Kuşadası’nda Görünmeyen Emeğe Bir Teşekkür

Dün İstanbul’dan Kuşadası’na geldim.
Sıcak bir hava… İstanbul’un trafiğinden çıkıp Kuşadası’na ulaşmışım ama daha eve gitmeden kendimi yine Kuşadası’nın meşhur trafik kargaşasının içinde buldum. Eve gelmeden önce birkaç alışveriş yapmam gerekiyordu. Yiyecek değil; evde yapılacak bazı onarımlar için malzemeler…
Basit birkaç iş için bile sıcağın altında, o karmaşık trafik düzeninin içine yeniden girmek zorunda kaldım.
Sonra Kadınlar Denizi’ndeki evime geldim. Neyse ki evimin önünde bir yer bulabildim.
Bahçeli bir evim var. Zaman zaman baktığım kedilerim vardır. Eve gelir gelmez onlara baktım. Ama ortalıkta hiçbiri yoktu. Meğer onlar da sıcağa karşı kendi çözümlerini bulmuş, başka yerlere yiyecek aramaya gitmişler.
Eve girdim.
Müthiş bir sıcak…
Önce bahçedeki ağaçlara biraz su verdim. Sonra günlük işlerime başladım.
Ve birden düşündüm:
“Bu kentin temizliğini kim yapıyor?”
İşte o anda aklıma Kuşadası’nın temizlik işlerinde çalışan emekçileri geldi.
Onları çoğu zaman görürüz ama fark etmeyiz.
Çöpü toplarlar, yolları temizlerler, otları biçerler, kaldırımları düzenlerler. Biz ise temiz bir sokaktan geçerken çoğu zaman o temizliği kimin yaptığını düşünmeyiz.
Oysa bu insanların tatili yoktur.
Bayramı yoktur.
Bizim için tatil olan günler, onların en yoğun çalışma günleri olabilir.
Yıllar önce uzun bir bayram tatilinde Kuşadası’nda her yerin çöplerden ve pisliklerden arındırılması için gece gündüz çalışan temizlik işçilerini hatırlıyorum. İnsanların tatil yaptığı, denize girdiği, eğlendiği günlerde onlar sokaklardaydı.
Gerçek emek budur.
Ve nedense bu gerçek emekçileri yeterince onurlandırmayı bilmiyoruz.
Çoğu zaman onları ancak bir şey yapılmadığında hatırlıyoruz.
Bir çöp toplanmadığında…
Bir sokak temizlenmediğinde…
Bir kaldırım otlar içinde kaldığında…
Oysa yapıldığında, yani görevlerini iyi yaptıklarında onları görmüyoruz.
Dün ise gördüm.

İstanbul’dan gelip kendi sokağıma girdiğimde sol tarafta kaldırım kenarlarındaki otların temizlendiğini fark ettim.
İnanamadım.
Çünkü yıllardır böyle bir çalışma görmeye alışık değildim.
“Ne güzel” dedim kendi kendime.
Demek ki birileri düşünmüş.
Demek ki birileri “Bu sokakların da temizlenmesi gerekiyor” demiş.
Belki yeni bir ekip sorumlusu vardır.
Belki yeni bir amir vardır.
Belki de sadece işine farklı bakan insanlar gelmiştir.
Bunun cevabını bilmiyorum.
Ama sonucu gördüm.
Ve sonuç güzeldi.
Daha sonra bizim sitemizin yükümlülüğünde bulunan, karşı taraftaki kooperatif alanıyla ilgili bölgenin de pırıl pırıl temizlendiğini gördüm.
İşte o zaman aklımdan başka bir düşünce geçti:
Keşke bu temizlik anlayışı çok daha önce başlasaydı.
Belki bugün bazı başka sorunlarla uğraşmak zorunda kalmazdık.
Belki çevre, sinek ve benzeri meseleleri konuşmak yerine, temizliği konuşuyor olurduk.
Ama bugün burada başka bir şeyi özellikle söylemek istiyorum.
Çünkü bu yazının amacı yalnızca eleştirmek değil.
Tam tersine…
İyi yapılan bir işi teslim etmek.
Yan tarafta çalışan üç temizlik emekçisi gördüm.
Başlarında da Adanalı, son derece sevimli ve işine odaklanmış bir arkadaşımız: **Dur soyadlı kardeşim . **
Üç arkadaşıyla birlikte büyük bir özveriyle çalışıyorlar.
Tırpanlarla otları biçiyorlar.
Kaldırım kenarlarını temizliyorlar.
Yolun kenarlarına el atıyorlar.
Eskiden durak olarak kullanılan alanları temizliyorlar.
Bize ait alanların çevresini düzenliyorlar.
Üstelik ben kendilerinden hiçbir şey istemedim.
Onlara “Şurayı da temizleyin” demedim.
Sadece birkaç soda ikram ettim.
“Hayırlı işler” dedim.
“Kolay gelsin” dedim.
Çünkü bazen bir insana verilebilecek en büyük şeylerden biri, yaptığı işin farkında olduğunuzu hissettirmektir.
Dur ve üç arkadaşına buradan özellikle teşekkür etmek istiyorum.
Ellerinize, emeğinize sağlık.
Siz belki bunun sıradan bir göreviniz olduğunu düşünüyorsunuz.
Ama bir kentin yaşanabilir olması, işte sizin yaptığınız bu küçük görünen işlerin toplamıyla mümkün oluyor.

