Haberi Dinlemek için TIKLAYINIZ...!

EFES KONGRE MERKEZİ: KOCAMAN BİR BİNAMIZ VAR, SANAT NEREDE?

Kuşadası’nda bazı gerçekleri görmek için uzman olmaya gerek yok.

Efes Kongre ve Sanat Merkezi’ne bakmak yeterli.

Kocaman bir bina.

Öyle sıradan bir yapı da değil.

Yüzlerce kişiyi ağırlayabilecek salonları var. Tiyatro yapılabilir, konser verilebilir, dans gösterileri düzenlenebilir, film gösterimleri gerçekleştirilebilir, kongreler yapılabilir.

Kısacası, kültür ve sanat için gerekli fiziksel imkânlara sahip olduğu anlaşılan bir merkezden söz ediyoruz.

Ama bugün ortada yanıt bekleyen temel bir soru var:

Bu merkez neden kullanılmıyor?

Sanat yok.

Kongre yok.

Etkinlik yok.

Seyirci yok.

İnsan yok.

Uzun süredir binanın düzenli biçimde kullanıldığına ilişkin kamuya açık bir program, faaliyet takvimi ya da resmi açıklama da görünmüyor.

Ama bina var.

Hem de koskoca bina.

Biraz daha böyle beklersek kendi kendine “tarihî eser” ilan edilecek.

İDDİA: TEKNİK DONANIMLARIN BİR BÖLÜMÜ SÖKÜLDÜ

İşin daha da dikkat çekici tarafı, merkezin teknik altyapısıyla ilgili iddialar.

Işık sistemleri, ses sistemleri, kablolar, makineler ve diğer teknik donanımların önemli bölümlerinin söküldüğü ya da kullanılamaz hâle geldiği ileri sürülüyor. Ahşap aksamın da uzun süreli bakımsızlık nedeniyle zarar gördüğü ve işlevini yitirdiği belirtiliyor.

Ancak bu iddiaların kamuoyunu tatmin edecek biçimde değerlendirilebilmesi için şu soruların yanıtlanması gerekiyor:

• Hangi teknik ekipmanlar ne zaman söküldü?
• Bu ekipmanların sökülmesine ilişkin resmi bir tutanak veya ihale kaydı var mı?
• Donanımların mülkiyeti kime ait?
• Sökülen malzemeler nerede?
• Merkezin mevcut teknik durumu için hazırlanmış bir keşif, hasar tespit raporu veya bakım raporu bulunuyor mu?
• Ahşap aksam ve salonların kullanılabilirliği konusunda yetkili kurumların yaptığı resmi inceleme var mı?

Bu soruların yanıtı verilmeden “donanımlar söküldü” ya da “bina kullanılamaz durumda” ifadeleri kesinleşmiş bilgi olarak değil, resmi belge ve açıklama gerektiren iddialar olarak değerlendirilmelidir.

Yine de ortaya çıkan tablo değişmiyor:

Sahne var.

Işık yok deniliyor.

Salon var.

Faaliyet yok.

Koltuk var.

Seyirci yok.

Bina var.

Kültür politikası yok.

YETKİ KİMDE?

Kuşadası’na yaklaşık dört yıl önce geldiğimde bu konuyu dönemin belediye başkanı Ömer Günel’le de konuşmuştum.

Kendisi, özetle, binanın siyasete alet edildiğini ve belediye olarak ellerinden bir şey gelmediğini söylemişti.

Ben de doğal olarak sordum:

“Peki, bir çaba gösteriyor musunuz?”

Cevap aşağı yukarı şöyleydi:

“Çaba gösteriyoruz ama sonuç alamıyoruz. Yetki Kültür Bakanlığı’nda.”

Bu görüşme benim kişisel tanıklığıma dayanıyor. Dolayısıyla merkezin mülkiyeti, işletme yetkisi, bakım ve onarım sorumluluğu konusunda kesin bir değerlendirme yapılabilmesi için ilgili kurumların resmi belgeleri ve güncel açıklamaları gerekiyor.

Özellikle şu başlıkların açıklığa kavuşturulması şart:

• Efes Kongre ve Sanat Merkezi’nin mülkiyeti kime ait?
• İşletme ve kullanım yetkisi hangi kurumda?
• Belediye ile Kültür ve Turizm Bakanlığı arasındaki görev paylaşımı nedir?
• Merkezin devri, tahsisi veya işletilmesine ilişkin yürürlükte bir protokol var mı?
• Son yıllarda bakım, onarım veya yeniden işletme için hangi kurum ne kadar kaynak ayırdı?
• Merkezin kapalı tutulmasına ilişkin resmi gerekçe nedir?

