Haberi Dinlemek için TIKLAYINIZ...!

SEZGİN TANRIKULU’NUN PKK İLE İLGİLİ AÇIKLAMASI NE ANLAMA GELİYOR?

Em. Dz. Alb. Temel Ersoy Yazdı

Büyük umutlarla kurulan Yeni Parti’nin Milletvekili Sezgin Tanrıkulu’nun PKK ile ilgili son açıklaması, “Terörsüz Türkiye” sürecinde silah bırakan PKK mensuplarının siyaset yapma hakkının yasal güvence altına alınması gerektiği yönündedir. Anlaşılan o ki Yeni Parti’nin “Kürt meselesi” politikalarının oluşturulması görevi ve bu konuda konuşma görev ve yetkisi Sezgin Tanrıkulu’na verilmiştir. Bu da Yeni Parti’nin sorunudur. Sezgin Tanrıkulu’nun “Kürt meselesi”nde PKK’dan yana taraf olduğu algısı, Yeni Parti tabanında yaygın ve güçlü bir görüştür.

Bu açıklama, PKK’nin silahlı mücadeleyi bıraktığını ve kendisini feshettiğini söyleyen Tanrıkulu’nun, sürecin sivil ve siyasal entegrasyon aşamasına geçmesi gerektiğini savunduğu anlamına gelir. Yani Tanrıkulu mealen diyor ki; dağ kadrolarında pişmiş, deneyimli, örgütçü ve mücadeleci kadrolar artık TBMM’de, belediyelerde, derneklerde ve sendikalarda halkı örgütleyerek son darbeyi indirsin, siz de sesinizi çıkarmayın. Allah akıl fikir versin!

Açıklama, Türkiye’de kaosun, bölünmenin ve parçalanmanın başlatılacağının işaret fişeğidir. Böyle bir durumda 25 yıllık “grand theft” unutulur, sorumluları çuvallara doldurdukları son kırıntılarla birlikte toz olur ve fatura safın safı Özgür Özel’e çıkar. Tabii Özgür Bey’in akıl hocaları asla hesap ödemez. Özgür Bey’in etrafındaki görevliler, sonunda papazın Özgür Bey’in elinde kalacağını gayet iyi bilirler.

Olan biten, sözde Türkiye’de silahsızlanma – entegrasyon – demokratikleşme üçlüsünün tartışıldığı yeni dönemin parçasıdır. Bunun ilk aşamasını Helsinki’de Bülent Ecevit’e yaptırdılar. İkinci aşamasında görev AKP’nindi. Ama görevlendirdikleri proje ile ilgilenmek yerine başka işlere dalınca işler uzadı. Kovboy tabancalarını çekti. Şimdi bütün siyaset, senaryosu yazılmış bu oyunu oynuyor. Neticede hepsi birbirini tanıyor ve aynı suçun ortağı. Nasıl olsa parti değiştirmelerle giydikleri formanın da bir önemi kalmadı.

Yürüyün evlatlarım, kim tutar sizi. Hanginiz önce parçalayacak bakalım vatanı.

Kendi görüşümüzü (ki taraflı bir görüştür; ailemden, eğitim ve öğrenimimden, meslek yaşantımdan aldığım görüşlerin açıortayıdır) açıkladıktan sonra tarafsız bir analiz yapmaya da gayret edeceğiz. Yani şartlar ne olursa olsun tam bir kurmay durum muhakemesi yapacağız.

Tanrıkulu ne dedi? Açıklamanın tam anlamı nedir?

Silah bırakan PKK’lilerin siyaset yapma hakkı

Tanrıkulu, örgütün silahlı mücadeleyi bıraktığını ve kendi hukukuna göre kendisini feshettiğini söyleyerek, silah bırakan kişilerin siyaset yapacağını ve bunun yasal güvenceye bağlanması gerektiğini belirtti.

PKK’nın sözcülüğünü yapan Tanrıkulu sadece saçmalamıyor, aynı zamanda da meydan okuyor. Çünkü Türkiye’de siyaset yasağının yasal zemini, üç temel kaynağa dayanır:

  1. Anayasa (Md. 67, 76, 84) – Seçilme yeterliliği ve milletvekilliğinin düşmesi
  2. Siyasi Partiler Kanunu (SPK) – Parti üyeliği ve kuruculuğuna ilişkin yasaklar
  3. Ceza hukuku + mahkeme kararı – Belirli suçlardan mahkûmiyet sonrası getirilen yasaklar

Tanrıkulu, Türk siyasi ve hukuki sisteminin temeline TNT kalıbı yerleştiriyor.

• “Siyaset yapma iradesinden vazgeçmediler” vurgusu

Bu ifade, PKK’nin silahlı mücadeleyi bıraksa bile siyasal taleplerinin devam ettiğini kabul eden bir çerçevedir. Tanrıkulu, bu taleplerin demokratik siyaset içinde karşılanması gerektiğini savunuyor.

Yani PKK, kendi hiyerarşisine uygun olarak TBMM’de, belediyelerde ve her türlü örgütlenmede yer almalı diyor. Olur Paşam; askeriyede kaç kontenjan istersiniz? Kaçı orgeneral, kaçı korgeneral olsun?

