Haberi Dinlemek için TIKLAYINIZ...!

ŞAİR CEKETLİ ÇOCUK…

BİR ŞARKIDAN BİR İSME UZANAN HİKÂYE

Bazı sanatçılar şarkılarıyla hafızalara kazınır, bazıları ise hayatınıza dokunur. Kâzım Koyuncu benim hayatıma bir şarkıdan daha fazlasını bıraktı: Kızımın adını…

Ekrem ÖRSOĞLU Yazdı

7 Kasım…

Karadeniz’in yetiştirdiği, sesiyle, müziğiyle ve hayata karşı duruşuyla gönüllerde iz bırakan Şair Ceketli Çocuk, Kâzım Koyuncu’nun doğum günü.

1971 yılında Artvin’in Hopa ilçesinde dünyaya gelen Kâzım Koyuncu, 25 Haziran 2005’te henüz 33 yaşındayken aramızdan ayrıldı. Ama bazı insanlar vardır, yaşadıkları yıllardan çok daha uzun bir ömür bırakırlar geride. Kâzım da onlardan biriydi.

Onu anlatırken herkesin bildiği biyografik bilgileri sıralamak yerine, benim hayatımda bıraktığı özel bir izden söz etmek istiyorum.

1990’lı yılların ortalarıydı. Kâzım Koyuncu ve arkadaşlarının kurduğu Zuğaşi Berepe, Lazca rock müziğin öncülerinden biri olarak ortaya çıkmıştı. Grubun 1995 yılında yayımladığı ilk albümünün adı Va Mişkunan idi.

Zuğaşi Berepe, Lazca bir isimdi. Denizin Çocukları anlamına geliyordu. Zuğa, deniz; bere ise çocuk demekti. Bu isim bile başlı başına bir kültürün, bir dilin ve bir coğrafyanın sesiydi.

Ben de bir Karadenizli, Rize’nin Ardeşen ilçesinden bir Laz olarak bu çalışmayı büyük bir ilgiyle takip ediyordum. Ailemden bana kalan en kıymetli armağanlardan biri olan Lazcayı azda olsa biliyor, bu müziği ve bu çıkışı ayrı bir heyecanla dinliyordum.

Kâzım Koyuncu’yu o dönem tanımaya, müziğini beğeniyle takip etmeye başladım.

Ve tam da o günlerde hayatımda unutulmaz bir gelişme yaşandı.

1 Ekim 1995… Kızım dünyaya geldi.

Ona hangi ismi vereceğimizi düşünürken aklımda Kâzım Koyuncu’nun albümüne verdiği o güzel Lazca isim vardı: Zuğaşi Berepe…

Deniz…

Lazca karşılığıyla Zuğa.

Kızımın adının Zuğa olmasına karar verdim.

Böylece 1 Ekim 1995’te dünyaya gelen kızım, bugün 31 yaşında olan Zuğa, adını bir müzik grubunun Lazca isminden, Kâzım Koyuncu’nun müziğinden ve benim Karadenizli kimliğimden aldı.

Bu benim için sıradan bir isim tercihi değildi. Bir dilin, bir kültürün ve bir sanatçının hayatıma dokunuşuydu.

O dönemlerde kızına Lazca bir isim veren ilk kişilerden biri olduğumu düşünüyorum. Hatta belki de bu konuda öncülerden biriydim. Sonraki yıllarda Lazca isimlere ilginin arttığını, dilimizi yaşatmak ve gelecek kuşaklara aktarmak için çeşitli çalışmaların, etkinliklerin ve örgütlenmelerin ortaya çıktığını gördük.

Bunun elbette tek bir nedeni yoktu. Ancak Kâzım Koyuncu gibi sanatçıların Lazcayı müzikle buluşturmasının, bu dilin daha geniş çevrelerce tanınmasına ve sahiplenilmesine önemli katkısı vardı.

Kâzım, yalnızca şarkı söylemiyordu. Bir dili görünür kılıyor, bir kültürü genç kuşaklarla buluşturuyor, Karadeniz’in sesini başka coğrafyalara taşıyordu.

Üstelik bunu yaparken kendi kimliğinden, düşüncelerinden ve duruşundan ödün vermiyordu.

Bir sözünü hiç unutmuyorum:

“Ben bir müzisyenim, ondan sonra biraz Karadenizliyim, ama hepsinin ötesinde ben bir devrimciyim.”

Onun müziğinde doğa vardı, özgürlük vardı, sevda vardı, memleket vardı. Haksızlığa karşı çıkış, doğaya sahip çıkma ve insanı merkeze alan bir anlayış vardı.

25 Haziran 2005’te aramızdan ayrıldığında yalnızca bir sanatçıyı kaybetmedik. Karadeniz’in genç, özgür ve kendine özgü seslerinden birini kaybettik.

Ama onun bıraktığı izler hâlâ hayatımızda.

Benim hayatımda ise bu izin çok özel bir karşılığı var: Zuğa.

Bugün kızımın adını her söylediğimde, o günleri, o ilk albümü, Lazca’nın sesini rock müziğiyle buluşturan o cesur müzik yolculuğunu ve Kâzım Koyuncu’yu hatırlıyorum.

Belki Kâzım hiç bilmedi ama bir albümüne verdiği isim, bir babanın kızına vereceği ismi belirledi. Bir sanatçının kültürüne duyduğu sevgi, başka bir ailenin hayatında ömür boyu taşınacak bir hatıraya dönüştü.

İşte sanatın ve sanatçının gerçek gücü de biraz burada saklı değil mi?

Bir şarkı biter, bir albümün sonuna gelinir ama bıraktığı duygu hiç bitmez.

7 Kasım…

İyi ki doğdun Şair Ceketli Çocuk.

Sen Karadeniz’in dağlarında, denizinde, Lazca’nın ezgilerinde ve insanların yüreğinde yaşamaya devam ediyorsun.

Benim hayatımda ise adın, kızım Zuğa ile birlikte yaşamaya devam edecek.

Bir sanatçıdan geriye bazen bir şarkı, bazen bir şiir, bazen de bir isim kalır.

Bana senden bir isim kaldı Kâzım… Zuğa.

İyi ki geçmişsin bu dünyadan.

Ekrem Örsoğlu
Ege’den Medya Haber