Bu sorular yanıtlanmadığında ortaya şu görüntü çıkıyor:

Bir tarafta belediye.

Diğer tarafta Kültür ve Turizm Bakanlığı.

Ortada ise kocaman bir kültür merkezi.

Herkes birbirine bakıyor.

Bina da yıllardır hepsini seyrediyor.

BAKANLIĞA YÖNELTİLEN BAŞVURULAR VE YANITSIZ KALAN SORULAR

Ben de konuyla ilgili Kültür ve Turizm Bakanlığı’na ulaşmaya, yazılı olarak bilgi talep etmeye çalıştım.

Bir iki telefon.

Bir iki yazışma.

Sonuç?

Kamuoyuna yansıyan kapsamlı bir yanıt yok.

Burada da gazetecilik açısından önemli bir ayrım yapmak gerekiyor: “Bakanlık yanıt vermedi” denilebilmesi için başvuruların tarihleri, evrak numaraları, gönderim kanalları ve yanıt durumlarının belgelenmesi gerekir. Bu bilgiler paylaşılmadığı sürece, ortada yanıt alınamadığı yönünde kişisel bir deneyim bulunduğu söylenebilir; ancak kurumun resmi olarak hiçbir açıklama yapmadığı kesin hüküm olarak kurulamaz.

Yine de kamuoyunun bilmesi gereken sorular açık:

Efes Kongre ve Sanat Merkezi için Bakanlığın güncel planı nedir?

Merkez yeniden işletilecek mi?

Teknik inceleme yapıldı mı?

Onarım bütçesi ayrıldı mı?

Belediyeyle görüşme yürütülüyor mu?

Merkezin ne zamandan beri düzenli faaliyet göstermediği resmi kayıtlarla açıklanabilir mi?

DEPREM GEREKÇESİ VARSA RAPOR NEREDE?

Bir ara “Acaba deprem nedeniyle mi kullanılmıyor?” diye düşündüm.

Türkiye’de bir binanın kapalı olmasını açıklamanın en kolay yolu artık deprem.

Ancak bir yapının deprem gerekçesiyle kapatıldığı ileri sürülüyorsa, bunun teknik raporla ortaya konulması gerekir.

• Yapı için deprem performans analizi yapıldı mı?
• Riskli yapı tespiti var mı?
• Tahliye veya kullanım kısıtlaması kararı alındı mı?
• Kararı hangi kurum verdi?
• Raporun tarihi nedir?
• Eksikliklerin giderilmesi için takvim oluşturuldu mu?

Bu belgeler açıklanmadığı sürece, merkezin deprem nedeniyle kapalı olduğu iddiası da doğrulanması gereken bir bilgi olarak kalır.

Konuyu bilen kişilerin açıklamalarından, meselenin yalnızca teknik bir gerekçeyle açıklanamayacağı anlaşılıyor. Fakat “kimse sorumluluk almak istemiyor” sonucuna ulaşmadan önce, kurumların resmi görev ve sorumluluklarının belgeler üzerinden ortaya konulması gerekiyor.

Çünkü bir binayı işletmek zor.

Personel gerekiyor.

Bütçe gerekiyor.

Teknik yatırım gerekiyor.

Program gerekiyor.

Sanatçı gerekiyor.

Yönetim gerekiyor.

En önemlisi de vizyon gerekiyor.

Binayı kapatıp anahtarını bir çekmeceye koymak ise çok kolay.

KENTTEKİ DİĞER MEKÂNLAR DA SANATÇILARA KAPALI

Efes Kongre ve Sanat Merkezi meselesi, Kuşadası’nda sanatçıların yaşadığı mekân sorunlarının yalnızca bir örneği.

Kentte bir düğün salonu bulunuyor. Bu salonun tiyatro gösterisi için kullanılabilmesi amacıyla eksik teknik cihazların tamamlanması hâlinde, belediyenin bir günlük kullanım için 35 bin lira kira talep ettiği belirtiliyor.

Bu rakamın hangi tarihte, hangi salon için ve hangi resmi tarife kapsamında belirlendiği açıklanmalı. Kira bedelinin yanı sıra teknik ekipman, personel, güvenlik, temizlik ve vergi gibi ek maliyetlerin bulunup bulunmadığı da kamuoyuna sunulmalı.

