Mutlak Butlan ile Tescillenen Siyasi Çöküş

Kemal Kılıçdaroğlu, yıllardır girdiği seçimleri kaybeden, buna rağmen hiçbir siyasi sorumluluk üstlenmeyen bir figüran olarak siyasi yaşamın derin bir sembolüne dönüştü. Bir dönem “umut” diye pazarlanan siyaset tarzı, bugün toplumun çok büyük kesiminde başarısızlık, edilgenlik ve teslimiyetle özdeşleşiyor.
Özellikle 2016’daki dokunulmazlık oylaması, onun siyasi kariyerindeki en büyük kırılmalardan biri olarak hafızalara kazındı. “Anayasa’ya aykırı” dediği bir düzenlemeye gidip destek vermesi, milyonlarca insanın gözünde yalnızca bir çelişki değil; muhalefetin kendi ilkelerini bizzat terk edişinin simgesiydi. O gün verilen destek, Türkiye’de demokrasinin daha da gerilemesine giden sürecin en kritik taşlarından biri oldu.
Aradan geçen yıllarda ise değişen hiçbir şey olmadı. Sürekli kaybedilen seçimler, boşa harcanan toplumsal enerji ve her yenilgiden sonra üretilen aynı bahaneler… Buna rağmen koltuğu bırakmayan bir siyaset anlayışı, muhalif seçmenin gözünde büyük bir öfkeye dönüştü.

Bugün “mutlak butlan” kararıyla yeniden CHP’nin başına gelişi ise birçok insan açısından siyasi bir geri dönüş değil; siyasetin halktan tamamen kopmasının ilanı olarak görülüyor. Çünkü toplum artık kaybetmeyi kader hâline getiren, mücadele yerine edilgenliği normalleştiren siyasetçileri, Kılıçdaroğlu’nda somutlaşan örnekleri görmek istemiyor.
Kılıçdaroğlu’nun mutlak butlan sürecini kabul edişi, zaten ağır şekilde yıpranmış, yok olan siyasi imajını tümüyle çökerten bir hamle oldu. Bir zamanlar muhalefetin lideri olarak sunulan bir isim, bugün toplumun bir bütünün de siyasi meşruiyetini ve toplumsal karşılığını kaybetmiş bir figür olarak değerlendiriliyor.
Tarih bazen insanları başarılarıyla değil, ülkeye kaybettirdikleriyle yazar. Ve bugün Kemal Kılıçdaroğlu’nun adı, milyonlarca insanın hafızasında umutla değil; kaybedilen seçimlerle, boşa harcanan yıllarla ve bozguna uğratılan toplumsal güvenle birlikte anılıyor.
Bugün Kemal Kılıçdaroğlu bu bozgunun sorumlusu ve temsilcisidir. Bu nedenle adını anmaktan utandığım Kılıçdaroğlu, “mutlu, mesut ve güvenli” bir koltukta oturanı değil, sarayın kirli uygulamalarının sonucu siyasi mevtadır.















