Benim burada asıl dikkat çekmek istediğim konu ise başka.
Bu insanlar yalnızca emir verilen işi yapan kişiler olarak görülmemeli.
Onlara biraz inisiyatif verildiğinde, biraz sorumluluk tanındığında, işlerini seven ve çevresini sahiplenen bir ekip olduklarında neler yapabileceklerini dün gözlerimle gördüm.
Üç kişi…
Bir ekip lideri…
Ve temizlenen bir sokak.
Demek ki mesele yalnızca insan sayısı değil.
Yönetim anlayışı.
Çalışana güvenmek…
İşini yapabileceği alanı açmak…
İnisiyatif vermek…
Ve yaptığı işi takdir etmek.
Temizlik işçisini yalnızca “çöp toplayan kişi” olarak görürseniz, ondan yalnızca verilen emri yerine getirmesini beklersiniz.
Ama onu kentin bir parçası, sokağın sahibi ve yaptığı işin değerli bir emekçisi olarak görürseniz, o zaman ortaya bambaşka bir sonuç çıkar.
Dün bunu gördüm.
Bu nedenle Kuşadası Belediyesi’nin temizlik işlerinde çalışan bütün emekçilere buradan saygılarımı sunuyorum.
Özellikle de dün karşılaştığım Dur kardeşime ve üç çalışma arkadaşına…
Teşekkür ederim.
Sizlerin emeğini gördüm.
Sizlerin çalışmasını gördüm.
Ve yıllardır yapılmayan bazı işlerin, bugün yapılabildiğini gördüm.
Kuşadası’nın yöneticileri değişebilir.
Amirler değişebilir.
Müdürler değişebilir.
Siyasi kadrolar değişebilir.
Ama geride kalan şey şudur:
Kent ve kentliye verilen hizmet.
Ben kimin hangi makamda olduğuyla fazla ilgilenmiyorum.
Ben sokağıma bakıyorum.
Kaldırıma bakıyorum.
Çevreme bakıyorum.
Temizliğe bakıyorum.
İnsanların emeğine bakıyorum.
Çünkü sonunda vatandaşın hayatına dokunan şey makam değil, hizmettir.
Bir de şunu unutmayalım:
Bu insanlar alkış beklemiyor olabilir.
Prim beklemiyor olabilir.
Özel bir ödül istemiyor olabilir.
Ama en azından saygıyı hak ediyorlar.
Onlara kızmadan önce, onların ne şartlarda çalıştığını düşünelim.
Onları yalnızca bir üniformanın içindeki görevli olarak değil, bu kentin emekçisi olarak görelim.
Çünkü Kuşadası yalnızca deniziyle, güneşiyle, otelleriyle, restoranlarıyla ve turizmiyle güzel değildir.
Kuşadası’nı yaşanabilir yapan, sabahın erken saatlerinde sokağa çıkan, sıcağın altında tırpanını eline alan, çöpünü toplayan, kaldırımını temizleyen insanlardır.
Kentin görünmeyen yüzü onlardır.
Ve bazen bir kenti gerçekten sevmek, o kentin en görünmeyen insanlarını fark etmekle başlar.
Ben dün bunu yaptım.
Durdum.
Baktım.
Gördüm.
Ve teşekkür ettim.
Sağ olun Dur soyadlı kardeşim. Sağ olsun üç arkadaşınız.
Kuşadası’nın bütün temizlik emekçilerine de buradan bir hemşehri, bir kent sakini ve bir kültür insanı olarak selam olsun.
Emeğinize sağlık.
Kuşadası sizinle daha güzel.
Her ne kadar Nobel baba kıyafetleri giydirip sizi sergileyen zihniyet olsa da !
















