Ancak temel soru değişmiyor:

Bir düğün salonunu kiralayıp tiyatro yapmak isteyen sanatçı toplulukları bu maliyetleri nasıl karşılayacak?

Düğün salonu kiralanabilir.

Teknik eksikler tamamlanabilir.

Ama kültür ve sanat faaliyetleri yalnızca ticari salon kiralama mantığıyla sürdürülemez.

VAKIFLARIN KULLANIMINDAKİ TARİHİ MEKÂNLAR

Bir başka iddia da Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün kullanımındaki tarihî mekânlarla ilgili.

Kuşadası’ndaki Öküz Mehmet Paşa Kervansarayı ile Güvercinada’nın kültür ve sanat etkinliklerine yeterince açılmadığı, hatta bazı sanat kurumlarının bu alanları kullanamadığı ileri sürülüyor.

Bu konuda da kesin bir değerlendirme yapabilmek için şu soruların yanıtlanması gerekiyor:

• Bu mekânların işletme ve tahsis yetkisi hangi kurumda?
• Kültür ve sanat etkinlikleri için başvuru prosedürü nedir?
• Son yıllarda hangi sanat kurumlarına izin verildi?
• Hangi başvurular reddedildi?
• Reddin gerekçeleri nelerdi?
• Konservatuvarın binadan çıkarıldığı iddiasının resmi dayanağı nedir?
• Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün bu konudaki güncel politikası nedir?

Vakıflar Genel Müdürlüğü yetkililerine ve Genel Müdür Aksu’ya yapılan yazışmalara yanıt verilmediği yönündeki iddia da başvuru tarihleri ve evrak kayıtlarıyla birlikte açıklığa kavuşturulmalı.

Kamuya ait veya kamu denetimindeki tarihî mekânların kültür ve sanata kapalı tutulması söz konusuysa, bunun gerekçesi açıkça anlatılmalı.

Çünkü tarihî yapılar yalnızca korunacak taş ve duvarlardan ibaret değildir.

Onlar aynı zamanda toplumun kültürel hafızasının parçasıdır.

ÇOCUKLAR İÇİN DE SANAT ALANI YOK

Büyükleri geçtim.

Kuşadası’nda çocuklar için de yeterli sanat alanı bulunmadığı yönünde ciddi bir tablo var.

Tiyatro yapmak isteyen çocuklar, dans eğitimi almak isteyen gençler, sahneye çıkmak isteyen öğrenciler ve bu çalışmalar için mekân arayan sanatçılar, uygun salon bulmakta zorlanıyor.

Bu durumun ölçülebilmesi için belediyenin, İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü’nün ve diğer kamu kurumlarının şu bilgileri açıklaması gerekiyor:

• İlçede kamuya ait kaç salon var?
• Bu salonlar kültür ve sanat etkinliklerine hangi koşullarda açılıyor?
• Son üç yılda çocuklara ve gençlere yönelik kaç etkinlik düzenlendi?
• Okul salonlarının kullanımına ilişkin yazılı bir yönerge var mı?
• Sanat topluluklarından hangi ücretler talep ediliyor?

OKUL SALONLARI İÇİN İHALE ŞARTI

İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü’yle ilgili süreç de ayrıca incelenmesi gereken bir başka başlık.

İlçe millî eğitim müdürünün değişmesinin ardından sanatçıların ve kültür-sanat topluluklarının muhatap bulabileceği umulmuş. Ancak yaklaşık bir buçuk ay sonra gelen yazıda, okul salonlarının tiyatro ve dans tiyatrosu için kullanılabilmesi amacıyla ihaleye girilmesi gerektiği bildirildiği aktarılıyor.

Bu yazının tarihi, sayısı, hangi mevzuata dayandığı ve hangi salonları kapsadığı açıklanmalı.

Okul salonlarının kullanımında güvenlik, eğitim düzeni, temizlik ve sorumluluk gibi gerekçeler elbette olabilir. Ancak kültür-sanat topluluklarının okul salonlarına erişimini tamamen ihale koşuluna bağlayan uygulamanın hukuki ve idari dayanağı kamuoyuna anlatılmalıdır.

Çünkü burada söz konusu olan bir tost büfesi işletmek değil.

Çocuklara tiyatro izletmek.

Dans tiyatrosu yapmak.

Sanat eğitimi vermek.

