Haberi Dinlemek için TIKLAYINIZ...!

AVRUPA’DAKİ AYAKLANMALAR

TEMEL ERSOY | EMEKLİ DENİZ ALBAY

Ege’den Medya Haber – Köşe Yazısı


Fransa’daki mevcut protesto dalgası Eylül 2026’nın sonlarında, yeni eğitim yılının başlamasından yaklaşık bir hafta sonra lise öğrencilerinin eğitim koşullarına yönelik gösterileriyle başladı. Öğrenciler öğretmen eksikliği, bakımsız okul binaları, kalabalık sınıflar ve üniversiteye geçiş sistemindeki sorunları protesto ediyordu.

Fransa’daki protestolar giderek Avrupa’ya yayıldı. İtalya’dan Belçika’ya, Almanya’dan Arnavutluk’a Avrupa’nın sokakları adeta savaş alanına döndü. Binalar ve mağazalar yağmalandı, araçlar ateşe verildi. Hükümet karşıtı protestolarda binlerce kişi gözaltına alındı.

17 Ekim 2026 Cumartesi günü düzenlenen gösterilere Fransa İçişleri Bakanlığının verilerine göre yaklaşık 550 bin kişi katıldı. Organizatörler ise katılımın 800 bine ulaştığını ileri sürdü.

Gösterilerin büyük bölümü barışçıl gerçekleşirken bazı kentlerde polisle çatışmalar, kamu binalarına saldırılar ve iş yerlerinde yağma olayları yaşandı.

“Avrupa’daki ayaklanmalar” tek bir merkezden yönetilen ortak bir hareket değil. Ancak 2026 sonbaharında birçok Avrupa ülkesinde birbirini besleyen protesto dalgaları ortaya çıktı. Ortak payda; hayat pahalılığı, konut krizi, gençlerin gelecek kaygısı, kamu hizmetlerindeki bozulma ve hükümetlere duyulan güvensizliktir.

Mevcut dalganın başlangıcı ülkelere göre farklı:

  • Fransa’da: Eylül 2026’da lise ve üniversite öğrencilerinin öğretmen eksikliği, kalabalık sınıflar ve eğitim sistemindeki sorunlara karşı gösterileriyle başlayan protestolar, daha sonra sendikalar ve geniş halk kesimlerinin de katılmasıyla hayat pahalılığı protestosuna dönüştü.
  • İspanya’da: Konut krizi ve kira artışları protestoların temel tetikleyicisi oldu.
  • Portekiz’de: Yüksek kiralar, düşük ücretler ve yaşam maliyetleri öne çıktı.

  • Belçika’da: Üniversite ücretleri ve kamu harcamalarındaki kesintiler öğrenci gösterilerini tetikledi.
  • Arnavutluk’ta: Yolsuzluk iddiaları, işsizlik ve hükümete karşı siyasi hoşnutsuzluk önemli rol oynadı.

TEMEL SEBEPLER NELER?

Bu olayları yalnızca ekonomik kriz olarak görmek eksik olur. Birkaç katman var:

1. Hayat pahalılığı

Enerji, yakıt ve gıda maliyetleri son yıllarda yeniden yükseldi. Avrupa’da ücret artışları çoğu yerde yaşam maliyetinin gerisinde kaldı.

2. Konut krizi

Özellikle İspanya, Portekiz, Fransa ve bazı Alman şehirlerinde gençlerin ev sahibi olması veya kiralık ev bulması giderek zorlaşıyor.

3. Kamu hizmetlerinin zayıflaması

Eğitim, sağlık ve sosyal yardım sistemlerinde yaşanan sorunlar protestoları büyüten önemli faktörlerden biri oldu.

4. Siyasi temsil krizi

Birçok gösterici mevcut siyasi partilerin kendi sorunlarını çözemediğini düşünüyor. Bu durum hem sol hem sağ hareketlerin güç kazanmasına zemin hazırlıyor.

Fransa, İspanya, Portekiz, Belçika, İtalya ve Arnavutluk’a ek olarak bazı kaynaklar Almanya, Avusturya, Yunanistan ve İrlanda’da da daha sınırlı protesto hareketlerinden söz ediyor.

20 Ekim 2026 itibarıyla protestolar sona ermiş değil.

Bazı gösteriler barışçıl şekilde sürerken, Fransa başta olmak üzere bazı şehirlerde polisle çatışmalar, gözaltılar, kamu binalarına saldırılar ve yağma olayları yaşandı.

Özellikle Fransa, Avrupa’daki huzursuzluğun merkez üssü görünümünde. Hafta sonu yüz binlerce kişinin katıldığı gösteriler düzenlendiği ve hükümet üzerinde ciddi baskı oluştuğu bildiriliyor.

GİDİŞAT NEYİ GÖSTERİYOR?

Burada tarihsel açıdan ilginç bir durum var.

Bu olaylar bana 1968 Avrupa öğrenci hareketlerini, 2011 sonrası kemer sıkma karşıtı gösterileri ve 2018’deki Sarı Yelekliler hareketini hatırlatıyor. Ancak bugünkü dalganın farkı, gençler, çalışan orta sınıf ve düşük gelirli kesimler olmak üzere üç farklı kesimin aynı anda rahatsız olmasıdır.

Bu nedenle protestoların kısa sürede tamamen sönmesi zor görünüyor.

Muhtemel sonuçlarını şöyle değerlendiriyorum:

  1. Avrupa hükümetleri sosyal harcamaları artırmaya zorlanabilir.
  2. Göç karşıtı ve sistem karşıtı partiler güç kazanabilir.
  3. Avrupa Birliği içinde yeni mali tartışmalar ortaya çıkabilir.
  4. 2027-2030 döneminde daha popülist siyaset güçlenebilir.

TÜRKİYE NASIL ETKİLENEBİLİR?

Ekonomik etkiler

AB, Türkiye’nin en büyük ticaret ortağıdır. Avrupa ekonomisi yavaşlarsa Türk ihracatı düşebilir, sanayi siparişleri azalabilir ve büyüme üzerinde baskı oluşabilir.

Göç etkileri

Avrupa’da aşırı sağın güçlenmesi halinde göç politikaları sertleşebilir, Türkiye-AB göç anlaşmaları yeniden gündeme gelebilir ve yeni diplomatik gerilimler oluşabilir.

Siyasi etkiler

Avrupa’daki toplumsal huzursuzluk AB’nin iç sorunlara daha fazla odaklanmasına, Türkiye dosyasına daha az zaman ayırmasına ve güvenlik ve sınır politikalarının öne çıkmasına yol açabilir.

SONUÇ

Son tahlilde bugünkü Avrupa protestoları tek bir devrimci hareket değil; hayat pahalılığı, konut krizi, eğitim sorunları ve hükümetlere güvensizliğin birleşmesinden oluşan geniş çaplı bir toplumsal huzursuzluk dalgasıdır.

En yoğun merkez Fransa’dır. İspanya, Portekiz, Belçika, İtalya ve Arnavutluk da etkilenmektedir. Kısa vadede tamamen sona ermesinden çok, farklı ülkelerde dalgalar halinde devam etmesi daha olası görünmektedir.