• Çerçeve yasa talebi

Tanrıkulu, “Terörsüz Türkiye” sürecinin tıkanmaması için silahsızlanma – entegrasyon – siyaset süreçlerini düzenleyen bir çerçeve yasa çıkarılması gerektiğini söylüyor.

Tanrıkulu, “Çerçeve yasanın torba yasa gibi olmadığını, Anayasa dâhil pek çok yasanın da değişmesinin önünü açacağını bilmez mi? Hem de nasıl bilir?”

Bu açıklama PKK açısından ne anlama geliyor?

• Silahlı mücadeleden siyasal mücadeleye geçiş

Tanrıkulu’nun ifadesi, PKK’nin silahlı mücadeleyi bıraktığı ve siyasal alana geçişi hedeflediği yönündeki resmî söylemi güçlendiriyor.

• Silahların yakılması: Geri dönüşsüzlük mesajı değil

Tanrıkulu, Süleymaniye’deki “silah yakma töreni”nin önemini vurgulayarak, bunun geri dönüşü olmayan bir karar olduğunu söylüyor. Bu doğru değil. Tam da Tanrıkulu ve benzerlerine yakışan bir sahtekârlık denemesi. Göstermelik üç-beş bozuk silah yakılırken ABD, güney sınırlarımızın güneyinde PKK’ya binlerce ton silah, mühimmat ve donanım veriyor.

• Türkiye içinde silahlı unsur kalmadığı iddiası

Tanrıkulu, Türkiye’nin kara sınırları içinde silahlı PKK unsuru kalmadığını belirtiyor. Bu, sürecin “çatışma sonrası entegrasyon” aşamasına geçtiği iddiasıdır. Buna inanan var mıdır bilemiyorum ama en azından bu vatanın asker evlatları bu yalanı yutmaz. Çünkü onlar 15 Ağustos 1984’ten beri ateşi ve ihaneti gördüler, biliyorlar.

Bu açıklama Türkiye siyaseti açısından ne anlama geliyor?

1) Yeni bir çözüm süreci mimarisi

Açıklama, 2013–2015 çözüm sürecinden farklı olarak Meclis merkezli, yasal güvenceye dayalı, partiler arası mutabakat gerektiren yeni bir model öneriyor. Bunun tartışılması bile ülkede Cehennem’in kapılarının açılması anlamına gelir ki Baş Yüce’nin B planının da bu olduğunu düşünüyorum.

2) PKK’nin siyasal entegrasyonu tartışmasının resmileşmesi

Tanrıkulu’nun sözleri, PKK’nin silah bırakan kadrolarının siyasete katılmasının artık açıkça tartışıldığı bir döneme girildiğini gösteriyor. Bu açıklama aynı zamanda da iktidara, “Sizin yanınızda saf tutmaya devam edeceğiz. Cici muhalefete devam edeceğiz. Tamam, suçumuzu kabul ediyoruz, kantarın topuzunu kaçırdık. Bazı belediyeleri almamalıydık, ayıp ettik, bağışlayın.” mesajıdır.

3) Demokratikleşme – insan hakları – hukukun üstünlüğü paketi

Meclis komisyonunun raporunda (Şubat 2026) bu sürecin demokratikleşme adımlarıyla birlikte yürütülmesi gerektiği belirtilmişti. Hangi demokratikleşmeden bahsediyoruz? Hukukun topluca ırzına geçildiği bir vakada ve Tanrıkulu gibi PKK’lıların ve Hizbullahçıların bulunduğu bir Mecliste hangi adımları atacaksınız, paşam?

Bu açıklama neden tartışmalı?

• PKK’nin siyaset yapma hakkı tartışması

Türkiye’de PKK, devlet tarafından terör örgütü olarak tanımlanır. Bu nedenle “silah bırakan PKK’lilerin siyaset yapması” fikri hem hukuki hem toplumsal açıdan sert tartışmalara yol açıyor.

• Sürecin meşruiyeti ve toplumsal kabul sorunu

Toplumun küçük bir kısmı bunu “barış ve entegrasyon” olarak görürken, kahir ekseriyeti “PKK’ye siyasal alan açma” olarak değerlendiriyor.

Sonuç: Tanrıkulu’nun açıklaması ne anlama geliyor?

PKK’nin silahlı mücadeleyi bıraktığı ve kendisini feshettiğini iddia ediyor ki bunun teyit edilmesi mümkün değil. En azından silahlar nerede?

Silah bırakan PKK’lilerin siyaset yapma hakkının yasal güvenceye bağlanmasını istiyor ki bunun için Anayasa ve Siyasi Partiler Yasası başta olmak üzere pek çok yasada değişiklik yapılması gerekiyor. TBMM’nin figüran durumuna düşürüldüğü mevcut sistemde bu ne derece Türk halkının çıkarına olur, cevabını size bırakıyorum.

Türkiye’de yeni bir çözüm süreci – entegrasyon – demokratikleşme mimarisi aldatmacasıyla yeni bir rejimin inşasının işaretini veriyor.

Yeni rejimin meşruiyetini bugünkü karmakarışık, güçsüz ve yetersiz TBMM’ye tasdik ve tescil ettirmek istiyor.

Açıklama, Kürt meselesinin tarafı olan diğer grupları dışlayarak Türkiye’de PKK’nin siyasal entegrasyonu tartışmasını resmileştiriyor. Bu, Yeni Parti’nin tutumunun ne olacağının kesin delilidir.