nin hemen güneyindeki topraklarda, hem de PKK/PYD’nin de ortağı olduğu bir rejimde güvenlik mimarisini kimin şekillendireceği meselesidir.

İsrail bu harekâtıyla, Türkiye’nin Suriye’de askerî varlık göstermesine izin vermeyeceği mesajını veriyor. Türkiye’nin bunu kabul etmesi mümkün değildir.

Peki Türkiye’nin İsrail’e karşı hiç mi caydırıcılığı yok ki İsrail gözünü karartıp bir yandan İran ile savaş hâlindeyken, bir yandan Gazze ve Lübnan’da, hatta Suriye’nin güneyinde askerî harekât icra ederken Türkiye’ye de meydan okuyor?

Bu yazımızda Türkiye’nin İsrail karşısındaki caydırıcılığını ele alacağız.

Her şeyden önce caydırıcılıktan bahsedebilmemiz için üç koşulun aynı anda sağlanması gerekir.

Bunlardan birincisi, kişinin/devletin/örgütün muhatabına zarar verebilecek olanak ve yeteneğe sahip olması ve muhatabının da bunu bilmesi gerekmektedir.

İkinci koşul, caydırmak isteyenin, muhatabın neyi yapmasını ya da yapmamasını istediğini açık bir mesajla belirtmesi gerekmektedir.

Üçüncü ve son koşul ise muhatabın kendisine verilen mesajı açıkça anlaması gerekmektedir.

Türkiye ilk koşulu yerine getirebiliyor olsa da yönetimin ikinci ve üçüncü koşulu yerine getirdiği yönünde herhangi bir emare yoktur.

Bu durumda Türkiye’nin İsrail’e karşı etkili bir caydırıcılığı vardır diyemeyiz. Olsa olsa sınırlı bir caydırıcılıktan bahsedebiliriz.

Bu caydırıcılık doğrudan savaş caydırıcılığı değil; bölgesel denge, savunma teknolojisi, ittifaklar ve karşılıklı risk üretme kapasitesi üzerinden işleyen asimetrik bir caydırıcılık türüdür.

En güncel akademik kaynaklar, iki ülkenin savunma teknolojileri ve istihbarat kapasitesindeki gelişmelerin karşılıklı caydırıcılığı güçlendiren bir denge mekanizması oluşturduğunu belirtmektedir.

Türkiye’nin İsrail’e karşı caydırıcılığı var mı?

Evet, ama sınırlı ve asimetrik bir caydırıcılık.

Türkiye’nin caydırıcılığı; bölgesel ittifaklar kurma kapasitesi (Suudi Arabistan–Pakistan ekseni gibi), savunma sanayii yükselişi (İHA/SİHA, KAAN, elektronik harp), Suriye’deki askerî varlık, Doğu Akdeniz’de deniz gücü, İsrail’in bölgesel planlarını bozabilme kapasitesi ve diplomatik baskı ve uluslararası kamuoyu etkisi gibi alanlarda etkilidir.

Hürriyet gazetesinde geçtiğimiz ay yayımlanan bir analize göre Türkiye, İsrail’in Türkiye’yi “yeni bölgesel tehdit” olarak tanımladığı dönemde caydırıcılığını artırmak için kapsamlı bir hazırlık sürecine girmiştir; buna KAAN savaş uçağı projesi, 60 bin tonluk uçak gemisi ve bölgesel savunma paktı girişimleri dahildir.

Caydırıcılık neden sınırlıdır?

1) Coğrafi uzaklık ve doğrudan cephe yok

Türkiye ile İsrail arasında kara sınırı yoktur. Bu, klasik askerî caydırıcılığı doğal olarak sınırlar.

2) İsrail’in nükleer kapasitesi

İsrail’in bölgedeki tek nükleer güç olması, Türkiye’nin konvansiyonel caydırıcılığını asimetrik hâle getirir. İsrail’in yaklaşık 90 nükleer başlığa sahip olduğu değerlendiriliyor.

3) ABD faktörü

İsrail, ABD’nin en yakın müttefikidir. Türkiye NATO üyesidir. Bu iki yapı arasında doğrudan çatışma sistem tarafından engellenir.

4) Türkiye’nin Filistin politikası caydırıcılığı artırmaz, gerilimi artırır

Filistin meselesi Türkiye’ye ahlaki ve diplomatik güç sağlar ama askerî caydırıcılık yaratmaz.

Türkiye’nin caydırıcılığı hangi mekanizmalar üzerinden işliyor?

Askerî teknoloji caydırıcılığı

İHA/SİHA üstünlüğü açık biçimde Türkiye’dedir. Bu sonuç hem envanter sayıları hem operasyonel başarı hem de ihracat kapasitesi açısından güncel verilere dayanır.

Elektronik harp kabiliyeti, KAAN projesi, deniz gücü modernizasyonu ve uzun menzilli füze projeleri gibi unsurlar, İsrail’in Türkiye’ye yönelik “varoluşsal tehdit” söylemini güçlendirmiştir. İsrailli bakanların “Türkiye yeni İran’dır” açıklamaları da bu çerçevede değerlendirilmektedir.

Bölgesel ittifak caydırıcılığı

Türkiye’nin Suudi Arabistan ve Pakistan ile savunma paktı kurma girişimi, İsrail açısından stratejik bir denge bozucu olarak görülmektedir.

Suriye sahasındaki askerî varlık

İsrail’in Suriye’deki operasyonları ile Türkiye’nin sahadaki etkisi örtülü bir caydırıcılık yaratır.

Al Jazeera analizine göre İsrail, Türkiye’nin Suriye’deki nüfuzunu kendi güvenlik stratejisi açısından tehdit olarak görmektedir.

Diplomatik caydırıcılık

Türkiye’nin Gazze politikası, İsrail’in uluslararası meşruiyetini zayıflatır. Bu, askerî değil ama politik caydırıcılık üretir.

İsrail’in Türkiye’ye karşı caydırıcılığı var mı?

Evet, İsrail’in Türkiye’ye karşı daha güçlü bir caydırıcılığı vardır.

İsrail’in caydırıcılık unsurları şunlardır: nükleer kapasite, ABD desteği, gelişmiş hava kuvvetleri, istihbarat üstünlüğü, Doğu Akdeniz’de deniz gücü ve bölgesel operasyon kabiliyeti.

Bu nedenle iki ülke arasında karşılıklı ama asimetrik bir caydırıcılık dengesi vardır.

Caydırıcılık sıcak çatışmayı engeller mi?

Evet.

En güncel akademik çalışma (2026, Takvim-i Vekayi), iki ülkenin savunma teknolojileri ve istihbarat kapasitesindeki gelişmelerin karşılıklı caydırıcılığı güçlendiren bir denge mekanizması oluşturduğunu belirtmektedir.

Bu denge çatışma riskini artırır (gerilim yükselir) ama sıcak savaşı engeller (denge bozulmaz).

Sonuç olarak Türkiye–İsrail ilişkileri karşılıklı caydırıcılık üzerine kurulu bir rekabet hâline gelmiştir.

Bu caydırıcılık sıcak savaşı engeller, fakat gerilimi artırır.

Artan gerilim, iki ülkenin şahin politikacılarının elini seçmen tabanı nezdinde güçlendirir.

Seçimler öncesinde bol bol Gazze ve İsrail’i tel’in mitinglerine hazır olun.

Temel Ersoy
Emekli Deniz Albay