Berhan Şimşek’ten onurlu davranış: “Makam değil, hukuk önemli”

Şiddet iddiaları ve kamuoyuna yansıyan görüntülerin ardından istifa kararı alan CHP Genel Başkan Yardımcısı Berhan Şimşek, Muğla’da yaptığı basın açıklamasıyla kararını duyurdu. Şimşek, CHP üyeliğinin devam edeceğini ve siyasi mücadelesini bir nefer olarak sürdüreceğini açıkladı.
SERAP BAŞEL – AYDIN CHP Genel Başkan Yardımcısı ve MYK Üyesi Berhan Şimşek, son günlerde kamuoyunun gündemine taşınan görüntüler ve hakkında ortaya atılan iddiaların ardından önemli bir karar aldı.
Şimşek, Muğla’da düzenlediği basın toplantısında, devam eden hukuki süreç sonuçlanıncaya kadar Genel Başkan Yardımcılığı ve MYK üyeliği görevlerinden istifa ettiğini açıkladı. Güncel haber kaynakları da Şimşek’in bu açıklamasını doğrularken, CHP üyeliğinin devam edeceğini ve parti içerisinde siyasi mücadelesini sürdüreceğini aktardı.
Egeden Medya Haber olarak biz de Berhan Şimşek ile doğrudan görüşerek istifa kararını kendisinden teyit ettik.
“Yargı süreci sonuçlanana kadar görevimde olmayacağım”
Şimşek’in aldığı karar, hakkındaki iddiaların doğruluğu ya da yanlışlığından bağımsız olarak siyasi etik açısından dikkat çekici bir tutum ortaya koyuyor.
Henüz hukuki süreç tamamlanmadan kamuoyunda kesin hükümler verilmesini doğru bulmayan Şimşek, iddiaları reddederken kamuoyuna yansıyan görüntülerin tamamının izlenmesi gerektiğini savundu. Şimşek ayrıca kendisine yönelik bir “itibar suikastı” yürütüldüğünü ifade etti.
Burada önemli olan nokta şu:
Bir iddia başka şeydir, hukuken kesinleşmiş bir gerçek başka şeydir.
Kamuoyuna yansıyan görüntüler üzerinden olayın tamamını bilmeden kesin hüküm vermek mümkün değildir. Görüntülerin öncesi ve sonrası, tarafların beyanları, dosyada bulunan diğer deliller ve nihai olarak yargının vereceği karar, olayın gerçek niteliğini ortaya koyacaktır.
Bu nedenle yaşanan olayın sosyal medya görüntüleri üzerinden peşinen bir “mahkûmiyet” meselesine dönüştürülmesi yerine, hukuki sürecin sonucunun beklenmesi gerekir.
Özel hayat ile kamu yararı arasındaki çizgi
Şimşek’in gündeme gelen görüntüler üzerinden eleştirilmesi elbette kamuoyunun ve basının hakkıdır. Ancak özel hayata ilişkin bir görüntünün, bütün bağlamından koparılarak tek başına kesin bir hüküm gibi sunulması da tartışılması gereken bir gazetecilik sorunudur.
Bir görüntüde görülen birkaç saniyelik fiziksel temasın, olayın tamamını anlattığını söylemek mümkün değildir.
Ne yaşandığını, olayın öncesini ve sonrasını tarafların dışında kimse tam olarak bilemez.
Dolayısıyla “kesin olarak şiddet uyguladı” ya da tam tersine “kesinlikle hiçbir şey olmadı” demek yerine, yargı sürecinin sonucunu beklemek en doğru yaklaşım olacaktır.
Berhan Şimşek’in tercihi: Koltukta ısrar etmedi
İşte bu noktada Berhan Şimşek’in istifa kararının ayrıca değerlendirilmesi gerekiyor.
Hakkındaki hukuki süreç devam ederken görevinde ısrar etmek yerine, yargı sürecinin sonucunu beklemek üzere siyasi görevlerinden ayrılmayı tercih etti.
Bu, “makam benim için her şeyden önemlidir” anlayışının tam tersine bir tutum olarak okunabilir.
Üstelik Şimşek, CHP’den istifa etmiyor.
Parti üyeliğinin devam edeceğini ve siyasi mücadelesini sürdüreceğini belirtiyor. Yani verdiği mesaj, siyaseti bırakmak değil; hakkındaki hukuki süreç tamamlanıncaya kadar makam sorumluluğunu taşımamayı tercih etmek.
Berhan Şimşek, Türk sinemasının ve sanat dünyasının önemli isimlerinden biri olmasının yanı sıra uzun yıllardır CHP içerisinde çeşitli görevlerde bulunmuş bir siyasetçi.
Bugün verdiği kararın siyasi yönü kadar, “önce hukuk” mesajı taşıması da önemlidir.
Son söz sosyal medyanın değil, hukukun
Bu olayda tarafların beyanları, görüntülerin tamamı ve hukuki dosya birlikte değerlendirilmeden kesin bir hükme varmak doğru değildir.
Berhan Şimşek iddiaları reddediyor.
Karşı tarafta ise farklı iddialar bulunuyor.
Gerçeğin ne olduğunu belirleyecek merci ise sosyal medya, gazeteler veya siyasi tartışmalar değil; hukuk olacaktır.
Şimşek’in istifası da bu sürecin sonucunu bekleme yönünde aldığı siyasi ve kişisel bir karar olarak kayıtlara geçti.
Egeden Medya Haber olarak bizim yaklaşımımız nettir: İddialar araştırılmalı, mağduriyet iddiaları ciddiye alınmalı, ancak hiç kimse hakkında yargı kararı olmadan kesin hüküm kurulmasına da izin verilmemelidir.
Çünkü gazetecilik; ne birini aklamak ne de birini mahkûm etmektir.
Gazetecilik, gerçeği bütün yönleriyle aramaktır.












































