2000’li yıllarda Türkiye’nin gündemi neredeyse tamamen türban tartışmaları etrafında şekilleniyordu. Ülkenin asıl sorunları bu tartışmanın gölgesinde kalıyor, kamuoyu bu kutuplaşmayla oyalanıyordu. Aradan geçen yıllara rağmen değişen çok fazla şey olmadığı görülüyor. Bugün de AKP ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dinî hassasiyetleri ve türban meselesini siyasette yoğun biçimde kullanmaları, kamuoyunun dikkatini ekonomik ve toplumsal sorunlardan uzaklaştıran bir etki yaratmaktadır.
25 yıllık AKP iktidarının sonunda gelinen noktada hukuk devleti ilkesine olan güven büyük ölçüde kaybolmuş, adalet mekanizması Erdoğan’ın iki dudağı arasında kalmış, ifade özgürlüğü konusunda ciddi tartışmalar yaşanmaktadır. Eğitim sisteminin tarikat ve cemaatlere teslim edildiği, emeklilerin giderek derinleşen yoksullukla karşı karşıya kaldığı, devlet kurumlarına duyulan güvenin aşındığı ve ekonomik sıkıntıların büyüdüğü sıkça dile getirilmektedir.
Bu koşullarda yapılacak bir seçimde iktidarın ciddi oy kaybı yaşayabileceği değerlendirilirken, CHP’nin 38. Olağan Kurultayı sonrasında yaşanan gelişmeler dikkat çekmektedir. Kurultayda Kemal Kılıçdaroğlu’nun kaybetmesiyle başlayan süreçte, CHP yönetimine yönelik siyasi ve hukuki tartışmalar yoğunlaşmıştır. Bu kapsamda gündeme gelen “mutlak butlan” tartışmalarının yalnızca hukuki bir mesele olmadığı, aynı zamanda siyasi sonuçlar doğurmayı amaçladığı açıktır.
Amaç; yerel seçimlerde önemli başarı elde eden CHP’yi yıpratmak, parti içinde Özgür Özel yönetiminin hareket alanını daraltmak ve hatta yok etmek, kamuoyunun dikkatini ise ekonomik kriz, yoksulluk, hukuksuzluk ve adalet sorunları gibi temel meselelerden uzaklaştırmaktır.
Kılıçdaroğlu ve işbirlikçi ekibinin önceliklerinin iktidar değişimini sağlamak değil, parti içindeki konumlarını korumak olduğu bilinmektedir. Bu nedenle “mutlak butlan” süreci, CHP içindeki güç mücadelesinin yanı sıra mevcut siyasi iktidarın devamına dolaylı olarak hizmet etmeyi amaçlamaktadır. Demirtaş’ın yıllardır hapis olması Kılıçdaroğlu’nun tutumunun sonucudur. Mühürsüz oylara ve 13 seçim kaybetmesine ilişkin herhangi bir özeleştiri vermemiştir. Kılıçdaroğlu ve işbirlikçi avanesi “temiz” geri kalan herkes “kirli”, yersen.
Sonuç olarak, mutlak butlan tartışmaları yalnızca bir hukuk meselesi değil, aynı zamanda Türkiye’nin siyasi gündemini şekillendiren ve kamuoyunun dikkatini farklı yönlere çeken bir araç olarak kullanılmaktadır.
Hani bir Fransız atasözü var ya, “gençler bilse, yaşlılar da yapabilse!” diye. Herkes kendi yolundan geçerek gideceği yere gidecek. Bu anlamda “mutlak butlan” gerçeğinde Kılıçdaroğlu ve işbirlikçi avanesinin gideceği yer tarihin çöplüğüdür.