BAYRAMLAR

“Bayramlar eskimez“ diyor reklamların birinde. Bayramlar eskimez de bizler eskidik; hadi hazır eskimişken eski bayramlarda neler yapılırdı, bir gözden geçirelim dilerseniz.
Bayram demek temizlik demekti, günler öncesinden bayram heyecanı başlar, evde ne var ne yok temizlik anlamında elden geçirilirdi. Koca koca kazanlarda sodalı sular kaynatılır, uzun saplı bakır tavalarla kazandan alınan sular duvarlar çarpıtılırdı. İs bağlayan tahta duvarlar sıkıca yıkanırdı. Bir kısım sular, tahtaya sinen kirleri beraberinde alarak aşağı süzülürken, belli bir bölümü de buharlaşarak ahşap kokusuyla birlikte etrafa yayılırdı. Sadece, ev mi elbette ki değil, evi çevreleyen bahçe de tertemiz olmalıydı.
Bayram sabahı, henüz gün doğmadan evin içinde tatlı bir telaş başlardı. Annemizin mutfaktan yükselen tencere sesleri, babamızın bayram namazına gitmek için erkenden uyanışı, mis gibi temizlik kokan evin içinde Yeni alınan bayramlıklar yatağın başucunda özenle bekletilir, şeker toplamak için hazırlanan keseler avuçlarımızda sıkıca tutulurdu.
Mahalle çocukları, elimizde helva torbaları, camiden çıkan büyüklerimizle bayramlaşılırdı.
Büyüklerimizin hedefinde ilk iş olarak hangi evde yaşlı biri varsa onun evine giderek bayramlaşmak görevlerin en kutsalı sayılırdı.Hatta hasta ziyaretine gitmek, Kabe’ye gitmek kadar eş değerde kabul görürdü.
Yaşlı olmak ne güzeldi o yıllarda…
Para alma alışkanlığımız yoktu, süt helvası ve un helvası en güzel ikramlar arasındaydı.
Bazı ailelerde yaşlı büyüklerimiz haşlanmış yumurta ikramında bulunurdu. Aman, ne kıymetliydi o yumurtalar. Hatta, yumurtalar beyaz renkli olduğundan bir tencere içine soğan kabuğuyla kaynatılarak kırmızı renge boyanırdı. Ne kadar değerliydi o yumurtalar bir bilseniz!..
O gün, zaman sanki başka bir ritimle akardı. Mahalle yolları, bayram coşkusuyla dolup taşardı.
Her köşe başında çocuk kahkahaları yankılanır, her evin kapısı ardına kadar açık olurdu. “Hoş geldiniz” sesleriyle karşılanan misafirler, içeri girdiğinde büyükanneler, dedeler eski hatıraları anlatmaya başlardı.

Bayramın en güzel yanı, yüreklerde bıraktığı sıcaklık ve samimiyetti. O zamanlar mesajlarla değil, kalpten gelen dualarla kutlanırdı bayramlar. Eller uzanır, gözler buluşur, sevgi kelimelere sığmazdı. Bayram, sadece tatlı yemek, yeni kıyafet giymek, hediyeler almak değildi. Birlik olmaktı, paylaşmaktı, gönülleri ısıtmaktı.

















































