Haberi Dinlemek için TIKLAYINIZ...!

LEMAN DERGİSİ HABER MÜDÜRÜ ASLAN ÖZDEMİR TUTUKLANDI


İfade özgürlüğü bir kez daha yargı önünde

İstanbul – 13 Temmuz 2025

Türkiye’nin önde gelen mizah dergilerinden LeMan’ın Yazı İşleri Müdürü Aslan Özdemir, hakkında yürütülen bir soruşturma kapsamında İstanbul Havalimanı’nda gözaltına alındıktan sonra tutuklandı. Karar, ifade özgürlüğü tartışmalarını yeniden alevlendirdi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, LeMan dergisinin 26 Haziran 2025 tarihli sayısında yer alan bir karikatür nedeniyle “halkı kin ve düşmanlığa tahrik etme” ve “dini değerleri aşağılama” suçlamalarıyla soruşturma başlatmıştı. Karikatürün yayımlanmasının ardından derginin çizeri, grafikerleri ve yazı işleri çalışanları gözaltına alınmış; bazıları tutuklanmıştı.

Yurt dışında bulunan Aslan Özdemir hakkında ise yakalama kararı çıkarılmıştı. Geçtiğimiz günlerde Fransa’dan Türkiye’ye dönen Özdemir, İstanbul Havalimanı’nda gözaltına alındı ve Çağlayan Adliyesi’ne sevk edildi. Sulh Ceza Hakimliği tarafından tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Dergiden ve Avukattan Açıklama: “Düşünce değil, mizah yargılanıyor”

LeMan dergisi, tutuklamaların ardından yaptığı açıklamada, “Yayımlanan karikatür, bir inanç figürünü değil, savaş mağduru bir Müslüman insanı resmediyordu. İnançlara hakaret değil, empati çabası vardı” ifadelerine yer verdi. Avukatlar ise Özdemir’in olay tarihinde Türkiye’de bulunmadığını ve tutuklama gerekçesinin hukuki değil, tamamen siyasi olduğunu savundu.

Basın ve Hukuk Dünyası Endişeli

Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) ve Basın Konseyi başta olmak üzere birçok meslek kuruluşu tutuklamaya tepki göstererek “Karikatürler mizahın sesidir; susturulamaz” açıklamalarında bulundu. Hukuk çevrelerinden gelen eleştirilerde ise ifade özgürlüğünün Anayasa güvencesinde olduğuna dikkat çekildi.

İfade Özgürlüğü Yine Sınavda

Son yıllarda sanatçılara, gazetecilere ve mizahçılara yönelik artan soruşturmalar, Türkiye’deki ifade özgürlüğü atmosferini yeniden gündeme taşıyor. Leman davası, sadece bir derginin değil; mizahın, eleştirinin ve özgür düşüncenin yargılandığı bir sürece dönüşme riski taşıyor.

Kamuoyunun vicdanı bir kez daha soruyor: Eleştiri sınırları nerede başlar, baskı nerede biter?