Bir okulun salonunu kültür etkinliğine açmak, kamu yararı açısından ayrıca değerlendirilmesi gereken bir konudur.

Sanatçıların ve çocukların önüne yalnızca ticari kiralama ya da ihale şartı koymak, kültür politikası üretmek değildir.

────────

EFES KONGRE MERKEZİ’NDE NE YAPILABİLİRDİ?

Peki Efes Kongre ve Sanat Merkezi’nde ne yapılabilirdi?

Ne yapılmazdı ki?

Tiyatro.

Müzik.

Dans.

Opera.

Sinema.

Çocuk oyunları.

Konserler.

Festivaller.

Amatör topluluklar.

Profesyonel tiyatrolar.

Sanat atölyeleri.

Oyunculuk kursları.

Dans kursları.

Gençlik etkinlikleri.

Kongreler.

Sempozyumlar.

Uluslararası sanat buluşmaları.

Yaz etkinlikleri.

Kuşadası’na gelen sanatçıların gösterileri.

Saymakla bitmez.

Burası yalnızca bir salon değil, doğru işletilirse Kuşadası’nın sanat kampüsü olabilirdi.

ÇÖZÜM İÇİN ÖNCE BİLGİ AÇIKLANMALI

Çözüm imkânsız değil.

Ancak çözümden önce mevcut durumun resmi olarak ortaya konulması gerekiyor.

Efes Kongre ve Sanat Merkezi’nin mülkiyet ve işletme durumu açıklanmalı.

Teknik altyapı için bağımsız bir inceleme yapılmalı.

Eksik veya hasarlı ekipmanlar tutanak altına alınmalı.

Deprem ve yapı güvenliğiyle ilgili raporlar kamuoyuyla paylaşılmalı.

Salonların onarım maliyeti hesaplanmalı.

Ahşap bölümler restore edilmeli.

Ses ve ışık sistemleri yenilenmeli.

Kamu, yerel yönetim ve özel sektörün görev paylaşımı belirlenmeli.

Sanat kurumlarının görüşü alınmalı.

Kuşadası’ndaki amatör ve profesyonel sanatçılara erişilebilir kullanım koşulları sunulmalı.

Üniversitelerle, okullarla ve festivallerle işbirliği yapılmalı.

Bina yeniden insanlarla buluşturulmalı.

Bunun adı yalnızca masraf değildir.

Kültüre yatırımdır.

────────

SONUÇ YERİNE: BİR KENTİN KÜLTÜR POLİTİKASI

Sanatın içinden gelen biri olarak şunu biliyorum:

Bir sahnenin ışıkları yanmıyorsa yalnızca elektrik kesilmiş değildir.

Orada bir kültür politikası da kesilmiş olabilir.

Bir tiyatro salonunda perde açılmıyorsa yalnızca sanatçı sahneye çıkamıyor değildir.

Bir kentin insanları birbirleriyle buluşamıyordur.

Efes Kongre ve Sanat Merkezi’nin bugün yaşadığı tablo budur:

Kocaman bir bina.

Yüzlerce insanı ağırlayabilecek salonlar.

Sanat üretmeye uygun alanlar.

Ve yıllardır süren sessizlik.

Bina sanki Kuşadası’na şöyle bakıyor:

“Ben hazırım. Siz ne zaman kültüre hazır olacaksınız?”

Ancak bu sorunun yanıtı yalnızca bir köşe yazısında değil, ilgili kurumların resmi açıklamalarında aranmalı.

Kuşadası Belediyesi ne yapacak?

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın planı ne?

Vakıflar Genel Müdürlüğü tarihî mekânları hangi koşullarda açacak?

İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü okul salonlarının kullanımında nasıl bir politika izleyecek?

Sanatçılar, çocuklar ve seyirciler için erişilebilir mekânlar ne zaman oluşturulacak?

Kuşadası hâlâ burada.

Sanatçılar hâlâ burada.

Çocuklar hâlâ burada.

Seyirci hâlâ burada.

İhtiyaç hâlâ burada.

Eksik olan, kurumların sorumluluklarını açıkça üstlenmesi ve bunu kamuoyuna belgeleriyle anlatması.

Yoksa bir sabah Efes Kongre ve Sanat Merkezi’nin önünden geçerken tabelanın değiştiğini görürüz:

“Efes AVM – Çok Yakında.”

O zaman hep birlikte sorarız:

“Peki sanat nerede?”

Cevap da muhtemelen çok uzakta değildir.

Binanın içinde değil.