Haberi Dinlemek için TIKLAYINIZ...!

Çocuklarımız Deneme Tahtası mı?

Türk Milli Eğitim Sistemi son yıllarda yapılan değişiklikler ile adeta yazboz tahtasına dönmüştür. Aslında eğitim sistemindeki dejenerasyon 1940’lı yılların sonunda başlamış, o tarihten itibaren ABD’li uzmanlarla birlikte günümüze kadar devam etmiştir.
1980 darbesini bir yana koyarsak, özellikle 2002 yılı kasımından beri eğitim sistemindeki değişmeler tavan yapmıştır. Bu dönemde Milli Eğitim’de değişmeyen ne kaldı diye sorarsanız, cevabımız kocaman bir hiç olacaktır. Liselerde öğrenim süresi değişmiş, haftalık ders sayıları neredeyse her yıl değişmiş, 8 yıllık kesintisiz ilköğretim ikiye bölünmüş. Okula başlama yaşı değişmiş, okul türleri değişmiş, kısaca eğitim adına ne varsa değiştirmişiz.

Bu kadar müdahaleye ve değişikliğe eğitim sistemimiz nasıl dayansın ki? Eğitimimizin Türklüğü mü kalır? Milliliği mi kalır? Sistemi mi kalır? Düzgün bir eğitimi mi kalır? Bu süreçten kaç evladımız zarar görmüştür? Üniversitelerimiz yeterince gelişebilmiş midir? Yüzlerce soru yazabiliriz. Ama görünen o ki doğrudan ve dolaylı olarak milletimiz ve geleceğimiz zarar görmektedir.
Eğitim adına dibe vuruşun son ayağı taşımalı eğitimin sona erdirilmesi oldu. Bu konuda İlk tepki Söke’de başladı, protesto ulusal basında yer aldı. Bir çok ilde tepki olmasına rağmen hükümet geri adım atmadı.
Çözüm için değişik öneriler ortaya atıldıysa da, sonuç çıkmadı. Çözüm köy okullarının yeniden açılması ve köylere öğretmen gönderilmesi, ya da yeniden taşımalı sisteme geri dönülmesidir.


Burada asıl mağdur olan kız öğrenciler olmuştur. Öğrenci velileri mağdur olmuştur, geleceğimiz zarar görmüştür. Taşımalı eğitim ile öğrencilere verilen öğle yemeği de bitmiştir. Kırsal alanda yaşayan velilerin çoğu maddi olarak taşıma ve beslenme giderlerini karşılayamadığı için çocuklarını okula göndermekten vazgeçmiştir.
Bugün Veli Der tarafından, “Çocuklarımız kimsenin projesi değil, ülkenin geleceğidir” başlığı ile basın açıklaması düzenlendi. Eğitim Sen Aydın Şubesi’nde gerçekleşen Basın Açıklamasını Şube Girişim Sözcüsü Tanju ZAFER okudu.
Açıklamada 23 yıllık süreçte Milli Eğitim Sistemi’nde gerçekleşen değişimler anlatıldı. Çocukların okuldan uzaklaştırıldığı, köy okullarının kapatıldığı, zorunlu eğitimden kaçışın önünün açıldığı, mesleki eğitim ile çocuk işçiliğinin önünün açıldığı, zorunlu seçmeli din dersleri ile öğrencilerin ders seçme hakkının ellerinden alındığı, halk üzerinde baskı kurulduğu, atanamayan on binlerce öğretmenin mağdur olduğu, ikili öğretimin azalacağına arttığı, eğitime ayrılan bütçenin azaldığı, öğrencilere ücretsiz yemek ve su verilmesinin gerekli olduğu, özel okulların teşvik edilmesinin yanlış olduğu, bakanlığın başarısız olduğu, okullarının siyasetten arındırılması gerektiğini açıkladılar.
Basın açıklaması sonrasında veliler adına Milli Eğitim Bakanlığına Sembolik Karneyi Şube Girişimi yetkililerinden Mustafa YAVUZ okudu. Karnede, bakanlığın başarısız olduğu ve görüş kısmında ise istifa etmesinin zorunlu olduğuna yer verildi.
Basın açıklaması toplantıya katılan demokratik kitle örgütleri ile söyleşi ile sona erdi.
Eğitim her şeyin başıdır. Eğitim ile bu kadar oynayarak geleceğimizi tehlikeye atıyorlar. Çocukların iyi eğitim alması, devlet tarafından verilen eğitimin laik, bilimsel, parasız ve eşit olması gerekir.

“Eğitimin gerçek tek amacı, insanı sürekli sorular sorar bir durumda tutmaktır.” (Bishop Creighton)