Haberi Dinlemek için TIKLAYINIZ...!
Köşe yazılarımız, yazarlarımızın özgür iradesinde olup, kendi düşünce ve görüşleridir.

Kuşadası Kemerönü Rant Kurbanı Olmasın

Kuşadası son 40 yıldır hızlı bir betonlaşmanın esiri oldu. Aydın ilinin küçük ilçesi emlak rantına teslim oldu. Ne Davutlar şeftalisi kaldı, ne domatesi, ne de mis gibi zeytinyağı. Denizleri bile çöle döndü. Seksenli yıllarda balığa çıkanlar sadece olta ile bir kova balık tutarken şimdilerde birkaç balık tutabiliyorlar, tabi şansları varsa.
Kuşadası’nda yeşil alan olarak sadece Milli Park ile Kirazlı Yeniköy hattı ve farklı bir yapısı olan Kemerönü arazisi kaldı. İlçenin dağları bile emlak rantına kurban gitti. Elde avuçta kalan az miktardaki doğal alan için bir avuç duyarlı insan canını dişine takarak mücadele ediyor. Buna karşılık sermaye sahipleri ve onların işbirlikçileri her yeri talan etmek için mücadele ediyor.
Geçtiğimiz günlerde başta Ekodosd ve Kuşadası Çevre Platformu olmak üzere sivil inisiyatif, Kemerönü alanında yapılması düşünülen yapılaşma için basın açıklaması yaptı. Konu daha önce de gündeme gelmişti, biz de köşemizde yazmıştık.

Kemerönü konusunda yıllar önce emek veren, Kuşadası sevdalısı olan, Kuşadası için iki kitap yazan, tüm ömrünü bu kentin güzel ve sağlıklı olması için mücadeleye ayıran Müjgan Şavkay hanımefendi vardı. Kendi gayretleri ile 1990 yılında bu alanı yirmi yıllığına hazineden ağaçlandırma amacı tahsisini almıştı. Ancak 2011 yılında buraya villalar yapmak isteyen rantiyeciler bu tahsisin iptalini sağladı. Az önce yazdığımız gibi Ekodosd ve Kuşadası Çevre Platformu burasını sık sık gündeme getirerek yapılaşma olmaması için mücadele ediyor.

Hızla artan nüfus, aşırı yapılaşma, rantiyecilerin yüksek rant beklentisi, Kemerönü gibi doğal yaşam alanları üzerinde akıl almaz boyutlara ulaşan baskı oluşturmaktadır.
Kuşadası’nda doğal yaşam alanlarına yönelik katliamın en son örneği koskoca bir dağı TOKİ’den satın alıp üzerine binlerce ev yapan Eviz Yapı projesinde acı olarak görüldü.
Artık Kuşadası’nda son doğal yaşam alanı olarak kalan 240 dekarlık Kemerönü büyük tehdit altındadır. Bu nedenle, Kuşadası ilçe sınırları içerisinde yer alan mülkiyeti Maliye’ye ait Kemerönü Mevkii’nde yer alan fundalık vasfındaki doğal yaşam alanının korunması büyük önem taşımaktadır. İmar planlarında ağaçlandırma ve rekreasyon alanı olarak görünen alanın korunarak gelecek nesillere ulaştırılması için, koruma altına alınması artık şart değil, insanlık görevidir.

Bu amaçla Kuşadası’nda faaliyet yürüten sivil toplum örgütleri yoğun emek harcıyor. Bu emeğin Kuşadası’nda yaşayan her birey tarafından titizlikle desteklenmesi gerekiyor. Yoksa burası da yoğun baskıya karşı fazla direnemeyerek yok olup gidecek.
Kemerönü Mevkii, Bitki Coğrafyası açısından Akdeniz’de yer almasına rağmen sahip olduğu lokal mikroklimatik yapısı ile endemik karakterli bitkilere de ev sahipliği yapmaktadır.
Kemerönünde yapılan araştırmalar sonucunda, Kuşadası kent sınırları içerisindeki doğal bitki örtüsünün en güzel örneklerinden 400’e yakın bitki türünün varlığı, çok sayıda hayvan türünün bulunduğu bilinmektedir.
Ayrıca, Kemerönü çevresindeki doğal yaşam alanının denize inen kayalık yapısı içinde koruma altında olan Akdeniz Foklarına ait bir mağara ve içinde çok sayıda kaya güvercini barındıran mağaralar bulunmaktadır. Başta Akdeniz foku yaşam alanları olmak üzere, nesli tehlike altında bulunan memeli, kuş ve bitki zenginliği açısından hassas biyolojik çeşitlilik gösteren doğal alanın hiçbir koruma statüsü bulunmamaktadır.
Sonuç olarak, Kemerönü doğal bitki örtüsü, bünyesindeki çeşitli hayvan türleri ve kültürel değerleri ile Kuşadası’nda özel bir alanıdır. Tüm bunlara bağlı olarak, Kemerönü Mevkii doğal alanının “Tabiat Parkı” koruma statüsü kapsamında korunması ve geleceğe yönelik olarak ekolojik temellere dayalı planlarının yapılması alandaki doğal ve kültürel değerlerin ve peyzaj bütünlüğünün gelecek kuşaklara bozulmadan aktarılmasını açısından çok önemli ve gereklidir.
Kemerönü’nün yok olmama yolundaki çığlığını duyalım, ranta kurban olmasına izin vermeyelim, burayı korumak için elimizden geleni yapalım. Doğa elden giderse asla geri gelmez.
“Bütün sanat doğanın bir taklididir.” (Seneca)