Adagöl’ün Katili Kim? 🌿🏛️

30 Ekim 2020 depreminde Türkmen Mahallesi’ndeki evimiz şiddetle sarsılınca, çoluk çocuk kendimizi hemen Adagöl Mesire Alanı’na attık. Orayı denize bağlayan dar su yolunda, deniz suyunun akarsu gibi önce içeriye doğru, ardından tekrar denize doğru aktığına tanıklık ettik. Küçük de olsa Kuşadası’nda bir tsunami benzeri doğa olayı görmek, bizim için hem ürkütücü hem de heyecan vericiydi. 🌊
Adagöl çevresi, hem doğal hem de tarihsel açıdan son derece ender özelliklere sahiptir. Gezdiğim Avrupa kentlerinde bu tür alanların adeta göz bebeği gibi korunduğunu, gelecek kuşaklara aktarılması için her türlü önlemin alındığını gördüm. 🌍
Bizde ise tam tersi yaşanıyor.
Adagöl, Pygela Plajı’nın hemen yanında yer alır. Pygela adına ilk kez, ünlü tarihçi Strabon’un, antik Anadolu coğrafyasını anlattığı Geographika adlı eserinde rastlanmaktadır. Strabon’un aktardığına göre, Truva Savaşı sonrası Agamemnon’un askerlerinin kalça bölgelerinde hastalıklar baş göstermiştir. Kahinler, askerlerin bu bölgede tedavi olabileceğini söylemiş; Agamemnon ve askerleri bir süre burada konaklamış, ardından bölgede bir antik kent kurulmuştur.
Antik Yunanca’da “kalça” anlamına gelen “Pyge” sözcüğü, kente adını vermiş ve Pygela olarak anılmaya başlanmıştır. 🏺

Ancak bölgede yapılan arkeolojik çalışmalar, yerleşimin M.Ö. 3000–2500 yıllarına, yani Erken Tunç Çağı’na kadar uzandığını; Orta Bizans dönemine dek kesintisiz sürdüğünü ortaya koymaktadır.
Bu da bize, Pygela’da Truva Savaşı’ndan çok daha önce bir yaşam olduğunu göstermektedir.
Pygela Antik Kenti, limanı ile birlikte hâlâ gizemini korumakta ve kapsamlı kazıları beklemektedir. Burada bulunan arkeolojik kalıntılar yalnızca villalar, üç nefli kilise ve Efes Antik Kenti’ne su taşıyan kemerlerle sınırlı değildir.
Burası, doğa ve tarihin uyum içinde dans ettiği eşsiz bir coğrafyadır. 🌿🏛️
Bu alanı yok etmek; yalnızca doğaya değil, insanlık tarihine karşı işlenmiş bir suçtur.
Bir süre önce Adagöl alanında otel inşaatı yapılacağı, bu projeye dair “çevreye etkisi yoktur” raporlarının hazırlandığı gündeme gelmişti. Gelişmeler üzerine konu yargıya taşınmıştı.
Ancak dava süreci henüz sonuçlanmadan, geçtiğimiz günlerde inşaat çalışmalarının başlatıldığı görüldü. 🚧

Kuşadası Kent Dayanışma ve Kuşadası Çevre Platformu, bölgede başlatılan çalışmalara dair görüntüler paylaşarak yerel yönetime ve kamuoyuna sert bir çağrıda bulundu.
Mahkemenin ilerleyen süreçte “buraya inşaat yapılamaz” yönünde karar vermesi halinde, bugün yapılan çalışmaların geri dönüşü olmayan bir doğa tahribatına yol açacağı özellikle vurgulandı. ⚠️
Aydın Büyükşehir Belediyesi, bölgeye ait 1/5000 ölçekli nazım imar planını iptal etmişken, bu plana dayanılarak inşaata başlanması; doğa ve tarih katliamına göz yummaktır.
1/1000 ölçekli planları ilçe belediyeleri hazırlar, 1/5000’lik planlar ise Büyükşehir onayından geçer. Bu durumda, ilk planı hazırlayanların sorgulanması gerekmez mi?
Üstelik onay makamı olan Büyükşehir Belediyesi, bu planları iptal etmiştir.
Peki soralım:
Bu durumda sorumluluk kime aittir?
Aydın Büyükşehir Belediyesi’nin sorumluluğu nedir?
Kuşadası Belediyesi bu tablonun neresindedir?
Kültür ve Turizm Bakanlığı neden sessizdir?
Anıtlar Yüksek Kurulu, tarihi ve doğal sit niteliği taşıyan bu alanda imar izninin önünü neden açmıştır?
Burada bir rant varsa, kimler paylaşmaktadır?
Yoksa yine mi “Tavşana kaç, tazıya tut” oyunu oynanmaktadır?
Bu ender coğrafya korunmalı ve gelecek nesillere olduğu gibi aktarılmalıdır.
Zaten bölgeye büyük bir otel yapılmıştır. Adagöl’ün başka yapılaşmayı kaldıracak gücü kalmamıştır.
Mahkeme süreci tamamlanana kadar, bölgede başlatılan tüm inşaat faaliyetleri derhal durdurulmalıdır.
Bu alan bir bütünün parçasıdır; o bütün korunmalıdır. Beton denizine dönen Kuşadası’nda halkın nefes alabileceği, doğa ve tarihin iç içe olduğu yeni bir kamusal alan yaratılmalıdır. 🌱

















































