Özgür Özel’in Elleri Tehlikede mi?

Mete Gönenç
Siyasette en ağır yüklerden biri, verilen kararların sorumluluğunu taşımaktır. Özellikle belediye başkan adaylarının belirlenmesi sürecinde yapılan tercihler, seçimlerin ardından da uzun süre tartışılmaya devam eder.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in, Hatay Büyükşehir Belediye Başkanlığı için aday gösterdiği Lütfü Savaş hakkında yaptığı, “Pişman olduğum tek kişi. Elim kırılsaydı da aday göstermeseydim.” yönündeki açıklaması, siyasi gündemin en dikkat çeken özeleştirilerinden biri oldu.
Bu sözler, yalnızca bir aday tercihine duyulan pişmanlığı değil, parti yönetimlerinin aday belirleme süreçlerinin ne kadar sağlıklı yürütüldüğünü de sorgulatıyor. Eğer bir siyasi lider yıllar sonra böylesine ağır bir pişmanlık dile getiriyorsa, ortada yalnızca kişisel bir hata değil, sistemsel bir sorun da var demektir.
Cumhuriyet Halk Partisi, uzun yıllar ön seçim vaadini savundu. Ancak uygulamada birçok belediye başkan adayı merkez yoklamasıyla belirlendi. Bugün yaşanan tartışmalar, bu yöntemin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor.

31 Mart 2024 yerel seçimlerinin ardından CHP listesinden seçilip daha sonra AK Parti’ye geçen belediye başkanlarının bulunduğu kamuoyuna yansıdı. Bu durum, adayların siyasi bağlılığı ve tercih süreçlerinin isabeti konusunda yeni tartışmaları beraberinde getirdi.
Diğer taraftan, bazı CHP’li belediye başkanları hakkında çeşitli suçlamalarla adli soruşturmalar başlatıldı; bazıları tutuklandı veya haklarında tutuklama tedbirleri uygulandı. Bu süreçlerde masumiyet karinesi temel ilkedir ve kesinleşmiş mahkeme kararı bulunmadıkça hiç kimse suçlu kabul edilemez. Ancak siyasi sorumluluk tartışmaları da doğal olarak devam etmektedir.
Özgür Özel’in “Elim kırılsaydı…” sözleri, belki de Türk siyasetinde uzun zamandır duyulmayan bir özeleştiridir. Ancak kamuoyu şu soruyu sormakta haklıdır: Eğer bir adayın yanlış olduğu bugün kabul ediliyorsa, benzer hataların yaşanmaması için hangi dersler çıkarıldı?
Siyaset, yalnızca seçim kazanma yarışı değildir. Aynı zamanda liyakatli, dürüst ve halka hesap verebilecek isimleri göreve getirme sorumluluğudur. Yapılan her yanlış tercih, sadece partiyi değil, o kentte yaşayan milyonlarca insanın geleceğini de etkiler.
Bugün tartışılması gereken, bir kişinin pişmanlığı değil; bu pişmanlıklara yol açan siyasi anlayışın değişip değişmeyeceğidir. Çünkü güçlü demokrasiler, hatalarını kabul eden değil, aynı hataları tekrar etmeyen yönetimlerle güçlenir.
















































