ROTASYON MU, SORUMLULUK MU?

Ziraat Türkiye Kupası çeyrek finalinde Galatasaray, sahasında Gençlerbirliği’ne 2-0 mağlup oldu. Tartışmaların odağında ise kadro tercihi ve “rotasyon” anlayışı var.
Ziraat Türkiye Kupası çeyrek final karşılaşmasında Galatasaray, Rams Park’ta Gençlerbirliği’ni konuk etti. Mücadeleyi hakem Oğuzhan Aksu yönetti. Bu karşılaşmanın galibi, Samsunspor–Trabzonspor eşleşmesinin kazananı ile yarı finalde karşı karşıya gelecek.
Maça iki takım da dengeli bir oyun anlayışıyla başladı. Galatasaray’ın hafta sonu Fenerbahçe ile oynayacağı derbi nedeniyle sahaya rotasyonlu bir kadroyla çıkması dikkat çekti. İlk yarı, futbol adına oldukça kısır geçti. Sarı-kırmızılıların ilk ciddi şutu 30. dakikada geldi; ceza sahası içinden sol ayağıyla vurulan top tribünlere gitti. Bu bölümde izleyenlere keyif veren bir futbol sahaya yansımadı ve ilk yarı başladığı gibi 0-0 sona erdi.
İkinci yarıya Galatasaray, devre arasında yapılan konuşmaların etkisiyle daha istekli başladı. Ancak gol yollarındaki etkisizlik devam etti. Dakikalar 52’yi gösterdiğinde Gençlerbirliği’nden Muratcan’ın şutu direkten döndü; dönen topu Fırat Can Üzüm ağlara gönderdi: 0-1. Bu golün hemen ardından Gençlerbirliği bir fırsat daha yakaladı ancak Galatasaray kalecisi Günay, mutlak bir golü önledi.
Dakika 82’de kazanılan kornerde ise sahne yeniden Gençlerbirliği’nindi. Kaleci Günay’ın topu elinden kaçırmasıyla Traore, meşin yuvarlağı ağlara bıraktı: 0-2. Kalan dakikalarda başka gol olmayınca mücadele Gençlerbirliği’nin 2-0’lık üstünlüğüyle sona erdi.
Bu maçla ilgili kendi görüşüm net: mağlubiyetin tek sorumlusu teknik direktör Okan Buruk’tur. Son dönemde sıkça dillendirilen “rotasyon” kavramının arkasına sığınılmamalıdır. Milyonlarca Euro ödenen, banko oynayan oyuncuları yedek kulübesinde oturtup, takım geriye düştükten sonra sahaya sürmek açıklanabilir bir tercih değildir. Eğer amaç kupadan elenmek değilse, bu anlayış sorgulanmalıdır.
Galatasaray gibi bir takım, mücadele ettiği her kulvarda iddialı olmak zorundadır. Üst düzey takımlar haftada en az iki maç oynar. Eğer bir takım bu tempoyu kaldıramıyorsa, başarıdan söz etmek mümkün değildir.
Maçın en güzel görüntüsü ise iki takımın sahaya çıkarken taşıdığı 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı pankartıydı. Futbolun, böylesine anlamlı bir günde çocuklara ve geleceğe ithaf edilmesi, karşılaşmanın en değerli anı olarak hafızalarda kaldı.















































