Lozan’ın Gölgesinde Kurulan Masa: Kuşadası’nda Kültür Kimin Elinde?

Cumhuriyet’in temellerini atan Lozan Anlaşması’nın 102. yılı…
Bu ülkenin tapusunun tescillendiği, kapitülasyonların tarihe gömüldüğü bir diplomatik destan…
Ve bu tarihi gün, Kuşadası’nda Rotary Kulübü ile birlikte anılıyor.

Yanlış duymadınız.
Rotary…
Yani Türkiye’de ve dünyada masonik yapılanmalarla ilişkilendirilen, “hizmet” görünümünde ama mahiyeti çoğu zaman sorgulanan bir kulüp.
Yanında kim var?
Elbette Kuşadası Belediyesi.
CHP’li kimliğiyle Atatürk’ün yolundan gittiğini söyleyen bir belediye yönetimi.

Peki perde arkası?
Orada da karşımıza sürekli çıkan, ama içeriği hep flu kalan bir yapı daha var:
KUSAV – Kuşadası Kültür Sanat Vakfı.
Adı sanat, ama faaliyetlerinde sanatçıdan çok sponsorlara yer var.
Adı kültür, ama temsiliyetinde yerel sanatçılara, halk kültürüne ya da akademik paydaşlara rastlamak güç.
Vakfın başında kim var?
Kuşadası Mason Derneği Başkanı.
Üstelik kendisini “mimar” olarak tanıtan bu şahsın diplomasına dair ciddi şüpheler var. Mimarlar Odası’nda kaydı yok, mesleki geçmişi muamma… Buna rağmen vakıf başkanı sıfatıyla Altın Güvercin’den tutun heykel yarışmalarına, belediyenin tüm kültürel organizasyonlarına kadar her alanda “uzman” gibi boy gösteriyor.
Ve bütün bu yapı, kamusal denetimin dışına çekilmiş durumda.
2023 Sayıştay raporuna göre KUSAV, belediye kaynaklarıyla ilişkili olmasına rağmen denetlenmemiş. Çünkü “denetim alanımızda değil” denilmiş. Ne kadar rahatlatıcı(!)

Şimdi soralım:
📌 Cumhuriyetin temelini oluşturan Lozan gibi bir günün Rotary ile anılması, milliyetçilikle ya da halkçılıkla nasıl bağdaştırılabilir?
📌 Belediyeye göbekten bağlı bir vakfın başında, diploması tartışmalı, mason derneği başkanı bir figürün olması, kamu ahlakı açısından nasıl değerlendirilebilir?
📌 Kültür ve sanat, artık yerel halktan, sanatçılardan ve üreticilerden alınarak, simgesel figürlerin ve bağlantılı ağların kontrolüne mi devredilmiştir?
📌 Ve bütün bunların ardından, etkinlik afişlerinde Mustafa Kemal Atatürk’ün siluetini kullanmak, neyin örtüsüdür?
Bu tablo, sadece bir yerel organizasyon meselesi değil. Bu tablo, kamu kaynaklarının kimlerin eline teslim edildiğinin; kültürün nasıl kurumsal bir sis perdesiyle yönetildiğinin; Atatürk’ün mirasının kimlerce istismar edildiğinin göstergesidir.
Kuşadası halkı bu soruları sormak zorundadır.
Çünkü mesele bir etkinliğe kimin sponsor olduğu değil; hangi zihniyetin, hangi ilişkiler ağıyla kültürel alanı tahakküm altına aldığı meselesidir.

Ve yine soralım:
Kuşadası’nda kültür, halkın mı? Yoksa bir localar rejiminin makyajlı vitrini mi oldu?
















































