Kent Estetiği ve Belediyenin Sorumluluğu

Veli Yalçın | Köşe Yazısı
Bir kentin yaşam kalitesi yalnızca yollarının asfaltıyla, altyapısının sağlamlığıyla ya da binalarının yüksekliğiyle ölçülmez.
Bir kenti kent yapan en önemli unsurlardan biri de temizliği, düzeni, ulaşılabilirliği ve ortak kullanım alanlarının ne kadar özenle korunduğudur.
Belediyelerin görevi yalnızca yol yapmak, altyapı hizmeti sunmak ve çöp toplamaktan ibaret değildir. Kaldırımların düzenli, güvenli, işlevsel ve herkes tarafından erişilebilir olması da belediyecilik anlayışının temel sorumlulukları arasında yer alır.
Kaldırımlar yayalarındır
Aydın’ın önemli ulaşım akslarından biri olan Menderes Bulvarı, kent merkezinin yoğun kullanılan bölgelerinden biri.
Ancak bulvar boyunca bazı noktalarda kaldırımların önemli bölümünün çeşitli işgaller nedeniyle daraldığı görülüyor. Esnafın kaldırım alanlarını kullanım biçiminin yanı sıra, artık kullanılmayan kabinler ve yardım derneklerine ait olduğu anlaşılan atıl durumdaki stantların kaldırılmamış olması da yaya geçişlerini zorlaştırıyor.
Sorun, özellikle Aydın Büyükşehir Belediyesi ve ASKİ’ye ait Akıllı Vezne ile Sumatik noktalarının bulunduğu alanlarda daha belirgin hale geliyor.
Burada temel bir gerçeği yeniden hatırlatmak gerekiyor:
Kaldırım, öncelikle yayaların kullanım alanıdır.
Yaşlıların, çocukların, engellilerin, bebek arabası kullananların ve günlük yaşamını yürüyerek sürdüren vatandaşların güvenli biçimde hareket edebilmesi için kaldırımların amacı dışında kullanılmaması gerekir.
Kullanılmayan kabin ve stantların aylarca aynı yerde tutulmasının ise ne kent estetiğine ne de kamu yararına bir katkısı var.
Kent estetiği yalnızca görüntü meselesi değildir
Kent estetiği çoğu zaman yalnızca görüntü üzerinden değerlendiriliyor.
Oysa mesele bundan çok daha büyük.
Kirli, düzensiz ve işgal edilmiş kaldırımlar aynı zamanda erişilebilirlik, yaya güvenliği ve kamusal alanların kullanımı meselesidir.
Bir vatandaşın kaldırımda rahatça yürüyememesi, yol kenarına inmek zorunda kalması ya da çeşitli engeller nedeniyle yönünü değiştirmesi sadece estetik bir problem değildir.
Bu, doğrudan kent yaşamının kalitesiyle ilgilidir.
5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 14. maddesinde belediyelerin; imar, su ve kanalizasyon, ulaşım, çevre ve çevre sağlığı, temizlik ve zabıta hizmetleri gibi alanlarda görev ve sorumlulukları düzenlenmektedir.
Dolayısıyla ortak kullanım alanlarının düzenli, temiz ve güvenli tutulması konusunda belediyelerin sorumluluğu göz ardı edilemez.
Aydın’ın görüntüsü hepimizi ilgilendiriyor
Aydın kent merkezinde yalnızca Menderes Bulvarı’nda değil; bazı cadde, sokak, bulvar ve parklarda da temizlik, bakım ve düzen konusunda sorunlarla karşılaşmak mümkün.
Kaldırım kenarlarında biriken atıklar, uzun süre kaldırılmayan kullanılmayan materyaller, düzensiz görüntüler ve ortak kullanım alanlarının amacı dışında kullanılması kentin genel görünümünü olumsuz etkiliyor.
Bu durum sadece belediyelerin değil, esnafın ve vatandaşların da ortak sorumluluğunu gündeme getiriyor.
Çünkü kent hepimizin.
Ancak vatandaşın ve esnafın sorumluluğu kadar, kuralları uygulamak ve ortak kullanım alanlarının düzenini sağlamakla görevli kurumların sorumluluğu da büyük önem taşıyor.
Aydın daha temiz ve daha düzenli olabilir
Aydın’ın doğal güzellikleri, tarihi ve kent kimliği hepimizin ortak değeri.
Bu değeri korumak yalnızca büyük projeler yapmakla mümkün değil.
Bazen bir kaldırımın temizlenmesi, kullanılmayan bir kabinin kaldırılması, işgal edilen bir alanın yeniden yayalara kazandırılması veya bir parkın düzenli bakımının yapılması da kent için önemli bir hizmettir.
Bu nedenle Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’nun ve Efeler Belediye Başkanı Anıl Yetişkin’in, kentin temizliği, düzeni, erişilebilirliği ve genel görünümüne daha fazla özen göstermesi gerektiğini düşünüyorum.
Elbette bu çağrının amacı herhangi bir kurumu ya da kişiyi hedef almak değil.
Amaç, Aydın’ın daha yaşanabilir, daha temiz, daha düzenli ve daha erişilebilir bir kent olması.
Çünkü çevreye duyarlı olmak yalnızca doğayı korumak değildir.
Yaşadığımız kentin kaldırımlarına, sokaklarına, parklarına ve ortak yaşam alanlarına sahip çıkmak da çevre duyarlılığının bir parçasıdır.
Ve unutmayalım:
Kent estetiği bir lüks değil, kentte yaşayan herkesin ortak yaşam hakkının bir parçasıdır.
Veli Yalçın















































