Kuşadası’nda tartışmalı yıkım: “Neden özellikle Rahmi Dilligil’in hidrofor deposu?”

Devlet Tiyatroları Emekli Genel Müdürü ve Egeden Medya Haber yazarı Sanatçı Rahmi Dilligil ile eşi, Sanatçı Şebnem Dilligil’in Kuşadası’ndaki mülküyle ilgili yıkım süreci yeni bir tartışmayı beraberinde getirdi. Aynı bölgede benzer nitelikte çok sayıda yapı bulunduğu belirtilirken, küçük bir hidrofor koruma deposunun yıkılması kamuoyunda “Neden özellikle burası?” sorusunu gündeme taşıdı.
Kuşadası’nda sanatçı Şebnem Dilligil’e babasından miras kalan evin hidrofor muhafaza deposule ilgili belediye tarafından alınan yıkım kararı sonrasında başlayan hukuki süreç devam ediyor.
Dilligil ailesinin açtığı dava kapsamında yapılan değerlendirmede, yapının cam balkon ve camekan bölümleri konusunda mahkemece haklılık ortaya konulurken, söz konusu bölümlere yönelik yıkım uygulanmadı.
Ancak mülk içerisinde hidroforun bulunduğu ve onu korumak amacıyla kullanılan depo bölümünün yapı niteliğinde olduğu değerlendirilerek yıkım sürecinin devam etmesine karar verildi.
Bugün söz konusu bölümün yıkımı gerçekleştiriliyor. Yıkımın belediye ekipleri tarafından yapılması beklenmeden, Rahmi Dilligil tarafından kendi imkânlarıyla gerçekleştirildiği öğrenildi. Çalışmaya Kuşadası Cumhuriyet Halk Partisi İlçe Başkan Yardımcısı Serkan Güzelgül’ün de destek verdiği ve yıkım işini üstlenen bir ekibin görev yaptığı belirtildi.
Asıl soru: Neden özellikle bu yapı?
Yaşanan olayın en dikkat çekici tarafı ise aynı site ve çevresinde benzer nitelikte çok sayıda yapı bulunduğu yönündeki iddia.
Dilligil cephesi, bölgede benzer yapıların bulunduğunu ve bunların hâlâ kullanılmaya devam ettiğini ifade ederken, özellikle emekli Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Rahmi Dilligil’e ait bölümde bulunan küçük bir hidrofor koruma deposunun yıkım konusu yapılmasının düşündürücü olduğunu belirtiyor.
Bu noktada kamuoyunun önüne şu soru çıkıyor:
Aynı bölgede benzer yapılar bulunurken, neden özellikle bu yapı için yıkım süreci bu kadar ısrarla işletiliyor?

“Eleştirel yazılarımın etkisi olduğunu düşünüyorum”
Rahmi Dilligil’in konuya ilişkin değerlendirmesi de dikkat çekici.
Uzun süredir Egeden Medya Haber’de köşe yazıları kaleme alan Dilligil; Kuşadası’nın çevre sorunları, belediye uygulamaları ve kent gündemine ilişkin eleştirel yazılar yazdığı, parodi ve tartışma proğramları yaptığını hatırlatıyor.
Dilligil, yaşanan sürecin bu yazıları ve proğramları ile bağlantılı olabileceğini düşündüğünü ifade ediyor.
Ancak kendisinin çevresindeki kişilerle herhangi bir husumeti bulunmadığını, söz konusu yapı hakkında mahalle sakinlerinden de herhangi bir şikâyet gelmediğini belirtiyor.
Nitekim bugün gerçekleştirilen yıkım sırasında bazı mahalle sakinlerinin de uygulamaya tepki gösterdiği görüldü.
Kuşadası’nda başka yıkım dosyaları da gündemde
Konu yalnızca Dilligil ailesinin mülküyle sınırlı değil.
Kuşadası’nda uzun süredir gündemde olan Kuşadası Young otel konusunda da Turizm Bakanlığı tarafından yıllar önce alınmış bir yıkım kararı bulunduğu ve buna rağmen yapının bugüne kadar yıkılmadığı belirtiliyor.
Söz konusu süreçle bağlantılı olarak Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel hakkında görevi kötüye kullanma iddiasıyla yürütülen yargı sürecinin de devam ettiği ifade ediliyor.
Bu tablo, Kuşadası’nda “yıkım kararlarının uygulanmasında ölçüt nedir?” sorusunu yeniden gündeme getiriyor.
Bir tarafta yıllardır uygulanmadığı belirtilen yıkım kararları, hemde milyonlarca lira geliri olan ticari işletmeler diğer tarafta ise küçük bir hidrofor deposu için yürütülen yıkım işlemi…
Dolayısıyla mesele artık yalnızca bir yapının yıkılması değil; belediyelerin benzer durumdaki yapılara karşı eşit ve aynı kriterlerle hareket edip etmediği tartışmasına dönüşüyor.

Cezalar ödendi, süreç yine de devam ediyor
Dilligil ailesinin yaşadığı hukuki süreç bununla da sınırlı değil.
Şebnem Dilligil hakkında çevre kirliliğiyle ilgili açılan davanın da Kuşadası Asliye Ceza Mahkemesi’nde devam ettiği ve önümüzdeki günlerde yeni bir duruşmasının bulunduğu öğrenildi.
Öte yandan bugüne kadar uygulanan idari para cezalarının toplamının 80 bin liranın üzerinde olduğu ve bu bedellerin Rahmi Dilligil tarafından belediye veznesine ödendiği belirtildi.
“Belediye yıkmadan kendimiz yıkıyoruz”
Gelinen noktada Rahmi Dilligil, mahkeme sürecinin tamamlanmasını beklerken, yıkım kararı verilen hidrofor deposunu kendi imkânlarıyla ortadan kaldırıyor.
Fakat geride daha önemli bir soru kalıyor:
Kuşadası’nda benzer durumda olduğu belirtilen çok sayıda yapı bulunurken, neden Rahmi Dilligil’in kullandığı bu küçük yapı üzerinden bu kadar yoğun bir yıkım süreci yürütülüyor?
Bu sorunun yanıtı, yalnızca Dilligil ailesi açısından değil, Kuşadası’nda belediyecilik, imar uygulamaları ve kamu otoritesinin eşitlik ilkesi açısından da önem taşıyor.
Konuyla ilgili belediyenin ve diğer ilgili kurumların yapacağı açıklamalar ise kamuoyunun merak ettiği soruların yanıtlanması açısından önem taşıyor.
Ege’den Medya Haber olarak sürecin hukuki boyutunu ve tarafların açıklamalarını takip etmeyi sürdüreceğiz.
















































