Haberi Dinlemek için TIKLAYINIZ...!

Kuşadası’nda bomba iddia: “Gemiler geliyor, sular kesiliyor!”

RAHMİ DİLLİGİL ÖZEL HABERİ

Üçüncü iskele tartışması daha bitmeden ortaya çıktı: “İki iskelede bu oluyorsa, üç iskelede ne olacak?”

Kuşadası Limanı’nda kapasite artışı ve üçüncü iskele projesinin ÇED toplantısı henüz gündemden düşmemişken, kentte dikkat çeken bir su iddiası ortaya atıldı. Vatandaşlar, gemilerin limana geldiği dönemlerde bazı bölgelerde su kesintileri yaşandığını öne sürüyor. İddianın odağında ise gemilere şehir şebekesinden su verildiği savı var.

Kuşadası’nda kruvaziyer turizmi ve limanın geleceği tartışılırken, şimdi de su üzerinden yeni ve dikkat çekici bir soru gündeme geldi.

Üstelik iddianın zamanlaması oldukça dikkat çekici.

Kuşadası Limanı’nın kapasitesinin artırılması ve üçüncü yolcu iskelesinin yapılmasına ilişkin ÇED süreci kapsamında 27 Ağustos’ta gerçekleştirilen halkın bilgilendirilmesi ve sürece katılım toplantısında proje yoğun biçimde tartışıldı. Toplantıda projenin çevresel ve kentsel etkileri konusunda çeşitli itiraz ve endişeler dile getirildi.

ÇED tartışmaları henüz sıcaklığını korurken, bu kez Kuşadası halkından su kesintileriyle ilgili çarpıcı bir iddia geldi.

“Ne zaman gemi gelirse benim suyum kesiliyor”

Vatandaşların aktardığı iddiaya göre, limana kruvaziyer gemilerinin geldiği, özellikle aynı anda birden fazla geminin bulunduğu dönemlerde bazı bölgelerde su kesintileri yaşanıyor.

Bir vatandaşın ifadesi ise oldukça dikkat çekici:

“Ne zaman gemi gelirse benim suyum kesiliyor. Sadece benim değil, çevremde birçok kişinin suyu kesiliyor.”

Vatandaşın şüphesi ise gemilerin limanda bulunduğu sırada şehir şebekesinden su ikmali yapıldığı yönünde.

Bir başka ifadeyle kamuoyunun önündeki soru şu:

Gemiler limanda su ikmali yaparken Kuşadası’nın şebeke suyu mu kullanılıyor?

Eğer kullanılıyorsa, bunun kentteki su basıncına veya bazı bölgelerde yaşanan kesintilere herhangi bir etkisi bulunuyor mu?

İddia doğruysa daha büyük soru üçüncü iskelede!

İşte haberin asıl dikkat çekici noktası da burada başlıyor.

Bugün Kuşadası Limanı’nda mevcut kapasite ve mevcut iskeleler üzerinden böyle bir su kesintisi iddiası gündeme geliyorsa, kapasitenin artırılması ve üçüncü yolcu iskelesinin devreye girmesi halinde kentteki su tüketimi ve şebeke üzerindeki yük ne olacak?

Başka bir ifadeyle:

“İki iskelede bu iddia konuşuluyorsa, üç iskele olduğunda ne olacak?”

Bu soru, üçüncü iskele tartışmasının tam ortasına yeni bir başlık daha ekliyor:

Kuşadası’nın taşıma kapasitesi yalnızca trafik, çevre, deniz ekosistemi ve turizm açısından mı değerlendirilmeli; yoksa kentin su kaynakları ve altyapısı da bu hesabın içine dahil edilmeli mi?

Çünkü üçüncü iskele projesinin tartışıldığı ÇED toplantısında da projenin kente ve çevreye olası etkileri konusunda çeşitli soru işaretleri gündeme geldi.

Şimdi bu sorulara bir yenisi ekleniyor:

Kuşadası’nın su altyapısı daha fazla gemiyi kaldırabilecek durumda mı?

“Gemilere su veriliyor mu?”

Elbette burada önemli bir gazetecilik ayrımını özellikle vurgulamak gerekiyor:

Gemilere şehir şebekesinden su verildiği ve bunun mahallelerdeki kesintilere neden olduğu iddiası henüz resmi olarak doğrulanmış değil.

Ancak benzer yöndeki vatandaş şikâyetlerinin gündeme gelmesi, konunun ilgili kurumlar tarafından açıklığa kavuşturulmasını gerekli kılıyor.

Bu nedenle gözler başta Aydın Büyükşehir Belediyesi ASKİ Genel Müdürlüğü olmak üzere ilgili kurumlara çevriliyor.

Kuşadası halkı şu sorulara yanıt bekliyor:

🔹 Limana gelen gemilere şehir şebekesinden su veriliyor mu?
🔹 Veriliyorsa bir gemiye ne kadar su sağlanıyor?
🔹 Bu su hangi tarifeden ücretlendiriliyor?
🔹 Gemilere su ikmali sırasında şebekede basınç düşüşü yaşanıyor mu?
🔹 Mahallelerdeki su kesintileriyle gemilerin su ikmali arasında herhangi bir teknik bağlantı var mı?
🔹 Limanın kapasitesinin artırılması halinde mevcut su altyapısı bu yükü kaldırabilecek mi?
🔹 Üçüncü iskelenin devreye girmesiyle kentteki su tüketiminin ne kadar artması bekleniyor?

ÇED tartışmasının hemen ardından gelen iddia neden önemli?

Çünkü Kuşadası şu anda tam da “Bu kent daha ne kadar yük kaldırabilir?” sorusunun tartışıldığı bir süreçten geçiyor.

Bir tarafta turizm ve kruvaziyer gemileri…

Diğer tarafta çevresel etkiler, deniz ekosistemi ve dip taraması…

Şimdi ise su ve altyapı kapasitesi tartışması.

Dolayısıyla ortaya atılan bu iddia, yalnızca bir su kesintisi şikâyeti olarak görülmemeli.

İddia doğruysa, mesele Kuşadası’nın su kaynaklarının nasıl kullanıldığı ve kentin altyapısının artan gemi trafiğine ne ölçüde hazır olduğu sorusuna kadar uzanıyor.

İddia doğru değilse de bunun kamuoyuna teknik verilerle açıklanması gerekiyor.

Çünkü Kuşadası halkının bilmek istediği çok basit:

Gemiler Kuşadası’na geldiğinde neden sular kesiliyor?

Ve asıl soru:

Bugün iki iskele tartışılırken ortaya çıkan bu sorun gerçekten varsa, üçüncü iskele geldiğinde Kuşadası’nı ne bekliyor?

Egeden Medya Haber olarak bu iddianın peşini bırakmıyoruz.

Konunun muhataplarından, özellikle ASKİ Genel Müdürlüğü ve ilgili belediye birimlerinden, kamuoyunu tatmin edecek açık, net ve teknik verilere dayalı bir açıklama bekliyoruz.

Çünkü Kuşadası’nın geleceği konuşulurken, kentin suyu da bu hesabın dışında bırakılmamalı.