Haberi Dinlemek için TIKLAYINIZ...!

Madımak… Ateşin Yaktığı Sadece İnsan Bedenleri Değildi

Ekrem Örsoğlu
Egeden Medya Haber Genel Yayın Yönetmeni

Bazı tarihler vardır; takvim yapraklarından silinse bile milletlerin vicdanından silinmez.

2 Temmuz da onlardan biridir.

Aradan tam otuz üç yıl geçti…
Otuz üç uzun yıl…
Ama Sivas’ta yükselen o kara duman, hâlâ bu ülkenin gökyüzünden çekilmiş değildir.
Çünkü Madımak’ta yanan yalnızca bir otel değildi.
Orada insanlık ateşe verildi.
Vicdan ateşe verildi.
Düşünce özgürlüğü ateşe verildi.
Birlikte yaşama umudu ateşe verildi.
Alevler yalnızca duvarları sarmadı; kitapları, şiirleri, sazları, türküleri ve insan olmanın en temel erdemlerini de küle çevirmeye kalktı.
O gün hayatını kaybedenler sadece isimlerden ibaret değildi.
Onlar; bu ülkenin ortak hafızası, kültürü, sanatı ve düşünce dünyasının birer parçasıydı.
İnsanlık tarihi, savaşların, darbelerin ve katliamların tarihidir belki…
Ama aynı zamanda o karanlığa direnen vicdanların da tarihidir.
Madımak bize bir gerçeği bütün çıplaklığıyla göstermiştir:
Nefret, örgütlendiğinde sadece insanları öldürmez; toplumların geleceğini de yaralar.
Fanatizm, aklın sustuğu yerde büyür.
Cehalet, vicdanı teslim aldığında ateş sadece binaları değil, medeniyetleri de yakar.
İşte bu yüzden Madımak’ı anmak, geçmişi kurcalamak değil; geleceği korumaktır.
Çünkü unutulan her acı, yeni acıların habercisidir.
Bugün hâlâ öfkeyi siyaset dili yapanlara, insanları inançlarıyla, kimlikleriyle, mezhepleriyle, fikirleriyle birbirine düşman edenlere bakınca, Madımak’ın bize anlatmaya çalıştığı dersin tam anlamıyla öğrenilemediğini üzülerek görüyoruz.
Oysa bu topraklar, Yunus Emre’nin “Sevelim sevilelim” çağrısını da, Hacı Bektaş Veli’nin “İncinsen de incitme” öğüdünü de, Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesini de bağrında taşıyan kadim bir medeniyetin mirasıdır.
Bize düşen; kini büyütmek değil, hukuku büyütmektir.
İntikamı büyütmek değil, adaleti büyütmektir.
Ayrışmayı büyütmek değil, ortak vicdanı büyütmektir.
Çünkü adaletin sustuğu yerde kalabalıklar bağırır.
Vicdanın sustuğu yerde ateş konuşur.
Ve ateşin dili, insanlığın anlayabileceği en acı dildir.
Bugün Madımak’ta yitirdiğimiz canları saygı ve rahmetle anarken, yalnızca onları değil; bu ülkenin kaybettiği umutları da anıyoruz.
Ancak yas tutmak tek başına yetmez.
Asıl görevimiz; çocuklarımıza nefretin değil sevginin, öfkenin değil aklın, bağnazlığın değil bilimin, düşmanlığın değil insan olmanın erdemini miras bırakmaktır.
Çünkü bir ülkenin gerçek gücü; ordularının büyüklüğünde değil, vicdanının derinliğinde saklıdır.
Madımak, bize ateşin ne kadar yakıcı olduğunu değil, nefretin ateşten daha yıkıcı olduğunu öğretti.
Ve biz, otuz üç yıl sonra bir kez daha aynı cümlenin altını çiziyoruz:
İnsan hayatı, hiçbir ideolojiden, hiçbir inançtan, hiçbir siyasi hesaptan ve hiçbir öfkeden daha değersiz değildir.
Bu ülke artık acıları yarıştıran değil, acıları paylaşan bir ülke olmalıdır.
Çünkü gözyaşının mezhebi olmaz.
Acının siyasi görüşü olmaz.
Ölümün kimliği olmaz.
İnsanlık suçlarının ise hiçbir bahanesi olamaz.
Madımak’ın küllerinden yükselmesi gereken tek şey; intikam değil, adalet…
Öfke değil, vicdan…
Karanlık değil, aydınlık…
Ve o aydınlık, ancak birbirimizin acısını kendi acımız kadar hissedebildiğimiz gün gerçek anlamda doğacaktır.
Madımak’ı unutmayacağız.
Çünkü unutan toplumlar, aynı karanlığın yeniden yazdığı tarihin sessiz tanıkları olmaya mahkûmdur.